Pazartesi, 13 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Türkiye “kuşatılıyor…”

Alper Eliçin
Son güncelleme: 18 Mart 2026 19:33
Alper Eliçin
Paylaş
Paylaş

4 Temmuz 2021’de yayınladığım “Garp cephesinde yeni bir şey var” başlıklı makalemde, Türkiye’nin dış politikada yaptığı bazı hatalar nedeniyle, ABD ve AB tarafından zor durumda bırakıldığına değinmiş, bu durumdan Yunanistan’ın azami oranda faydalanmaya çalıştığını vurgulamıştım. İlgi duyanlar tekrar okuyabilirler.

Aradan geçen beş yılda doğal olarak pek çok şey değişti ama Yunanistan’ın bir takıntısı olduğu anlaşılan Türkiye düşmanlığında maalesef bir değişiklik olmadı. Bu yazımda durumu yeniden değerlendireceğim. Ancak yanlış bir anlamaya mahal vermemek için Türk-Yunan dostluğunun her iki ülkenin yararına olacağını düşündüğümü de özellikle vurgulamak isterim.

Son beş yılda Türkiye’nin dış politikasında önemli değişimler olduğu yadsınamaz. Bir zamanlar “İstediğimiz anda Cumhurbaşkanımızın bir imzasıyla Montrö Antlaşması’ndan çıkabiliriz” noktasındayken, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı başladığında bu antlaşmaya dört elle sarılmamız en önemli gelişmelerden biri oldu. Bu savaşta tarafsızlığımızı korumamız da, Türkiye’yi yönetenlerin dünyaya bakışlarının Cumhuriyet Türkiye’sinin geleneksel dış politikasıyla uyumlu hale gelmeye başladığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Aynı şekilde, İsrail/ABD-İran Savaşı’nda da tarafsız kalmamız Türkiye’nin geleneksel politikalarıyla tutarlı.

Ancak, geçmiş dönemlerde ulusal çıkarlar yerine İhvancı politikalara kapılmamız nedeniyle, Batı Dünyası ve İhvan karşıtı Müslüman ülkelerle olan ilişkilerimize verilen zararlar kolay tamir edilemiyor. Bu durumdan da Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) yarar sağlamaya çalışıyor.

Yunanistan, geliştirdiği strateji çerçevesinde, Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine konumunu güçlendirmek için büyük çaba gösteriyor. Bu amaçla AB’den politik, ABD ve Fransa’dan da hem askeri hem de politik destek alıyor.

Bir kriz halinde Doğu Avrupa’daki NATO ülkelerine hızla müdahale etmek için kurulduğu iddia edilen Dedeağaç’taki dev ABD üssü, askeri desteğe bir örnek. Türkiye’nin bir savaş halinde Boğazları kapatma hakkı göz önünde tutularak inşa edilen bu üs, ABD açısından Türkiye’yi baypas etmek için düşünüldü. Yunanistan ise bu üssü Türkiye’ye karşı bir güvence olarak görüyor, zira Yunanistan’ın gözünde tek düşman Türkiye.

Aynı şekilde 2028’den itibaren Mora Yarımadası’na konuşlandırılacak F-35’lerin NATO amaçları için kullanılacağına herhalde kimse inanmaz. Burada da hedefin Türkiye olduğu açık. Fransa’dan alınan dört adet fırkateyn (biri teslim edildi), Rafale savaş uçakları, yenilenen F-16’lar gibi, askeri ekipman da bugüne kadar bir NATO operasyonunda yer almadı. Askerden arındırılmış statüde olması gereken Ege Adaları’nda konuşlandırılmaya başlanan ve ABD’den teslim alınan yüzlerce zırhlı araç da bu stratejinin bir parçası. Askeri birlikler, toplar ve İsrail’den alınan hava savunma sistemleri de cabası.

Yunanistan’ın faaliyetleri bunlarla da sınırlı değil. Girit’te Suda Koyu’nda bulunan ve geçmişten beri ABD donanması tarafından da kullanılan askeri limanda, bir süre önce yeni bir rıhtım hizmete girdi. Bu rıhtımın en büyük özelliği ABD’nin en büyük uçak gemilerinin bile yanaşabileceği büyüklükte olması. Yunanistan kendisini adeta bir ABD kolonisine dönüştüren bu girişimleri, sırf Türkiye karşısında ABD’nin desteğini alabilmek için yapıyor. Türkiye’nin dış politikada yaptığı hatalar ve askeri zafiyeti nedeniyle de şimdiden Ege’de önemli kazanımlar elde etti. Antlaşmalar uyarınca Yunan toprağı olan ancak silahsızlandırılmış olması gereken adalara silah ve asker yığan Yunanistan, bir yandan da aidiyeti belli olmayan adaları da işgal ederek Ege’deki tahkimatını güçlendirmeye devam ediyor. AB mevzuatını bahane ederek, uluslararası suları da kapsayacak şekilde, sualtı doğal koruma alanları ilan etmesinin de çevre bilinciyle alakası yok. Amaç Ege’de konumunu güçlendirmek.

Bu arada halen altı mil olan Ege’deki kara sularını 12 mile çıkartma girişimlerine de devam ediyor. Bu gerçekleştiği taktirde, Türk gemilerinin Yunan kara sularına girmeden Marmara’dan Akdeniz’e açılması mümkün olmayacak. O nedenle Türkiye bu durumu 1995’te savaş nedeni (casus belli) olarak belirlemişti. Yunanistan şimdi bu kararın iptal edilmesini istiyor. Türkiye’ye baskı yapmak için de AB üyeliğini kullanıyor. Bu konuda bizim de, başta Rusya olmak üzere, tüm Karadeniz ülkeleriyle yakın iş birliğine girmemiz gerekiyor.

AB, Trump yönetiminin başa gelmesiyle ABD’ye olan güvenini kaybettiğinden, kendi silahlarını geliştirmeye ve üretimine ağırlık vermeye karar verdi. AB dışından yapılacak silah/mühimmat alımlarına da mali destek sağlayacak. Bu amaçla, SAFE (Security Action for Europe-Avrupa Güvenlik Eylemi) adı altında bir programı devreye soktu. 150 milyar euro bütçesi olan bu program, Avrupa ülkelerinin, elden geldiğince yerli kaynaklardan olmak üzere, silahlanmasına finansman sağlamak amaçlı. ABD’nin Avrupa’dan askeri olarak büyük oranda çekileceği ve ağırlığını Uzak Doğu ve Amerika kıtasına vereceği endişesiyle oluşturulmuş bir program olan SAFE, Rusya’nın askeri baskısına karşı silahlanmayı amaçlıyor. Bu programa, AB ülkelerinin onay vermesi halinde, Ukrayna, Birleşik Krallık, Norveç gibi AB üyesi olmayan ülkelerin katılımı da mümkün. Türkiye, bu programa dahil olması halinde, SİHA teknolojileri, elektronik savaş konusunda yaptığı başarılı çalışmalar, zırhlı araç, harp gemisi ve mühimmat üretimindeki yüksek kapasitesi nedeniyle Avrupa savunmasını güçlendirecek önemli bir potansiyele sahip. Ancak, diğer AB ülkelerinin çok istemesine rağmen, Yunanistan, GKRY ve Fransa Türkiye’nin bu girişimini engellemiş durumda. Burada Yunanistan ve GKRY’nin, SAFE’i asıl amacı olan Rusya’ya karşı silahlanmaktan çıkarıp Türkiye’ye karşı kullandığı son derece açık. Fransa ise kendi savaş sanayine iş yaratmak ve Afrika’da sömürgelerindeki etkinliğini kaybetmesine neden olan Türkiye’yi cezalandırmak niyetinde.

Fransa’nın NATO içerisinde Yunanistan ile birlikte Türkiye’ye karşı ayrı bir ittifak oluşturması ve Yunanistan’ın nükleer silahlara sahip hiçbir düşmanı olmamasına rağmen, Fransa’nın nükleer şemsiyesi altına girmesi de bu bağlamda düşündürücü.

Yunanistan’ın, Türkiye’nin silah alımlarına da ABD ve Avrupa ülkelerinde yaptığı girişimlerle engel olmaya çalışması, dikkat çeken başka bir durum. Son dönemlerde kendisine silah satan şirketlerle yapacağı anlaşmalara, bu şirketlerin Türkiye’ye satış yapamayacağı şartını getirmek istemesi de ilginç. Başarıp başaramayacağı tabii ayrı bir konu, ama niyet açık.

Yunanistan’ın Türkiye düşmanlığı bununla da bitmiyor. Son günlerde ABD/İsrail-İran Savaşı’nı gerekçe göstererek bazı yeni girişimlerde de bulundu. Rodos’un güneybatısındaki 1947 Paris Antlaşması ile silahsızlandırılmış olan Kerpe Adası’na Patriot bataryaları konuşlandıracağını açıkladı. Bu bataryalar görünüşte İran füzelerine karşı tedbir amaçlı. Son olarak da, yine Bulgaristan’ı korumak iddiasıyla, Çanakkale Boğazı’nın hemen karşısında yer alan ve Lozan Antlaşması uyarınca asker ve silahtan arındırılmış olması gereken Limni Adası’na savaş uçakları konuşlandıracağını ilan etti.  Asıl amacı Ege’de oldu bitti yaratmak. Yunanistan, uluslararası camiaya, kendisinin aslında bir takımada ülkesi olduğunu kabul ettirerek, tüm Ege’de hak iddiası peşinde.

Yine İran Savaşı gerekçe gösterilerek, GKRY’ye dört adet F-16 yollandı. Ek olarak Fransa’dan alınan gelişmiş silahlarla donatılmış Belharra sınıfı fırkateyni de bir başka fırkateynle birlikte Kıbrıs açıklarında. Yani amaç çift yönlü. Bir yandan GKRY’ye İran/Hizbullah füzelerine ve SİHA’larına karşı savunma sağlamak, diğer yandan Kıbrıs’ta askeri dengeyi bozmak. İran tehlikesi kalktığında bu uçakların geri döneceği oldukça şüpheli. Nitekim GKRY’yi 3 Mart’ta ziyaret eden Yunan Savunma Bakanı, verdiği demeçte, Yunanistan’ın savaş uçağı göndermesinin Türk askerinin Ada’dan çekilmesi için uygun bir fırsat yarattığını söylemiş ve giden savaş uçaklarının kalıcı olacağını vurgulamıştı. Dolayısıyla Türkiye’nin de KKTC’ye savaş uçakları ve çelik kubbe unsurları yollaması yerinde bir karar.

Türkiye’nin kuşatılması için ittifaklar da kurmaya başlayan Yunanistan, Türkiye’nin aşırı agresif (ama sonuç vermeyen) Gazze politikasını da kendi lehine kullanmayı başardı. GKRY’yi de yanına alarak İsrail ile bu amaçla iş birliğine gitti. Bu sayede GKRY ve Yunanistan hem gelişmiş İsrail silahları ediniyor, hem de Türkiye’ye karşı ekonomik/ticari avantajlar sağlıyor. GKRY’de İsrail’in hava savunma sistemleri kurulurken, Yunanistan da Ege Adaları’na İsrail yapımı silahlar yığıyor. Aynı zamanda İsrail ve GKRY’nin Doğu Akdeniz’de bulduğu büyük doğal gaz kaynaklarını, en ekonomik yol olan Türkiye üzerinden Avrupa’ya boru hatlarıyla nakletmek yerine, gazı elektriğe dönüştürüp kabloyla denizaltından Girit ve Yunan ana karası üzerinden aktarmak için faaliyet gösteriyorlar. Güneydoğu Asya ile Avrupa arasında döşenecek ve dünyanın iletişim omurgasına önemli bir katkı sağlayacak olan fiber optik kablo da, Yunanistan’ın girişimleriyle aynı rotayı izleyecek. Yani ekonomik ve ticari açılardan Türkiye hep ‘baypas’ ediliyor. Bu ve benzeri projelere zaman zaman Mısır da katılıyor. Nedeni, İhvancı Mursi’ye verdiğimiz destek ve ülkenin iç işlerine karışmamız. Mısır’la olan ilişkilere verdiğimiz ağır tahribat hâlâ tam düzelmemiş durumda. Pakistan’la yaptığımız askeri iş birliği nedeniyle, Hindistan da bu projelere arka çıkıyor.

Yunanistan, Türkiye’nin Libya ile oluşturduğu Münhasır Ekonomik Bölge’yi (MEB) de zorluyor. Libya tarafında kalan bölgelerde, ABD petrol şirketlerini kullanarak sondaja hazırlanıyor. Amaç ABD’yi bu konuda yanına almak. GKRY de benzer bir yöntemi Fransız ve ABD şirketleriyle yapmıştı.

Türk-Yunan ilişkileri, komşumuzun maksimalist tutumu nedeniyle maalesef on yıllardır bir türlü düzelmiyor. Bir yandan Türk-Yunan sorunlarını Türkiye-AB sorununa dönüştürmek çabasında, bir diğer yandan da Fransa, ABD gibi emperyalist ülkelerin şirketleriyle Ege ve Akdeniz’de iş birliğine giderek konumunu güçlendirmeye çalışıyor.

Türkiye, son yıllardaki askeri ve politik zafiyetleri nedeniyle olacak, hep alttan alıyor. Yunanistan da bu durumdan fazlasıyla yararlanmaya çalışıyor. Türk-Yunan ilişkilerinde denge son derece önemli ve bu denge Yunanistan lehine bozulmuş durumda. Gelişmeler, kazaen de olsa, kontrolden çıkar ve bir çatışmaya dönüşürse, her iki tarafın da ağır zarara uğrayacağı kesin. Tarafların NATO üyesi olmaları bir sigorta işlevi görse de, bu tehlike artık maalesef göz ardı edilemez. Halbuki iki tarafın da kazanacağı çözümler bulunmazsa, bu çatışmalardan emperyalist ülkelerin kârlı çıktığı belirgin bir şekilde görünüyor.

Not: Bu yazım ilk olarak noktakibris.com sitesinde yayınlanmıştır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAlper Eliçin
Takip et:
1974 yılında Alman Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenimine Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde devam etti. İngiltere’de Sussex Üniversitesi’nde Yöneylem Araştırması ve ABD’de Clemson Üniversitesi’nde İşletme alanlarında yüksek lisans yaptı Dünya Bankası'na değişik projelerde danışmanlık yaptı, Çukurova Metropolitan Bölgesi Kentsel Gelişim Projesi'nde ise proje direktör yardımcılığı görevini üstlendi. Gayrimenkul geliştirme projelerindeki deneyimini zaman içerisinde turizm yatırımlarına yönlendirmiştir. İş yaşamına 1990 yılından itibaren Pegasus Havayolları'nda kurucu ortak olarak devam etti, şirkette genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. İstanbul Havayolları'nda genel müdür yardımcılığı, Kavrakoğlu Management Institute’da başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Havayolu yönetimi, yeniden yapılandırılması, şirket birleştirme, ayırma ve satın almaları ve gayrimenkul yönetimi konuları uzmanlık alanlarından. Merkezi Paris'te olan Milletlerarası Ticaret Odası Havacılık Komitesi'nde uzun yıllar Türkiye'yi temsil etti, Türkiye Havacılık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği Başkan Yardımcılığı görevlerinde de bulundu. 2008 yılında BCD Eğitim ve Danışmanlık Ltd’nin kurucu ortağı oldu. Halen serbest danışman ve eğitmen olarak çalışmaktadır. Bugüne kadar Türkiye, KKTC, Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Romanya, Mısır, Belçika, İsviçre ve Avusturya’da eğitimler vermiş, danışmanlık yapmıştır. Ayrıca, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde dijital yayın organlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Çok iyi düzeyde Almanca ve İngilizce biliyor. Dağ tırmanışları ve doğa yürüyüşlerine ilgi duyuyor, Ağrı ve Musa dağları tırmandığı dağlar arasındadır. Okumak ve seyahat etmekten büyük zevk alıyor.
Önceki Makale Bugünkü köşe yazıları
Sonraki Makale Kürecik ve Ankara-Tahran hattındaki “teknik” muğlaklık

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörSerbest Kürsü

Epstein çetesinin “leylası” ne?

Tijen Zeybek
12 Nisan 2026
Serbest Kürsü

Ruhum ruhunu selamlıyor

Melek Ay
12 Nisan 2026
Serbest Kürsü

Küresel haydut dünya kültür mirasını yok ediyor

Adil Gürkan
11 Nisan 2026
Serbest Kürsü

Düşünen insan öğrenir

Halil Ocaklı
11 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?