Bundan 89 yıl önce, tam olarak 3 Haziran 1937’de dünya tarihinin en sıra dışı aşk ve siyaset hikâyelerinden biri yazıldı.
Çünkü o tarihte Birleşik Krallık Kralı VIII. Edward, sevdiği kadınla evlenebilmek uğruna dünyanın en güçlü tahtlarından birini terk etti ve tarihe geçti.
Edward, Ocak 1936’da babası Kral V. George’un ölümünün ardından Britanya tahtına çıktı. Yakışıklılığı, modern tavırları ve halk arasındaki popülaritesiyle dönemin en dikkat çeken hükümdarlarından biriydi. Ancak tahta çıkmasından kısa süre sonra özel hayatı, İngiliz monarşisini derin bir krizin içine sürükledi.
Krizin merkezindeki isim Amerikalı Wallis Simpson’dı.
Simpson, daha önce bir evlilik yapmıştı ve Edward ile ilişki yaşamaya başladığında ikinci eşinden boşanma sürecindeydi. O dönemde İngiltere Kilisesi’nin başı aynı zamanda kral olduğu için, boşanmış ve eski eşleri hayatta olan bir kadınla evlenmesi ciddi bir anayasal sorun olarak görülüyordu.
Başbakan Stanley Baldwin ve hükümet, böyle bir evliliğin kabul edilemeyeceğini açıkça belirtti. İngiliz Milletler Topluluğu’na bağlı ülkelerin hükümetleri de benzer görüşteydi. Edward’ın önünde üç seçenek vardı: Wallis Simpson’dan vazgeçmek, hükümetle çatışmayı göze almak ya da tahttan çekilmek.
… Ve Edward beklenmedik şekilde üçüncü yolu seçti.
11 Aralık 1936’da radyodan yaptığı tarihi konuşmada şu sözleri söyledi:
“Sevdiğim kadının yardımı ve desteği olmadan kral olarak görevlerimi yerine getirmemin imkânsız olduğunu gördüm.”
Bu açıklama, milyonlarca kişi tarafından dinlendi ve kısa sürede tarihin en ünlü feragat konuşmalarından biri hâline geldi.

Daily Mail gazetesinin VIII. Edward’ın tahtından feragat etmesiyle ilgili manşeti
Edward’ın çekilmesinin ardından kardeşi VI. George tahta çıktı. Böylece İngiliz tarihinde beklenmedik bir taht değişimi yaşandı. VI. George’un kızı ise, ileride dünyanın en uzun süre tahtta kalan hükümdarlarından biri olacak II. Elizabeth’ti.
Edward, tahttan ayrıldıktan sonra “Windsor Dükü” ünvanını aldı. Simpson ile 3 Haziran 1937’de Château de Candé’de evlendi ve çift hayatlarının büyük bölümünü Fransa’da geçirdi. Ancak evlilik monarşi çevrelerinde hiçbir zaman tam anlamıyla kabul görmedi. Yine de, kardeşi yeni Kral VI. George bir radyo konuşmasında ondan “Kraliyet Ekselansları Prens Edward” diye söz etti.
Bugün VIII. Edward’ın hikâyesi, yalnızca bir aşk öyküsü olarak değil, aynı zamanda modern monarşinin sınırlarını gösteren tarihi bir olay olarak da değerlendiriliyor. Bir hükümdarın, dünyanın en güçlü imparatorluklarından birinin tahtını kişisel mutluluğu uğruna bırakması son derece nadir görülen bir durum olarak tarihe geçti.
Not: Görsel yapay zekâyla yapılmıştır.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
