Sadece Şara’dan değil, Putin’den de ters köşe…
Siyasi iklimin bu denli yoğun, kartların yeniden karıldığı bir dönemde, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve Dışişleri Bakanı’nın Moskova’da Putin ile görüşmesinin anlamı, protokol fotoğraflarının çok ötesinde.
Kremlin’den servis edilen açıklamalara ve kapalı kapılar ardındaki havaya baktığımızda, Rusya’nın Suriye’de “bekle gör” politikasını ne denli ustaca ve başarıyla sürdürdüğünü görüyoruz. Moskova, bir taraftan Trump’ın önüne taş koymuyor; zira Putin’in hem Ukrayna hem de Rusya-ABD ilişkilerinin geleceği için Trump’tan beklentileri hayli yüksek. Diğer taraftan Trump, Avrupa’daki savaşı ve transatlantik krizini adeta “çekirdek çitleyerek” izliyor. Grönland dahil topa pek girmiyor, enerjisini saklıyor.
İşte bu boşlukta, Putin ile Şara arasındaki görüşme, bölgedeki yeni “statüko”nun ilanı gibi.
Kremlin tutanaklarının şifreleri
Bugün Kremlin’den yapılan açıklamayı dikkatle okuduğumuzda, Putin’in vurguları çok net. İkili ilişkilerin 1944’e dayanan köklerine atıf yapması, “devletlerarası düzeyde hiç karanlık sayfa olmadı” demesi, Şam yönetimine verilen tarihsel ve sarsılmaz desteğin altını çiziyor.
Ancak asıl can alıcı nokta, Putin’in “Suriye’nin toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi” konusundaki tebrikleri. Putin, Fırat’ın ötesi entegrasyonunu, toprak bütünlüğü yolunda atılmış en önemli adım olarak nitelendiriyor. Şara ise buna karşılık, Suriye’nin yaptırımlar aşamasını aştığını ve artık toprakların birleştirilmesi sürecine odaklandıklarını belirtiyor.
Bu ne demek?
Moskova, Şam’ın sahadaki hakimiyetini perçinlemesini ve ülkenin tamamında kontrolü sağlamasını “ekonomik ve siyasi bir zafer” olarak kodluyor.
İsrail ve güney cephesi
Madalyonun diğer yüzünde İsrail var. Rusya, İsrail ile olan o “özel” ilişkilerini, konjonktür ne olursa olsun sürdürüyor. Putin, şu an sessiz sedasız İran-İsrail geriliminde arabuluculuk rolünü üstlenmiş durumda.
Daha da ilginci; Rusya, hem Şara hem de Netanyahu tarafından Suriye’nin güneyinde Rus askeri polisinin devriye faaliyeti için çağrı yapılmasını sağlamış görünüyor. Bunu Moskova adına muazzam bir diplomatik başarı olarak not etmek gerek. Düşünün; birbirine düşman iki başkent, güvenliği Rus askerine emanet etmek istiyor.
Kürtler ve Lavrov’un beklediği özür
Gelelim denklemin en kırılgan halkasına: Kürtler.
Rusya Suriye’deki bu son baş döndürücü gelişmelere ilişkin tek bir açıklama yapmadan süreci izledi. Sessizlik hakim. Kim ne derse desin, sanırım Sergey Lavrov, Kürtlerden hâlâ o “özrü” bekliyor. Moskova’nın hafızası güçlüdür, yapılan tercihleri unutmaz.
Bir düzeltme ve Ankara’ya uyarı
Burada kendime de bir not düşerek, VIA TV’deki “Dış Hatlar” programında dile getirdiğim bir hususa tekrar değinmek isterim.
Halep’teki çatışmalar ilk patlak verdiğinde, güvenilir bir kaynaktan aldığım bilgiye dayanarak, ancak, bilgiyi yanlış yorumlayarak, Rusya’nın arabulucu olarak devreye girmek üzere olduğunu ifade etmiştim. O anki okumam, Kürtlerin sıkışıp Rusya’dan talepte bulunduğu yönündeydi.
Ancak, meğer kazın ayağı öyle değilmiş.
Rusya’yı bilgilendiren, süreci yöneten bizzat Şam yönetimiymiş. Şara ve Saray ekibi, Moskova’ya süreç hakkında, özellikle de ABD’nin ve daha da önemlisi Türkiye’nin Şam üzerindeki etkisi konusunda çok detaylı bir brifing vermiş.
Yani Şam, “Ben buradayım, kontrol bende, oyun kurucu benim” diyerek Moskova’ya gitmiş.
Bu durum, Ankara için çok kritik bir mesaj barındırıyor. Şam yönetiminin Moskova nezdindeki kredisi ve sahadaki öz güveni artmış durumda. Putin’in Şara’yı “Sizi tekrar görmekten çok memnunuz” diyerek karşılaması boşuna değil.
Umarım Ankara’da birileri, Moskova’daki bu görüşmenin sadece bir nezaket ziyareti olmadığını, Suriye’de kartların Şam lehine, hem de Rusya’nın tam desteğiyle yeniden dağıtıldığını görüyordur. İnşallah Ankara’da birileri bu gelişmeden ve Şam’ın Moskova’ya verdiği “Türkiye raporu”ndan haberdardır.
Zira Şara’nın dediği gibi; “Hava koşulları ve halkın direnci” bazen tüm planları değiştirebilir.
Fotoğraf: kremlin.ru
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
