Cuma, 17 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 15 Nisan 2026 19:33
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Viktatörün sandıkla gidişi!-Mustafa Balbay (Cumhuriyet)

“Macaristan’da son beş seçimi kazanıp 16 yıl başbakanlık yapan Viktor Orban altıncı seçimi kaybetti. 12 Nisan 2026, Orban’ın sonsuz olacağını düşündüğü iktidarı 45 yaşındaki Peter Magyar’a devrettiği gün olarak tarihe geçti.

Özellikle 2018 ve 2022 seçimlerinin ardından sistemli biçimde ülkesindeki demokrasiyi geriye götüren Orban’a adından benzetme yapılarak şu yakıştırma yapılmıştı:

Viktatör!

Hem demokrasinin içindeymiş gibi görünmek hem demokrasinin canına okumak, böyle bir tarifle anlatılabilirdi. Bu bağlamda Orban’ın sandıkta devrilmeyeceği kanısı da yerleşmeye başlamıştı. Orban iktidarını sonsuz kılacak formülü bulmuştu:

– Medyanın yüzde 90’ını ele geçir. Çatı örgüt kurup tek elden kontrol et.

– Ülkenin varlıklarını uluslararası tekellere ve küresel yapıya peşkeş çek. Böylece onlar senin “güçlü lider” imajını diri tutsun.

– Parlamentonun etkisini adım adım azalt. Covid 19’u bahane edip yasa çıkarma ve yürürlükteki yasaları kaldırma yetkisini üzerine al.

Yukarıdaki formüle karşı muhalefetin güçleri birleştirme çabası, özellikle 2022 seçimlerinde sonuç verecek gibiydi. Altı parti Orban’a karşı birleşmişti, olmadı.

2026 seçimlerine giderken sahneye Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) lideri Peter Magyar çıktı. Bütün partilerin birleşip ortak hareket etmesi yerine bir partinin tüm muhalefet tarafından desteklenmesi diye özetlenebilecek bir yol izledi.

Magyar’ın vaatleri toplumda kısa sürede karşılık buldu. Birkaçını sıralayalım:

– Demokrasinin adım adım geriye gidişine neden olan tüm uygulamalara son vereceğim. Avrupa değerleri zeminimiz olacak.

– Devlet televizyonunun haber merkezini lağvedeceğim. Daha özgür bir medya ortamı oluşacak.

– Başbakanlığı iki dönemle sınırlayacağım.

– Devlet kadrolarındaki iktidar partisi yapılanmasına son vereceğim.”

Yaktın dövizi dönüş yok artık geri-Murat Muratoğlu (Nefes)

“Türkiye’de ekonomi yönetiminin tek derdi algı… Nitekim sorunu çözmeye çalışmıyorlar, üstünü örtmeye çalışıyorlar. Binanın çatlak duvarlarını boya sürerek kapatıyorlar.

Bunlar klasik muhalif eleştirileri değil… Matematik destekli gerçekler… Zira Şubat 2026 itibarıyla yıllık 35.4 milyar dolara çıktı. Mal ticaret açığı büyüdü, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70’e kadar indi.

Hizmet gelirleri, özellikle turizm ve taşımacılık, açık veren kasaya çare olamadı. Yani memleket yine ürettiğinden çok tüketti, yine kazandığından daha fazla harcadı, yine bulduğundan çok döviz kaybetti.

“İyi de dünyada yer yerinde oynuyor. Bu zamanda bu kadar açık kadı kızında bile olur” diyen çıkacaktır elbet ama bu rakamlar savaş başlamadan önce yediğimiz hurmalar…

Üretim yapımız öyle bir bozulmuş, sistemsizliğimiz öyle bir kökleşmiş ki, dışarıdan hammadde almadan çivi bile çakamıyoruz.

Üretmek için ithal et, ithal etmek için döviz bul, döviz bulmak için daha fazla borçlan… Tam bir kısırdöngü!

Buradaki asıl mesele açık vermek değil yalnızca… Açığı nasıl kapattığımıza da bakmamız gerekiyor aslında…

Ülke vardır açık verir ve bunu uzun vadeli yatırımla, teknolojiyle, üretim gücüyle taşır. Eyvallah… O zaman dersin ki “Tamam, geleceğe yatırım yapıyor.”

Ya biz? Doğrudan yatırım hak getire… Buna karşılık portföy girişi, krediler ve rezerv kullanımı önde… Özetle, kalıcı sermaye gelmiyor. Tefeci geliyor. Yatırımcıyı kovup tefeciyi davet eden de bizzat ülke yönetimi…

Nasıl yani? Uzun vadeli yatırımcıya hukuk, öngörülebilirlik, kurumsallık sunmak gerekir. İyi de bu durum mevcut yönetimin değişmesini gerektirir. Nitekim sistemi kendi çıkarlarına göre ayarlayıp hayata sokan yönetimin menfaatidir… Buna bile bile lades denir.”

Her Orban’ın bir de halkı var-Umur Talu (T24)

“Mehmet Türkmen, sendikacı. Gaziantep’te işçilerin hakkını vermeyen bir halı fabrikasındaki işçilerle omuz omuza oldu. Tutuklandı. Fabrika sahibi “iktidara yakın” biliniyor.

Macaristan’da “kemikleşmiş” Orban iktidarı sandıkta çözüldü, gitti, bitti.

Esra Işık, muhtar annenin kızı; Akbelen’de maden için zeytin ağaçlarının, topraklarının, evlerinin istila, işgal ve yıkımına karşı direnen ve ses veren köylülerden. Tutuklandı. Maden ve kâr-rant muhterisi büyük holding “iktidara yakın” biliniyor.

Macaristan’da “kemikleşmiş” Orban iktidarı sandıkta çözüldü, gitti, bitti.

Başaran Aksu, sendikacı. Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Tutuklandı. “İktidara yakın bilinen holding” siparişi gibi oldu!

Macaristan’da “kemikleşmiş” Orban iktidarı sandıkta çözüldü, gitti, bitti.

Doğukan Akan, sendikacı. Başaran Aksu’nun tutuklanmasına tepki gösterdi. Tutuklandı. “İktidara yakın holding siparişi”nden öte oldu!

“Sınıf savaşı”nın iktidar ve ikti-kâr ittifakı böyle bir şey olmalı. Tercümesi böyle.

Macaristan’da “kemikleşmiş” Orban iktidarı sandıkta çözüldü, gitti, bitti.

Trump’ın çok sevdiği faşizan iktidar liderlerinden Orban’ın hiç gitmez, hiç bitmez sanılırken eriyişi aslında (“Dünyanın Tozunu Atalım!” kitabımda da sıraladığım bir “yeni dalga”dan) belliydi. Faşizm, faşizanlık bir “heyula” ise, dünyanın her köşesinde, bilhassa Avrupa ve ABD’de de, hatta İsrail’de bile kısmen, “karşı heyula” da harekete geçiyor.

Trump-Netanyahu saldırganlığı, Gazze soykırımı ve İran’a saldırı, çeşitli ülkelerdeki “milli” faşizanlıklara karşı uyanışı, direnişi de “enternasyonalleştiriyor.”

Orban rejimi “tutuklanan gazeteciler, sendikacılar, işçiler, gençler” ile biliniyordu. Artık daha iyi bilindiği için “iyi” bilinmeyecek!”

Kurtulmuş: PKK’nın silah bırakmasında gecikme var-İsmail Saymaz (halktv.com.tr)

“Parlementolar Arası Birlik’in (PAB) 152. genel kurulu, 15 – 19 Nisan’da Türkiye’de yapılıyor.

Teması ‘Gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti temin etmek’ olacak.

TBMM’nin ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilecek olan PAB’ın bugüne kadarki en yüksek katılımlı toplantı olması bekleniyor.

155 delegasyon üyesi kayıt yaptırdı.

77 meclis başkanı ve 800 milletvekili katılıyor.

Bu çerçevede Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nun ikinci toplantısı yapılacak. Bu toplantıya en az 30 ülkenin katılacağı hesap ediliyor.

Türk Devletleri Parlamenterler Asamblesi ile Azerbaycan’nın öncülük ettiği Bağlantısızlar Hareketi’nin toplantıları olacak. Kadın ve genç parlamenterler de biraraya gelecek.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, PAB genel kurulu öncesi dün aralarında benim de olduğum bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı.

-“Ramazan Bayramı’ndan sonra Mecliste demokratikleşme ve Terörsüz Türkiye yasaları görüşülmeye başlar” demiştiniz ama başlanmadı. Bu gecikme niye oldu ve ne zaman görüşmeler başlar?

-Önce partilerin kendi hazırlıklarını bitirmesi lazım. Bunu biraz daha netleştirmek lazım. Buradaki esas mesele, örgütün tamamen silah bırakması ve tasfiye sürecinin daha görünür hale gelmesidir.

-Silah bırakma askıya mı alındı, gecikti mi?

-Evet, bir gecikme var tabi. Milli İstihbarat Teşkilatımız, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz takip ediyor. Öncelikle sürecin en azından tatminkar düzeyde sürdürüldüğünün görülmesi lazım.

-Ne zamana yetişir düzenlemeler?

-Benim kanaatim, meselenin hızlanması lazım. Uluslararası konjonktürde aleyhimize veya bölgenin aleyhine olacak bir gelişme bu süreci de etkiler. Onun için bir an evvel bitirmekte fayda var.”

Savaşların ekonomik maliyeti-Hayri Kozanoğlu (BirGün)

“Şüphe yok ki, savaşların en hazin ve can yakıcı yönü insani maliyetidir. Ayrıca savaş ortamında toplumların ruhunda açılan yaraların, tahrip edilen aslında tüm insanlığa ait olan tarihsel mirasın bedelini de dolarla ölçmek olanaksızdır. Ancak biz bugün işin biraz kolayına kaçacağız, savaşların ekonomik maliyeti üzerine odaklanacağız. Özellikle, saldırgan güç ABD’ye İran seferinin yüklediği mali fatura üzerinde duracağız.

Trump yönetimi, Kongre’den İran harekatının maliyetini karşılamak için 200 milyar dolar ek ödenek talep etti. Bu rakam bütçenin yüzde 2,7’sine denk geliyor. CounterPunch sitesinde yazan Dean Baker, böyle “büyük bir dava” için 200 milyar dolarlık faturayı aşırı görmeyen turuncu saçlı başkanın, tasarruf önlemleri kapsamında, bunun küsuratı bile olmayan kamu televizyon yayınlarının 550 milyon dolarlık ödeneğini kestiğini hatırlatıyor.

Baker’a göre, 2001’de askeri bütçe GSYH’nin yüzde 3’üydü. Afganistan savaşı başlamasaydı, birkaç yılda bu oranın yüzde 2,7’ye kadar düşürülmesi bekleniyordu. Irak işgali de eklenince 2010’da silah harcamaları GSYH’nin yüzde 4,6’sına yükselmişti. Sırf artış miktarı 600 milyar doları buluyordu.

Şimdi Trump, savaş bütçesinin GSYH’nin yüzde 5’ine, yılda 1,5 trilyon dolar düzeyine çıkartılmasını planlıyor. Bu hane başına 12 bin dolarlık bir yük demek. (Dean Baker, CounterPunch.org, Lessons From the Iran War: Making Enemies Makes Us Poorer, 6 Nisan 2026).

Trump, bugün “Medicaid ve Medicare’in (65 yaş üstü ve yoksullara yönelik iki ayrı sağlık sigortası programı) maliyetini karşılamamız olanaksız. Bizim tek önceliğimiz askeri güvenliği sağlama almak” dedi. (Aslında AKP sözcülerinin emekli bayram ikramiyesi için “kaynak yok” söylemine ne kadar benziyor değil mi?)”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Hayaller ve kaçınılmaz gerçekler
Sonraki Makale BirGün 22 yaşında

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
17 Nisan 2026
Günlük

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
16 Nisan 2026
EditörGünlük

“Dik dur eğilme…”

Medya Günlüğü
16 Nisan 2026
EditörGünlük

Özkök demans mı oldu?

Medya Günlüğü
16 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?