Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Savunma sanayinde hatırlatma: O temel ne zaman atıldı?

Aydın Sezer
Son güncelleme: 7 Ocak 2026 19:31
Aydın Sezer
Paylaş
Paylaş

Türkiye’de siyasetin en sevdiği sporlardan biri, tarihi kendisiyle başlatmaktır. Hangi taşı kaldırsanız altından “bizden önce yoktu, biz yaptık” retoriği çıkar. Son günlerde savunma sanayi üzerinden yürütülen tartışmalara bakınca, insan ister istemez hafızasını şöyle bir yoklama ihtiyacı hissediyor.

Gelin, şu 1923’ten 2003’e kadar olan döneme, hamasetten uzak, gerçeklerin soğuk yüzüyle bir bakalım. Zira bugün göklere çıkarılan o İHA’ların, SİHA’ların, milli gemilerin motorunun çalışması için gereken yakıt, aslında 80 yıllık inişli çıkışlı bir birikimin ürünüdür.

Cumhuriyet’in ilk yılları… Genç devletin “kendi göbeğimi kendim keserim” iradesi. Ankara’ya taşınan MKE’nin, SSCB teknolojisi ve yardımıyla üretime başlamasına kadar gidebiliriz. Şakir Zümreler, Nuri Killigiller, Kayseri’de uçak fabrikaları… O dönemki vizyon, bugünkünden çok daha “yerli” ve çok daha “milli”ydi aslında. Ama ne oldu? 1950 sonrası o meşhur “Küçük Amerika” olma hayalleri ve NATO şemsiyesinin getirdiği rehavet. “Amerikan yardımı varken üretmeye ne gerek var?” kolaycılığı, o fabrikaların kapısına kilit vurdurdu, uçak fabrikaları traktör tamirhanesine döndü.

Ta ki 1974’e kadar.

Kıbrıs Barış Harekatı ve ardından yediğimiz o meşhur Amerikan ambargosu… “Kötü komşu insanı ev sahibi yapar” misali, başımızı taşlara vurduğumuz o an. İşte bugünkü savunma sanayiinin asıl doğum sancısı o gün başladı. ASELSAN’lar, HAVELSAN’lar, ROKETSAN’lar gökten zembille inmedi; o ambargonun acısıyla, milletin dişinden tırnağından artırdığı bağışlarla kuruldu.

1980’ler ve 90’lar, kurumsallaşma ve “işi öğrenme” yıllarıydı. Evet, belki özgün tasarımda zayıftık, yerlilik oranı yüzde 20’lerde sürünüyordu. Çoğu iş lisanslı üretime, montaja dayanıyordu. Ama F-16 projesi gibi devasa işler sayesinde TAI’nin hangarlarında bugün o milli uçakları çizecek mühendisler, o vidaları sıkacak teknisyenler yetişti. Altyapı, sessiz sedasız, ilmek ilmek örüldü.

Yani 2003’e gelindiğinde tablo şuydu: Un vardı, şeker vardı, yağ vardı. Eksik olan sadece helvayı karacak o “özgün” irade ve tasarımdı.

Şimdi gelelim işin en can alıcı, belki de en az bilinen kısmına…

2004 yılı… Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM), masaya radikal bir vizyon belgesi koydu. Artık “hazır alım” yok, “ortak üretim” bile yetmez, “özgün tasarım” şart denildi. Peki, bu vizyon o dönemin taze iktidarı AKP tarafından hemen, coşkuyla mı kucaklandı sanıyorsunuz?

Hiç öyle sanmayın.

Ankara kulislerini bilenler hatırlar; o vizyonun iktidara anlatılması sürecinde ne sıkıntılar, ne gecikmeler yaşandı… Hatta rivayet odur ki; bir bakanlıkta yapılan sunumda, o “milli” projeleri anlatan ekip, “bize hayal satmayın” denilerek salondan kovuldu bile. Bürokrasinin o vizyonu siyasi iradeye kabul ettirmesi, deveye hendek atlatmaktan zordu.

Sonuçta ne oldu? AKP, bu vizyona -belki de mecburiyetten, belki de konjonktür gereği- kıyısından köşesinden sahip çıkmak zorunda kaldı. Ama asıl kırılma noktası, ne o stratejik belgeler ne de bürokratik ikna turlarıydı.

Türkiye’nin makus talihini, belki de hiç hesapta olmayan bir “evlilik” bambaşka bir noktaya taşıdı… O evlilik olmasaydı, o damat o aileye girmeseydi, bugün o çok övünülen teknolojik atılım, bürokrasinin tozlu raflarında bir “fizibilite raporu” olarak kalır mıydı?

Burası, tarihin cilvesi işte.

Kısacası; bugün savunma sanayinde gelinen nokta, bir gecede yazılmış bir başarı hikayesi değil; 1974’te yenen tokadın, 90’larda kurulan tezgahın ve 2000’lerdeki o “gecikmiş farkındalığın” toplamıdır.

Hakkı teslim edelim ama hafızamızı da diri tutalım. Bu arada, bu işin öncülerinden sayılan çok önemli şahsiyet, merhum, hayatta olsaydı, belki de ona ulaşıp, “şu çocuklarınızın kulağını biraz çekiniz” bile diyebilirdim. Zira, o dönemlerde, askerlere ve siyasilere, girişimci ve yaratıcı firmaların neden korunması gerektiği de anlatılıyordu…

Görsel: barandergisi.net

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAydın Sezer
Takip et:
Siyasete ve dış politikaya dair nüanslı, eleştirel, yer yer alaycı yazılar ve enerji alanında değerlendirmeler.
Önceki Makale 2025’te “Türk dünyası”
Sonraki Makale Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

“ABD’nin saldırganlığı sürecek”

Deniz Yaşayan
30 Ocak 2026
EditörKöşe Yazıları

Şiddetin ekososyolojisi

İnan Özbek
30 Ocak 2026
EditörKöşe Yazıları

İsrail’de normalleşmeyen devlet

Metin Duyar
30 Ocak 2026
Köşe Yazıları

Yasın dili ve insan kalabilmek

İsmail Boy
29 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?