3.6 C
İstanbul
30 Ocak 23, Pazartesi
spot_img

Hâlâ ‘muzır’ bir sanatçı

Progressive rock tarihinin unutulmaz topluluğu Genesis ve eski üyeleri ilerleyen yaşlarına rağmen birer birer dönüş yapmaya başladı.

Önce Genesis, “The Last Domino?” konser turuyla 14 yıl aradan sonra sahnelere döndü ve görkemli müzik kariyerine en azından şimdilik nokta koydu. Grubun veda turunda hastalığı nedeniyle artık oturarak şarkı söylemek zorunda olan Phil Collins, gitarda Michael Rutherford ve klavyede Tony Banks vardı. Tabii bir de, Collins artık baget bile tutamayacak kadar hasta olduğu için davulda yerini 21 yaşındaki oğlu Nick almıştı.

Yine İngiltere’de hemen hemen aynı günlerde ve neredeyse hemen hemen aynı şehirlerde, 1977 yılında Genesis’ten ayrılan ünlü gitarist Steve Hackett da sahne aldı. Genesis’in Progressive rock tarzından popüler (ticari) müziğe geçiş yaptığı suçlamalarına nazire yaparcasına Hackett grubun eski şarkılarını seslendirdi ve ayakta alkışlandı.

Şimdi de Genesis’ten 1975 yılında kopan ünlü şarkıcı Peter Gabriel yedi yıllık bir aradan sonra ilk solo albümüyle karşımızda. i/o adını verdiği albümden yayınlanan ilk şarkı ‘Panopticom’ adını taşıyor.

Tabii önce “Panopticom’un” (Panoptikon’a gönderme var) ne anlama geldiğini açıklamak gerekiyor.

Panoptikon, İngiliz filozof ve toplum kuramcısı Jeremy Bentham’ın 1785 yılında tasarlamış olduğu hapishane inşa modeline verilen ad. Bu öyle bir tasarım ki hapishanede bulunan herkes her an gözetlenebiliyor.

Önce yeni şarkıya bir kulak verelim:

 

Gabriel yeni albümünü tanıtmak için bu yıl Polonya’dan başlayarak bir dizi konser verecek.

1950 doğumlu sanatçı 1967 yılında Genesis’in kurucuları arasında yer alır. Grubun giderek ünlenmesinde solist Gabriel’in payı büyüktür. Sahneye ilginç kıyafetler, mesela eşinin kırmızı gece elbisesiyle, değişik makyajlarla ve aksesuarlarla, mesela tilki başıyla çıkan Gabriel ilgiyi hep üzerinde toplar. Grubun en önemli albümlerinden “Lamb Lies Down on Broadway”in çıkışıyla Genesis içindeki gerilim doruğa ulaşır ve Gabriel 1975 yılında ayrılarak kariyerine tek başına devam eder.

1996 yılında çıkardığı “So” albümü ABD’de beş, ana vatanı İngiltere’de ise üç platin plak kazanır. Bu albümdeki “Sledgehammer”, MTV tarihinde en çok izlenen klip olur.

Siyasi kimliğiyle de öne çıkan sanatçı Uluslararası Af Örgütü için konserler verir, yerel müzisyenlerle, bu arada Kutsi Ergüder’le çalışır. “Birdy” filminin müziklerini de yapan Gabriel’in Kate Bush’la seslendirdiği “Don’t Give Up” büyük ilgi çeker.

Sanatıyla olduğu kadar siyasi kimliğiyle öne çıkan 72 yaşındaki Gabriel, yeni albümü için, “Benzer şeyler düşünen insanlar olarak bir araya gelmeye ve dünyayı daha iyi bir yer yapmaya çalışıyoruz” diyor.

Sahnedeki değişik şovlarıyla “muzır bir çocuk” gibi davranan, ilerleyen yaşına rağmen bisiklet üzerinde şarkı söyleyen ve her zaman dikkat çekmesini bilen Gabriel’den söz açılmışken onun 1972 yılında Belçika TV’sinde seslendirdiği Genesis’in en çılgın şarkılarından “The Musical Box”ı hatırlatmamak olmaz:

 

Medya Günlüğü
Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kar amacı taşımayan bir site.

İlginizi Çekebilir

4,757BeğenenlerBeğen
666TakipçilerTakip Et
11,153TakipçilerTakip Et

Popüler İçerikler