Ünlü Rus kemancı ve orkestra şefi Sergey Stadler, St. Petersburg’dan İstanbul’a giden uçakta fenalaşarak hayatını kaybetti.
Pegasus’a ait uçak, Stadler’in durumun ciddileşmesi üzerine Romanya’nın başkenti Bükreş’e acil iniş yaptı ancak sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Rus devlet ajansı TASS, olayın uçuş sırasında ani geliştiğini, ölüm nedenine ilişkin resmi tıbbi açıklamanın henüz yapılmadığını bildirdi. Stadler, kültürel bir program çerçevesinde İstanbul’a gidiyordu.
St. Petersburg Senfoni Orkestrası’nın şefi olan 63 yaşındaki sanatçı Rusya Halk Sanatçısı unvanına sahipti. Aynı zamanda eğitimci ve konservatuvar yöneticisi olarak tanınıyordu.
Kimdir?
Sergey Stadler, yalnızca Rusya’nın değil, Sovyet sonrası dönemin en dikkat çekici keman virtüözlerinden ve orkestra şeflerinden biri olarak kabul edilen bir isimdi. Henüz çocuk yaşlarda müzik çevrelerinin dikkatini çeken Stadler, klasik Rus keman ekolünün güçlü temsilcilerinden biri olarak yetişti. Eğitimini St. Petersburg Konservatuarı geleneğinde tamamlayan sanatçı, teknik disiplini ile duygusal yorum gücünü bir araya getiren nadir müzisyenlerden biri olarak anıldı.
Uluslararası kariyerinin yükselişi 1970’li yılların sonu ile 1980’li yıllarda başladı. Avrupa’daki önemli yarışmalarda elde ettiği dereceler sayesinde yalnızca Sovyetler Birliği içinde değil, Batı Avrupa sahnelerinde de tanınmaya başladı. Özellikle Paganini repertuvarındaki ustalığı, romantik dönem eserlerindeki yoğun yorumu ve sahnedeki kontrollü ama dramatik icrası onu çağdaş kemancılar arasında ayrı bir yere taşıdı.
Stadler’in sanat yaşamındaki önemli yönlerden biri yalnızca solist kimliğiyle sınırlı kalmamasıydı. Zamanla şeflik alanına yönelerek senfonik repertuvar yönetmeye başladı, oda müziği projelerine liderlik etti, genç müzisyenlerin yetişmesinde aktif rol üstlendi
Bu yönüyle hem icracı hem de eğitimci kimliğiyle öne çıktı. Uzun yıllar boyunca Rus müzik kurumlarında ustalık sınıfları vererek yeni nesil kemancılar üzerinde etkili oldu.
Rus müzik çevrelerinde Stadler’den söz edilirken sıkça vurgulanan nokta, onun müziğe yalnızca teknik bir gösteri olarak yaklaşmamasıydı. Eleştirmenler onun yorumlarında Rus romantizminin derinliği, Avrupa klasik disiplininin dengesi ve kişisel lirizmin güçlü izi bulunduğunu yazdı. Bu nedenle özellikle Pyotr Ilyiç Çaykovski, Dmitriy Şostakoviç ve Niccolo Paganini eserlerindeki icralarıyla hafızalarda yer etti.
1980’lerde yılda ortalama 13-150 konser vermişti.
Fotoğraf: dp.ru
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
