Sosyal medyadaki bir paylaşımı sonrası tutuklanan Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, Türkiye’de son yıllarda güvenlik, dış politika, denizcilik ve siyaset konularında yaptığı açıklamalarla sık sık gündeme gelen isimlerden biri kişi.
Uzun yıllar Türk Deniz Kuvvetleri’nde görev yapan Ertürk, askerlik kariyerinin ardından, özellikle Türkiye’nin güvenlik politikaları, NATO, ABD, Rusya, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Cumhuriyetin temel ilkeleri üzerine yaptığı değerlendirmelerle tanınan bir isim haline geldi.
10 Nisan 1957’de Trabzon’da doğan Türker Ertürk, 1971 yılında Heybeliada’daki Deniz Lisesi’ne girdi. Ardından Deniz Harp Okulu’nu bitirerek 1979 yılında Türk Deniz Kuvvetleri’nde subay olarak göreve başladı.
Meslek hayatının önemli bir bölümünü denizde geçiren Ertürk, yaklaşık 15 yıl boyunca gemilerde görev yaptı ve üç harp gemisinin komutanlığını üstlendi. Daha sonra çeşitli karargâh ve komuta görevlerinde bulundu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde görev yapan Ertürk, Deniz Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi eğitimlerinin ardından İtalya’nın Roma kentindeki NATO Savunma Koleji’nde de eğitim aldı.
2000-2003 yılları arasında Londra’da Türk Silahlı Kuvvetleri ve Deniz Askerî Ataşesi olarak görev yaptı. Ardından Eğitim Filotillası Komodorluğu ve Deniz Harp Okulu Öğrenci Alay Komutanlığı görevlerinde bulundu.
30 Ağustos 2006’da tuğamiralliğe terfi eti, Karadeniz Bölge Komutanlığı yaptı. 2008 yılında ise Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevine getirildi.
Ertürk’ün kamuoyunda daha geniş biçimde tanınması, 2010 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden istifa etmesinin ardından başladı.
O dönemde Balyoz soruşturması ve Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki gelişmeler Türkiye’nin en önemli gündem maddeleri arasındaydı. Deniz Harp Okulu Komutanı olarak görev yapan Ertürk, Ağustos 2010’da görevinden ayrıldı.
Ertürk, daha sonraki açıklamalarında, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik yürütüldüğünü düşündüğü süreçlere ve dönemin komuta kademesinin tutumun eleştirdi.
Bu istifa, onun hayatında yalnızca askerlik kariyerinin sonu değil, kamuoyu önündeki ikinci döneminin de başlangıcı oldu.
Emekliliğinin ardından televizyon programları, konferanslar, gazete yazıları ve sosyal medya aracılığıyla kamuoyundaki tartışmalara katılmaya başladı.
Özellikle dış politika ve güvenlik meselelerinde sert ve açık ifadeler kullanmasıyla tanındı.
Ertürk’ün değerlendirmelerinde öne çıkan başlıklardan biri Türkiye’nin NATO ve Batı dünyasıyla ilişkileri oldu. ABD’nin bölgesel politikaları, NATO’nun genişlemesi, Karadeniz’deki gelişmeler ve Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesi konusunda çoğu zaman eleştirel bir çizgi izledi.
Türkiye’nin dış politikada daha bağımsız ve çok yönlü bir strateji izlemesi gerektiğini savunan Ertürk, ülkenin askerî ve siyasi kararlarında ulusal çıkarların belirleyici olması gerektiğini vurgulayan isimlerden biri.
Bir deniz subayı olarak Ertürk’ün kamuoyundaki değerlendirmelerinde denizcilik ayrı bir yer tutuyor.
Türkiye’nin Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarının korunması gerektiğini savunan Ertürk, deniz gücünün yalnızca askerî değil, aynı zamanda ekonomik ve jeopolitik bir unsur olduğuna dikkat çekti.
Bu nedenle yaptığı açıklamalarda Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Karadeniz’in güvenliği, Ege’deki sorunlar, Doğu Akdeniz’deki enerji ve deniz yetki alanları gibi konular sık sık yer aldı.
Türkiye’nin denizlere sırtını dönmemesi gerektiğini savunan Ertürk, ülkenin gelecekteki güç mücadelesinde deniz stratejisinin daha önemli hale geleceği görüşünde.
Ertürk, emeklilik döneminde yalnızca askerî ve stratejik değerlendirmeler yapan bir isim olarak kalmadı.
2019 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne katıldı. Ancak sonraki yıllarda siyasi gelişmeler ve özellikle dış politika konusunda CHP yönetimine yönelik eleştirilerini de kamuoyu önünde dile getirdi.
Bu yönüyle, kendi görüşlerini doğrudan ifade eden bir siyasi ve stratejik yorumcu olarak öne çıktı.
Türkiye’deki laiklik tartışmaları, Cumhuriyetin temel ilkeleri, eğitim sistemi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapısı da Ertürk’ün sık sık görüş bildirdiği alanlar arasında bulunuyor.
Ertürk’ün kamuoyundaki etkisinin bir nedeni de kullandığı açık ve zaman zaman sert dil.
Türkiye’nin dış politikası, iktidarın uygulamaları, ABD ve NATO politikaları ya da muhalefetin tutumu konusunda yaptığı değerlendirmeler çoğu zaman destekleyenler kadar eleştirenlerin de dikkatini çekiyor
Ertürk, özellikle “bağımsızlık”, “ulusal egemenlik”, “Cumhuriyet” ve “emperyalizm” kavramlarını merkezine alan bir siyasi dil kullanıyor.
Bu nedenle bazı çevreler tarafından ulusalcı ve antiemperyalist çizginin öne çıkan temsilcilerinden biri olarak görülürken, eleştirmenler ise bazı değerlendirmelerini fazla sert veya ideolojik buluyor.
Ertürk’ü diğer birçok emekli askerî isimden ayıran özelliklerden biri, kamuoyu önündeki görünürlüğünü yıllar boyunca sürdürmesi.
Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik ortam, Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun geleceği, Karadeniz’in güvenliği, Orta Doğu’daki gelişmeler ve Türkiye’nin dış politikadaki yön arayışı, onun uzmanlık alanına giren konuları yeniden gündemin merkezine taşıyor.
Ertürk, bu gelişmeleri yalnızca güncel olaylar üzerinden değil, Türkiye’nin uzun vadeli devlet ve güvenlik politikaları açısından değerlendirmeye çalışıyor.
Fotoğraf: Sputnik
Diğer “portre” yazılarını okumak için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
