Cumartesi, 31 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Gençler dinden uzaklaşıyor mu?

Dr. Nil Gönce
Son güncelleme: 7 Aralık 2025 15:40
Dr. Nil Gönce
Paylaş
Paylaş

Bir dinin kaderini çoğu zaman kitaplar değil, onu temsil edenlerin ahlakı belirler.

İnsan, önce gördüğüne inanır, duyduğuna değil. Türkiye’de genç kuşakların dine mesafesi, bir temsil krizinin sonucudur. İnancın en gürültülü savunucuları, ahlaki tutarlılığın en sessiz kaybedenlerine dönüştükçe, gençler de haklı bir refleksle geri çekiliyor. Bu basit bir tepki değil, geliştirilmiş bir ahlaki bağışıklık hali. Tıpkı bedenin zararlı bir virüse karşı antikor üretmesi gibi, genç ruh da sürekli maruz kaldığı ikiyüzlülüğe karşı bir savunma mekanizması geliştiriyor.

Bugünün gençleri dini artık aile büyüklerinin anlattığı masalsı kutsallıkla değil, sosyal medyadan, televizyon ekranlarından ve siyasetin vitrininden okuyor. Ve tablo çoğu zaman şöyle:

• “Dindarlık” söylemini güç ve servet ambalajıyla satan siyasetçiler.

• Ahlakı bir baskı aracına dönüştürüp kendileri için esneten yapılar.

• Tesbih çekip, iki dakika sonra dijital linç kuyruğuna giren “mümin” profilleri.

• Kadına dair en küçük detaya karışan ama istismar olaylarında sessiz kalan otoriteler.

Gençler bunu görüyor ve soruyor:

“Tanrı’yla bir derdim yok; problem, onun adına konuştuğunu iddia eden ‘müşteri hizmetlerinde.’”

Reddetmek değil korunmak

Gençler dini değil, ona musallat olan ahlaki paraziti reddediyor. Bu bir savunma mekanizması: Tıpkı bağışıklık sisteminin vücuda giren zararlı bir mikroba saldırması gibi. Sorun dinin kendisi değil, onu kirleten, çürütüp çıkarına alet eden “temsilci” parazittir.

Her çelişki, her “ama”lı cümle, her söz-eylem uçurumu genç vicdanlarda kaydediliyor ve sistem giderek güçleniyor. Bu reddiyeden çok bir direnç kazanımı. KONDA verileri de bu direncin toplumsal izdüşümünü gösteriyor: İnançsızlık oranları, özellikle 18–30 yaş arasında hızlı bir tırmanışta. Deizmin yükselişi, bu bağışıklığın net bir göstergesi:

“Yaratan’la aram iyi, ama onu temsil eden kurumlara güvenim yok.”

Gençler anlam aramaktan vazgeçmiyor; sadece başka bir yöne bakıyor. Deizm ve ateizmin yükselişi bir kaçış değil, bilinçli bir seçiş. Kirletilmiş bir pınardan su içmek yerine, kaynağı kendileri arıyorlar. İnanç, özünde masum. Günah, onu pazarlayan, kirleten ve kendi iktidarına alet edenlerin hanesine yazılı. Gençler, kendilerine sunulan “iman paketi”ni inceliyor, içindeki zehirli çelişkileri tespit ediyor ve nihai kararını veriyor:

“Bu ürün güvenli değil.”

Bu, din değil, ona dair sunulan tekeli reddeden bir neslin sessiz manifestosu. Öte yandan, bazı gençler yeniden dine yöneliyor ama çoğu zaman sosyal onay ve performans maskesi altında. Yani gençlik, hem uzaklaşan hem de farklı biçimlerde yeniden yönelen kesimlerin dengeli bir karışımı.

Sosyal medya estetiği

Modern dindarlığın sahnesi artık sosyal medya: Din bir “içerik türü”; iman, kişisel markanın bir bileşeni.

• Görüntü: Kusursuz filtrelerle çekilmiş, ışıklandırılmış, “günlük manevi hayat” kareleri.

• İçerik: Lüks bir arabanın içinde zikir videosu, pahalı bir lokantada “şükür” başlıklı yemek, estetik tesettür modası paylaşımı.

• Söylem: Görsellerin altına düşülmüş dini vecizeler.

• Gerçeklik: Aynı profil, birkaç saat sonra yorum bölümünde bir linç kampanyasının parçası olabiliyor.

Gençler bakıyor ve diyor ki:

“Ahlak, bir filtre değil; karakter meselesi. Bu gösteriş, içi boş bir kabuğun sesinden ibaret.”

Din burada bir aidiyet veya inanç olmaktan çıkıp, bir gösteri nesnesi, bir sosyal statü sinyaline dönüşüyor.

Sessiz devrimin manşeti

Bugün gençliğin sessiz ama net mesajı şöyle özetlenebilir:

“Ahlak, dinin tapulu malı değildir.”

Bu cümle yıllardır söylenmeyen şeyi itiraf ediyor: Dindar olan da kötülük yapabilir, dindar olmayan da iyilik. Etik, kimlik değil; bir tercih meselesidir.

Gençler artık paketlenmiş dini-kültürel kimliği sorguluyor; içindeki samimiyeti ayırıp, ikiyüzlülüğü geri çeviriyor. Bu, en sağlıklı savunma mekanizmasıdır: Öz değerleri yabancı maddelerden arındırmak. Ve bağışıklığın bir hafızası vardır: Her görülen çifte standart, her ahlaki çelişki kaydedilir. Bir kez kaydedildi mi, sistem bir daha aynı numarayla kandırılamaz. Bu, dinin reddi değil; sahteliğin reddi, inancın kılığına bürünmüş ahlaki çürümeye karşı geliştirilmiş kalıcı bir dirençtir.

Son söz

Bütün tabloya bakınca mesele üç kelimeye geliyor:

Temsil. Temsil. Temsil.

Din, tarihinde belki de ilk kez “marka imajı” krizi yaşıyor. İmajda açılan dev çatlaklar, gençlerin zihninde onarılması güç bir boşluk açtı. Yanıt artık bir manifesto kadar net:

“Ben sizin kurduğunuz dine değil, kendi inşa ettiğim vicdana güveniyorum.”

Bu bir kopuş değil; nesillik bir aşılanma. Temsil kökten değişmediği sürece, hiçbir reklam kampanyası veya retorik bu bağışıklığı kıramaz. Sorun sadece dış görünüşte değil; gençlerin ruhsal savunma mekanizmalarının, sunulan dini bir “tehdit” olarak kodlamış olması.

Ve bir kez kazanılan bu bağışıklık, geri alınması en zor kazanımdır. Bu nesil, ahlaki tutarsızlığa karşı ömür boyu koruma geliştirmiş görünüyor.

Öyleyse seçim açık:

Ya temsil bu kazanılmış bağışıklığı delecek kadar gerçek olacak ya da bu nesil, dinin geleceğini değil, kendi geleceğini inşa etmeye devam edecek.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanDr. Nil Gönce
Takip et:
İstanbul’un renkli sokaklarında büyüdüm, ama merakım beni dünyanın dört bir yanına götürdü. Akademik ciddiyetimle ‘Dr.’, insanlara dokunan yönümle ‘psikolog’ oldum. Klinik psikolog kimliğimle ruhların derinliklerine yolculuk ederken, bir yandan da uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makalelerimle bilime katkı sunuyorum. Beyin-zihin ilişkisi, psikiyatrik bozukluklar, kişisel gelişim ve öğrenci koçluğu alanlarında çalışıyor; bilimsel bilgiyi yaşamın içinden süzüyorum. Yazmak benim için yalnızca üretmek değil; anlamak, anlatmak ve iyileştirmekle ilgili bir eylem. Akademik makalelerim uluslararası dergilerde yer bulsa da, asıl tutkum insana dokunan hikâyeleri paylaşmak. Çünkü biliyorum: İyileşmek, anlaşılmak ve büyümek, en çok da paylaştıkça anlam kazanır. Hayata biraz bilim, biraz mizah, ama hep insan sıcaklığıyla bakıyorum. Çünkü en karmaşık denklemler bile, bazen doğru bir soruyla, bazen de küçük bir gülümsemeyle çözülebilir."
Önceki Makale “Okumuş cahillik” paradoksu
Sonraki Makale Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Devşirme kızlara niçin Arap adları verilmiş?

Metin Gülbay
31 Ocak 2026
ManşetSerbest Kürsü

Türkçe ve Japonca akraba mı?

Halil Ocaklı
31 Ocak 2026
Serbest Kürsü

YDÜ Hastanesi’nde bir garip muamele

Alper Eliçin
27 Ocak 2026
Serbest Kürsü

Ah özgürlük vah özgürlük!

Tijen Zeybek
26 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?