Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

İnsan çalışan hayvan değildir!

Tijen Zeybek
Son güncelleme: 15 Aralık 2025 22:40
Tijen Zeybek
Paylaş
Paylaş

Günümüz çalışma hayatı gerçek bir cehenneme döndü. Aslında yaşamın, var kalmanın kendisi neredeyse insana acı verici, taşınamaz bir yük gibi gelmeye başladığına göre hayatımızı toptan cehenneme çevirmeyi başardık demektir. 

Nasıl bir yük olur ki insana yaşamda kendini ortalık yerde cayır cayır yakar? Nasıl bir körlük, nasıl bir sağırlıktır ki kimse kimseyi görmez duymaz?

Çalışanlar mutsuz, çalışacak iş bulamayanlar mutsuz. Herkese kendi hayatı ızdıraplı bir süreç gibi gelirken nasıl çocuklarını, ailesini, komşusunu düşünebilir ki?

Birey birey hepimiz bir şekilde kendimizi iki taşın arasında eziliyor gibi hissediyoruz. Nefes alacak alanımız kalmamış. İş-ev-iş-ev-iş-ev… Veya işsizlik-parasızlık-çaresizlik-işsizlik-parasızlık-çaresizlik… Çalışan paralı mı? Yani geçimini insanca sağlıyor mu? Büyük bir kısım için bu sorunun cevabı hayırdır. Peki evet olanlar? Onlar için de bedeli ağırdır. Zira patronlar hep daha çoğunu, daha çoğunu talep ederler. Çalışandan daha çok iş ve aynı zamanda aynı maaşa şükür beklerler. Vaziyetimiz budur.

Eski Yunan ve Roma’da “çalışma” sözcüğünün kökeni, zorluk, acı, ızdırap kelimelerinden geliyormuş. Bu çok da şaşırtıcı olmasa gerek çünkü eski Yunan’da ve Roma’da çalışanlar kölelerdi. Ve köleler insandan sayılmazdı. Dolayısıyla çalışmak insan için değildi, köle içindi. Onlar insan olmadıkları için ızdıraplarının bir değeri yoktu, elbette hayatlarının da. 

Endüstri devrimine kadar çalışma köylülük ve kölelikle ilişkilenidilmişti. Çifte devrimler döneminde ise köylü ve köle olmaktan çıkarıldı bu kesim, topyekün “işçi” oldular. İnsan hangi yaşta çalıştırılabilir, günde kaç saat çalıştırılabilir, karşılığında alacağı ücret ne olmalıdır, ne zamanlar ve ne kadar süreyle dinlendirilmelidir vb. soruların daha önce hiç sorulmadığı için cevabı da yoktu ve yasalar da yoktu. O yüzden belki de bir yüzyıl işcilerin köleden farkı olmadı.

İşçiler emeğinden başka satacak şeyi olmayanlardı. “Çalışan hayvanlar” oldukları için ama gene de sağlıklı ve güçlü oldukları sürece varlıklarının biraz da olsa bir değeri vardı. Ölmemeli ve çalışmalıydılar. Sonra kapitalizm keşfetti ki çalışmaları yetmez tüketmeliydiler de. Ceplerine tekrar ekonomi çarklarının içine dönmek üzere belirli miktarda para da konmalıydı.

O günden sonra insanın tanımı bir kere daha değişti. İnsan düşünen hayvandır, insan ekonomik hayvandır, insan çalışan hayvandır ve en nihayet insan tüketicidir yani tüketen hayvandır ve tüketebildiği sürece yaşaması uygundur dediler. Diyorlar. 

Makinelerle birlikte insanın pazu gücüne ihtiyaç kalmamıştı, yapay zekâyla birlikte insanın düşünme ve hissetme gücüne ihtiyaç kalmasın diye var teknoloji. Yapay zekâ insanın yerini alamaz derseniz yerden göğe haklısınız da “insan”dan ne anlıyoruz, “insan”la ne kastediliyor sorununu tekrar ve tekrar sormamız gerekiyor.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanTijen Zeybek
Takip et:
1965 yılında Lefkoşa’da doğdu. İşletme lisans eğitiminden sonra Yakın Doğu Üniversitesinde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında master yaptı. Daha sonra Medya Çalışmaları ve İletişim alanında doktora yaptı. Halen Yakın Doğu Üniversitesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümünde Yrd. Doç. Dr. olarak görev yapmaktadır. Sanat, edebiyat alanında çeşitli TV programları yaptı. Halen Bayrak Radyo ve Televizyon kurumunda Anahtar Kelimeler adlı programı sürdürmektedir. Edebiyat alanında faal bir geçmişe sahiptir. Uzun yıllar boyunca Türkiye ve KKTC’de çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazmıştır, yazmaya devam etmektedir. Deneme ve makaleleri çeşitli dergilerde yayımlanmaktadır. Seramik Heykel, resim ve enstalasyon (yerleştirme) sergileri açmıştır. Seramik Heykel alanında iki ödülü vardır. Şimdiye kadar yayımlanmış üç romanı bulunmaktadır.
Önceki Makale Makarios’un peşinde…
Sonraki Makale Şeker içme modasını kim çıkardı?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Devşirme kızlara niçin Arap adları verilmiş?

Metin Gülbay
30 Ocak 2026
ManşetSerbest Kürsü

Türkçe ve Japonca akraba mı?

Halil Ocaklı
30 Ocak 2026
Serbest Kürsü

YDÜ Hastanesi’nde bir garip muamele

Alper Eliçin
27 Ocak 2026
Serbest Kürsü

Ah özgürlük vah özgürlük!

Tijen Zeybek
26 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?