Lübnan siyasetinde kartlar yeniden dağıtılıyor, ancak bu kez masada sadece Beyrut’taki oyuncular yok.
Sınırların ötesindeki milyonlarca Lübnanlının iradesi, yerleşik düzenin uykularını kaçırıyor. Zira Lübnan Adalet Bakanlığı Yasama ve Danışma Heyeti, “bombayı” masanın ortasına bıraktı: Yurt dışındaki seçmenler, tıpkı yurt içindekiler gibi 128 milletvekilinin tamamı için oy kullanabilecek.
Bu karar, Meclis Başkanı Nebih Berri ve arkasındaki “Şii İkili” Hizbullah ve Emel için soğuk bir duş etkisi yarattı. Yıllardır Meclis’in anahtarlarını cebinde taşıyan Berri, bu kararı “bağlayıcı değil” diyerek geçiştirmeye çalışsa da, Lübnan Güçleri Partisi ve egemenlik yanlısı cephe, “Bal gibi de bağlayıcı” diyerek bu hukuk tanımazlığa “dur” diyor.
Lübnan’da yurt dışı oyları meselesi, 2017 yılında kabul edilen Seçim Yasası ile başladı. Bu yasa, yurt dışındaki vatandaşların oy kullanmasının önünü açtı ancak içine “zehirli” bir madde gizlenmişti. Bu yılın Mayıs ayında yapılması planlanan seçimde yurt dışı oylarının sadece yeni oluşturulacak 6 sandalyeli “yurt dışı seçim çevresi” için geçerli olması planlanıyordu.
İşte Hizbullah ve Emel’in planı buydu. Yurt dışındaki yüz binlerce özgür iradeli oyu, sadece 6 milletvekiliyle sınırlı bir alana hapsedip, diğer 128 koltuk üzerindeki etkisini sıfırlamak. Ancak Adalet Bakanlığı’nın son görüşü, bu tuzağı bozdu. Yurt dışındaki Lübnanlı, kendi köyündeki, kasabasındaki 128 vekili belirlemek istiyor; kendilerine ayrılan sembolik bir “diaspora gettosuna” sıkışmak değil.
Mayıs 2026 seçimleri için kayıt süreci de sancılı geçti. Yaptığım araştırmalara göre, bürokratik engellere ve sistemin yavaşlatılmasına rağmen 100.000’i aşkın yurt dışı seçmen kayıt işlemlerini tamamladı. Bu rakam, 2022’deki rekor katılımın (yaklaşık 225.000 kayıt) gerisinde gibi görünse de, sistemin “yıldırma” politikasına karşı bir direnişin göstergesi. “Şii İkili”nin korkusu tam olarak buydu. Yurt dışında yaşayan, Hizbullah’ın silahının gölgesinden uzak olan seçmen, sandıkta “değişim” diyor.
Hizbullah milletvekili Hüseyin Hac Hasan’ın itiraf niteliğindeki sözleri her şeyi özetliyor:
“Yurt dışındakilerin 128 vekile oy vermesi, bizim ve müttefiklerimizin Meclis çoğunluğunu büyütmemize engel oluyor.”
Yani mesele Şii temsiliyetinin eksilmesi değil, Hizbullah’ın Şii olmayan müttefiklerini yani Hristiyan veya Sünni paravan adaylarını Meclis’e sokamama korkusu.
Yurt dışında yaşayan vatandaşların oy kullanması, Nebih Berri’nin bir lütfu değil, demokrasinin evrensel bir standardıdır. Tarihsel sürece baktığımızda, bu hakkın modern anlamda kullanımı 19. yüzyıla kadar uzanır. Örneğin, ABD’de Wisconsin eyaleti ta 1862’de İç Savaş sırasında askerlerin uzaktan oy kullanmasına izin vermiştir. Yeni Zelanda 1890’da denizcilere bu hakkı tanımıştır.
Günümüz dünyasında “vatandaşlıktan doğan hak” kavramı esastır. İster Beyrut’ta yaşasın ister Paris’te, Lübnan vatandaşı ülkesinin kaderinde söz sahibidir. Lübnan’ı modern dünyadan koparıp içine kapalı bir milis devletine dönüştürmek isteyenler, bu evrensel gerçekten korkmaktadır.
“Sihirbaz”ın son numarası
Gelelim Nebih Berri meselesine…
Meclis Başkanlığı koltuğuna adeta yapışmış olan Berri, resmi kayıtlara göre 1938 doğumlu, yani 88 yaşında. Ancak siyaseten sergilediği tutum, 90’lı yaşlarını çoktan aşmış, değişime kapalı, köhnemiş bir zihniyeti temsil ediyor. 1992’den beri o koltukta oturan ve Meclis’i kendi mülkü gibi yöneten bu figür, anayasayı ve iç tüzüğü keyfine göre eğip büküyor.
90’a merdiven dayamış bir siyasetçinin hâlâ ülkenin geleceğini ipotek altında tutmaya çalışması, Lübnan’ın trajedisi. “Meclis’in Sihirbazı” olarak anılan Berri’nin şapkadan çıkaracak tavşanı kalmadı. Hukuku dolanarak, oylamaları engelleyerek ve yurt dışı oylarını manipüle ederek iktidarını koruma çabası artık “sürdürülebilir” değil.
“Şii İkili”, Lübnan’ı bir savaş ve çatışma merkezi halinde tutarak varlığını sürdürüyor. Modern, huzurlu ve kurumsal bir devlet yapısı, onların “devlet içinde devlet” olan milis yapılarını tehdit ediyor. Bu yüzden yurt dışındaki “özgür Lübnanlının” oyunu engellemek, onlar için bir varoluş meselesi. Çünkü biliyorlar ki; silahın gölgesinin düşmediği sandıktan egemenlik, tarafsızlık ve güçlü bir cumhuriyet talebi çıkacak.
Bugün Lübnan’ın kurtuluşu, içerideki direnişle dışarıdaki diasporanın gücünün birleşmesinden geçiyor.
Lübnan bir kişinin, bir mezhebin veya bir silahlı örgütün değil; kurumların ve hukukun devleti olmalıdır. 2026 seçimleri, bu “milis mantığı” ile “devlet mantığı” arasındaki son büyük kavga olacak. Görünen o ki, gurbetçinin oyu, “Üstad”ın (Berri) sihrinden çok daha güçlü.
Fotoğraf: aljazeera.com
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
