Cumartesi, 2 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Hindiçini’de Osmanlı trajedisi

Alper Eliçin
Son güncelleme: 2 Mayıs 2026 16:58
Alper Eliçin
Paylaş
Paylaş

Bugüne kadar ikisi iş için, ikisi de turistik amaçlı olmak üzere dört kez Hindiçini’ye gittim. Bu bölgedeki Myanmar dışında tüm ülkeleri de az çok görme olanağım oldu.

Ancak bu gezilerimin hiçbirinde ne yerel ne de Türk rehberler Türk tarihinin Hindiçini’de yaşanan bir trajedisinden bahsetti. Bu trajedinin aktörleri Birinci Dünya Savaşı esnasında Irak ve Filistin cephesinde İngilizlere esir düşen Osmanlı askerleri olmuş. Esirlerin büyük bölümü Osmanlı ordusunun Kut’ül Amere zaferinden sonra tekrar saldırıya geçen İngiliz kuvvetlerine teslim olmak zorunda kalan askerlerimiz. İlgi duyanlar bu muharebeleri İlhan Selçuk’un “Yüzbaşı Selahattin’in Romanı” (1) adlı belgelere dayalı romanından okuyabilirler.

Uzak Doğu’ya esarete giden askerlerin daha az bir bölümü ise Suriye-Filistin cephesinde esir düşenlerden oluşmuş. Kabaca 25 bin civarında olduğu tahmin edilen tüm bu esirlerin 10 bin kadarı o zamanlar Birleşik Krallık’ın kolonisi olan bugünkü Hindistan, Pakistan ve Bangladeş’e yollanmış. 15 bin civarında Osmanlı askeriyse yine bir Britanya kolonisi olan Burma’ya (bugünkü Myanmar) gönderilmiş. Zaten önemli bir kısmı yaralı olan bu askerlerin büyük bir bölümü de alışık olmadıkları iklim şartları, dizanteri, sıtma gibi salgın hastalıklar, kötü beslenme ve zorla çalıştırıldıkları yol ve demiryolu inşaatlarında karşılaştıkları ağır koşullar nedeniyle esarette şehit düşmüş.

Kut’ül Amare’de esir düşenlerin akıbeti uzun bir süre Osmanlı yönetimi tarafından da bilinememiş, ta ki aylar sonra “savaş esiri mektubu, görülmüştür” ibaresiyle Burma’dan İstanbul’daki bazı ailelere mektuplar gelmeye başlayana kadar.

Sağ kalanlar ise Mondros Mütarekesi sonrasında, yani 1920-23 yılları arasında İngilizler tarafından serbest bırakılmaya başlanmış. Ancak o dönemdeki ulaşım koşullarının son derece zorlu olması, mali kısıtlar ve Burma’daki esirlerin İstanbul’un işgal altında olduğunu duymaları nedeniyle geri dönüşler sınırlı kalmış. Yıllar sonra 1950’lerde hâlâ hayatta olanlardan bazı askerler Hindiçini’de açılan Türk konsoloslukları sayesinde ailelerine haber gönderebilmiş, ancak onları da pek çoğu imkansızlıklar, ilerleyen yaşları ve Hindiçini’de oluşturdukları yeni yaşamları nedeniyle geri dönememiş.

Bu bölgede yaşayan, büyük çoğunluğu Müslüman olan Çam (Cham) halkları bu askerleri halifenin askeri olduklarından bağırlarına basmış. Topluma karışan bu askerler “Türk” soyadları kullanmaya başlamış veya yerli halk tarafından kendilerine Türk lakabı verilmiş.

Meiktila Türk şehitliğinin kapısında bölgeye yerleşmiş Türkler ve torunları Kaynak:  https://bpakman.wordpress.com/

Hindiçini’deki Osmanlı askerlerinin trajedisi ve mezarları konusu ilk kez 1958-60 yılları arasında Türkiye’nin Bangkok Büyükelçiliği’ni yapan değerli diplomatımız Necdet Kent döneminde gündeme gelmiş.(2) Daha sonra Hindistan’a atanan Kent işin peşini bırakmamış ve Birmanya’ya resmi başvuruda bulunarak 1961’de Thayetmyo’ya bir ziyaret gerçekleştirmiş. Bölgede yaşayan Müslümanların liderleri tarafından heyecanla karşılanan büyükelçiye buradaki şehitliğin yeri gösterilmiş. Ayrıca uzun diplomatik temaslar ve yerel Müslüman halkın yol göstermesiyle bazı diğer şehitlerin de yerleri kısmen de olsa belirlenebilmiş.

Kendisinden sonra aynı göreve atanan Büyükelçi Seyfullah Esin de konuyu aynı heyecanla takip etmiş. Eşi Dr. Emel Esin’in notlarına göre, bazı şehitlerin isimleri de belirlenmiş. Ancak bu kişilerin Türkiye’deki ailelerine ulaşılamamış. (3)

Günümüzde Myanmar’da bilinen ve son yıllarda TİKA tarafından ihya edilen Thayetmyo Şehitliği. Meiktila’da da yeri bilinen ama İkinci Dünya Savaşı esnasında İngilizler ve Japonlar arasındaki çatışmalarda harabeye dönüşen bir şehitlik daha bulunuyor. Ek olarak Burma’da Türk askerlerinin tutulduğu Shwebo ve Munklon isimli iki kamp daha olduğu biliniyor ama burada şehit düşenlerin mezarları kayıp.

Osmanlı mezarları sadece Myanmar ile sınırlı değil, Kamboçya’da da var. Özellikle Müslüman Çam halklarının yaşadığı bölgelerde üzerinde ay ve yıldız bulunan pek çok mezar taşı bulunuyor. Ancak bunlar ağırlıklı olarak halifeye bağlılıklarını göstermek için yerel halktan ölenlerin mezar taşlarına yerleştirilmişler. O nedenle hangi mezar gerçekten bir Türk askerine ait belirlemek son derece zor. Belki ileride DNA analizi yapılarak anlaşılabilir. Ancak yine de bazılarında Türk defin usullerinin gözlemlenmesi ve mezar taşlarının Türkçe olması bu mezarların Türklere ait olduğunun belirlenmesine yardımcı olabilmiş.

Myanmar’da bir Türk mezarı

Burma’daki kara ve demiryolu inşaatlarından kaçıp veya mütareke sonrası Tayland üzerinden Fransız Hindiçinisi’nin bir parçası olan Kamboçya’ya geçen Türkler de olduğu bilinmekte. Hindiçini’de esaret sonrası da yaşamak zorunda kalan bu insanlar halifenin askerleri olarak Çam toplumunda büyük saygı görmüşler ve korunmuş. Bir kısmı da Müslüman Çam kadınlarıyla evlenerek bu bölgeye yerleşmiş.

O nedenle Tayland’ın başkenti Bangkok’un Çamların yaşadığı mahallelerinde ve Kamboçya’daki bazı Çam köylerinde “Türk Dede” hikayeleri hâlâ sık sık anlatılıyormuş. Bu Türklerden “Dedeniz çok uzaklardan gelmişti” ya da “Cesur ve dindar yabancılardı, bize İslam’ı daha derin öğretti” diye pek çok anlatı Çam toplumunda hâlâ varlığını koruyormuş. Kamboçya ve Vietnam’da bazı Çam köylerini ziyaret etmeme rağmen o zamanlar konudan haberim olmadığından irdeleme olanağım olmadı.

Mezarlarının yeri tam bilinmese de güney Vietnam’daki Çam köylerinde de bazı Türklerin izleri varmış. Bunların Mekong Deltası üzerinden Vietnam’a geçtiği, yerel halkın anılarında yer alıyormuş.

Son 20 yılda Türk kaynaklarında zaman zaman Hindiçini’ye yollanan Osmanlı esirleri hakkında bazı yazılar çıktı. Bunların en önemlileri 2018’de Prof. Dr. Bilgehan Atsız’ın (4)  ve Ömer Ertur’un ‘Burma Esirleri’ kitabıdır. (5)

Son beş altı yıldır, Myanmar’daki yeniden alevlenen iç savaş nedeniyle de dışarıyla ilişkiler iyiden iyiye kopmuş olduğundan bölgede ciddi bir çalışma yapma olanağı halen yok. Zaten son dönemlerde Myanmar yönetiminin ülkedeki Müslüman azınlık Royingalara karşı uyguladığı etnik temizlik nedeniyle Türkiye ile ilişkiler iyice bozulmuş durumda.

Belki bu dönemde konuyla ilgili yurt içinde bazı çalışmalar yapılabilir ve Dr. Emel Esin’in verdiği şehit listesindeki askerlerimizin ailelerine tekrar ulaşılması denenebilir. Bu sayede tıkanmış gibi gözüken araştırmalar sözlü tarih üzerinden yeniden canlandırılabilir.

Kaynaklar:

1) Yüzbaşı Selahattin’in Romanı İlhan Selçuk, Cumhuriyet Kitapları

2) Necdet Kent hatırlanacağı gibi İkinci Dünya Savaşı esnasında  Vichy Fransası nezdninde Büyükelçimiz olan Atatürk’ün silah arkadaşı Behiç Erkin’in yanında üçüncü katip olarak görev yapmış ve pek çok Osmanlı Yahudisi’nin toplama kamplarına gönderilmesini hayatını riske atarak engellemiştir. İş insanı Muhtar Kent’in babasıdır. Kaynak: Emir Kıvırcık: Büyükelçi, Goa Yayınları

3) https://bpakman.wordpress.com/

4) Prof. Bilgehan Atsız Gökdağ, Türklerin Dünyası (Dil, Kimlik, Siyaset) Akçağ Yayınları 2018

5) Ömer Ertur, Sıradışı Bir Dostluk: Burma’da Türk Esirler, Denizler Kitabevi 2007

Not: Bu yazım ilk olarak noktakibris.com sitesinde yayınlanmıştır.

İlgili yazı:

Laos seyahat notları

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAlper Eliçin
Takip et:
1974 yılında Alman Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenimine Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde devam etti. İngiltere’de Sussex Üniversitesi’nde Yöneylem Araştırması ve ABD’de Clemson Üniversitesi’nde İşletme alanlarında yüksek lisans yaptı Dünya Bankası'na değişik projelerde danışmanlık yaptı, Çukurova Metropolitan Bölgesi Kentsel Gelişim Projesi'nde ise proje direktör yardımcılığı görevini üstlendi. Gayrimenkul geliştirme projelerindeki deneyimini zaman içerisinde turizm yatırımlarına yönlendirmiştir. İş yaşamına 1990 yılından itibaren Pegasus Havayolları'nda kurucu ortak olarak devam etti, şirkette genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. İstanbul Havayolları'nda genel müdür yardımcılığı, Kavrakoğlu Management Institute’da başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Havayolu yönetimi, yeniden yapılandırılması, şirket birleştirme, ayırma ve satın almaları ve gayrimenkul yönetimi konuları uzmanlık alanlarından. Merkezi Paris'te olan Milletlerarası Ticaret Odası Havacılık Komitesi'nde uzun yıllar Türkiye'yi temsil etti, Türkiye Havacılık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği Başkan Yardımcılığı görevlerinde de bulundu. 2008 yılında BCD Eğitim ve Danışmanlık Ltd’nin kurucu ortağı oldu. Halen serbest danışman ve eğitmen olarak çalışmaktadır. Bugüne kadar Türkiye, KKTC, Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Romanya, Mısır, Belçika, İsviçre ve Avusturya’da eğitimler vermiş, danışmanlık yapmıştır. Ayrıca, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde dijital yayın organlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Çok iyi düzeyde Almanca ve İngilizce biliyor. Dağ tırmanışları ve doğa yürüyüşlerine ilgi duyuyor, Ağrı ve Musa dağları tırmandığı dağlar arasındadır. Okumak ve seyahat etmekten büyük zevk alıyor.
Önceki Makale Dünyanın parasına yolculuk
Sonraki Makale İçimizde ne oluyor?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Geçmiş olsun demek ya da dememek

Dr. Nevin Sütlaş
2 Mayıs 2026
ManşetSerbest Kürsü

İçimizde ne oluyor?

Tijen Zeybek
2 Mayıs 2026
Köşe YazılarıManşet

Dünyanın parasına yolculuk

Emre Dilek
2 Mayıs 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
2 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?