Cumartesi, 2 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

İçimizde ne oluyor?

Tijen Zeybek
Son güncelleme: 2 Mayıs 2026 16:58
Tijen Zeybek
Paylaş
Paylaş

Modern insan yorgun.

Ama bu yorgunluk, eskiden bildiğimiz türden bir yorgunluk değil.

Bedenlerimiz değil, zihinlerimiz; zihinlerimiz değil, ruhlarımız yorulmuş gibi. Gün boyu koşturuyoruz, üretmeye, var kalmaya, sağ kalmaya, anlamaya, uyum sağlamaya çalışıyoruz. Bu canhıraş bir koşu ki bitip tüketiyor.

Akşam olduğunda, garip bir boşluktan başka hiçbir şey kalmıyor içimizde.

Dinleniyoruz sanki… Ama tam da değil. Sadece ertesi gün aynı canhıraş koşuyu yeniden yapabilecek kadar. Gerçekten yorulmak değil. Bu başka bir şey. Tükenmek demek de zor çünkü tükenmişlik diye bir dert var ve bu ondan da farklı. Biz, büyük çoğunluk tükenmiyoruz da. Biz devam ediyoruz…

Ancak azalarak, eksilerek, küçülerek, sığlaşarak…Yoksa kendimizle olan bağımızı mı kaybettik?

Bugünün en temel yanılgılarından biri, yorgunluğu yalnızca fiziksel bir mesele sanmak.

Oysa asıl mesele, iç dünyamızda olup bitenlerle yüzleşememek. Gabor Maté’nin çok çarpıcı bir cümlesi var:

“Travma, başına gelen değil; başına gelenin içinde neye dönüştüğüdür.”

Modern insan tam da burada küçülüyor. Hayatın kendisi bir çeşit sürekli sarsıntıya dönüştüğü zaman, depremler, felaketler, haksızlıklar, zülüm, ölüm sıradanlaştığı zaman artık darbe hissedilmez oluyor. Bu bir çeşit uyum. Bu ölümcül bir uyum. İnsan buna zorunlu.

Çünkü yaşadıklarını dönüştürecek alan bulamıyor. Zihin sürekli meşgul.

Ekranlar, bildirimler, haberler, hız…

Hiç durmayan bir akışın içindeyiz. Ama durmayan bir zihin, iyileşemez.

“Gönül evi boş kalmaz.” demiş diyenler binyıllar önce. Biz o evi sessizlikle, mütevazılıkla, değerlerle, duygularla değil, sürekli uyarıyla doldurduk. Biz o evi aslında boşlukla doldurduk. Bugün birçok insan neden sürekli yorgun olduğunu bilmiyor.

Ne hissettiğini ne istediğini, neye ihtiyaç duyduğunu bilmiyor. Çünkü durup bunları düşünecek zamanı yok. O ancak kendisi için “mass-production” (seri üretim) üretilen duyguları, düşünceleri, giysileri, yiyecekleri, tatilleri, inançlar, yaşam tarzlarını ve müzikleri, kitapları, filmleri… tüketiyor. O boşluğu yaratıp sonra da dolduranlar tarafından yönetiliyor.

İşte bu noktada yorgunluk sadece bir sonuçtur.

Asıl mesele, insanın kendine yabancılaşmasıdır. Bu yabancılaşmanın bir başka boyutu da doğadan kopuştur. Doğa yorulmaz. Ağaç yorulmaz, su yorulmaz, toprak yorulmaz.

İnsan neden yorulur?

Çünkü kendi doğasından uzaklaşmıştır ve her gün daha da uzaklaşır. Toprağa basmayan, gökyüzüne bakmayan, sessizlikten kaçan insan bir süre sonra içindeki dengeyi kaybeder.

Yorgunluk, çoğu zaman bu kopuşun sessiz bir ifadesidir. Ama belki de en derin yorgunluk, kalpte olur.

İnsan anlaşılmadığında, görülmediğinde, kendini ifade edemediğinde… kalp yorulur.

Ve modern insanın en büyük trajedisi, aslında bu yorgunluğu dahi hissedememektir.

Bu çağa, kendi çağına uyum sağlamış insan artık dönüşmüş insandır. Mekaniktir, fizikseldir ama içi yoktur. Derinliğini ya kaybetmiştir ya da hiç bulamamıştır. Sığ insan lazım şimdi. Sığlaştırdılar, sağırlaştırdılar.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram  

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanTijen Zeybek
Takip et:
1965 yılında Lefkoşa’da doğdu. İşletme lisans eğitiminden sonra Yakın Doğu Üniversitesinde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında master yaptı. Daha sonra Medya Çalışmaları ve İletişim alanında doktora yaptı. Halen Yakın Doğu Üniversitesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümünde Yrd. Doç. Dr. olarak görev yapmaktadır. Sanat, edebiyat alanında çeşitli TV programları yaptı. Halen Bayrak Radyo ve Televizyon kurumunda Anahtar Kelimeler adlı programı sürdürmektedir. Edebiyat alanında faal bir geçmişe sahiptir. Uzun yıllar boyunca Türkiye ve KKTC’de çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazmıştır, yazmaya devam etmektedir. Deneme ve makaleleri çeşitli dergilerde yayımlanmaktadır. Seramik Heykel, resim ve enstalasyon (yerleştirme) sergileri açmıştır. Seramik Heykel alanında iki ödülü vardır. Şimdiye kadar yayımlanmış üç romanı bulunmaktadır.
Önceki Makale Hindiçini’de Osmanlı trajedisi
Sonraki Makale Geçmiş olsun demek ya da dememek

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Geçmiş olsun demek ya da dememek

Dr. Nevin Sütlaş
2 Mayıs 2026
ManşetSerbest Kürsü

Hindiçini’de Osmanlı trajedisi

Alper Eliçin
2 Mayıs 2026
Köşe YazılarıManşet

Dünyanın parasına yolculuk

Emre Dilek
2 Mayıs 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
2 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?