Çarşamba, 9 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörSerbest Kürsü

Tribünlerin karanlık yüzü

Adil Gürkan
Son güncelleme: 5 Eylül 2026 18:00
Adil Gürkan
Paylaş
Paylaş

Futbol tribünleri son yirmi yılda korkunç bir değişikliğe sahne oldu.

İnsani değerler kayboldu. Yerine nefret, öfke, cehalet ve kaba kuvvet geldi. Coşkulu ama rakibe saygılı taraftarlar gitti. Boşluğu holiganlar doldurdu.

Futbol sahalarından sokaklara taşan, bütün ülkeyi saran nefret ve düşmanlık iklimi sporun sınırlarını da aştı ve artık bir sosyal pandemiye dönüştü.

Bir zamanlar ortak renklerin, masum tutkuların ve aidiyetin mekânı olan tribünler; bugün kaba gücün, organize nefretin ve sıradanlaşmış vicdansızlığın merkezi durumunda.

Birkaç on yıl önce farklı takımların taraftarları omuz omuza maç izlerken, bugün aynı insanlar sokakta karşı karşıya gelmekten korkar hale geldi.

Bu zehirli iklimin en organize tetikleyicisi olan holiganizm, masum bir azınlık ile sınırlı olmaktan çıktı, gençlerin zihnini ve toplumsal dokuyu kemiren bir çeteleşmeye dönüştü.

Milyonları saran bu tehlikeli oluşum, aynı zamanda korkunç bir rant ekonomisi yarattı. Futbol çevresinde dönen devasa paraya uzanmak için tribün ağaları, kara paracılar, yasa dışı bahisçiler stadyumlara girdiler.

Sanal dünyada küfür ve soytarılık

Sosyal medya, holiganların ağızlarından köpükler saçarak sağa sola saldırdığı bir arenaya döndü. Yalan ve küfür temel iletişim biçimi oldu.

Bazı kadınlar bile telefonun kamerasını açıyor, rakip kulüplere belden aşağıya küfürler ile sataşıyor ve alaylı videolar ile tıklanma dileniyor.

Düşünce adına en küçük bir marifeti olmayan aciz bir kitle, saldırganlığı kimlik olarak benimsiyor ve edepsizlik pazarlıyor.

Erkekler bir yana, yaşını başını almış, suratı boyacı küpüne dönmüş bazı orta yaş kadınları bile, bu zavallılığın pençesine düşmüş. Telefonunu açıp rakip kulübe, hiç tanımadığı taraftarlara küfürler yağdırıyor. Utanmak falan hak getire.

Kitleselleşmiş ödleklik

Holiganizm, bireysel sorumluluğu yok eden bir grup psikolojisidir. 

Tek başına olduğunda silik ve ödlek bir varlık olan tipler, kalabalıkların arasına saklandıklarında sahte bir cesaret üretirler.

Aslında bu durum, kitleselleşmiş bir korkaklıktır. Cesur insan kavgadan kaçınır; holigan ise şiddeti ancak arkasında bir çete gücü varken tercih eder.

Slogan yerine küfür

Eskiden tribünlerde mizah içeren, zekâ barındıran tezahüratlar vardı. 

Bugün ise, bu yaratıcılık yerini tamamen nobranlığa bıraktı. Küfür; rakibe, oyuncuya hatta kendi takımına yöneltilen sıradan bir iletişim diline dönüştü. 

Düşünce dünyası çoraklaşan bu kuşak, ifade edemediği öfkeyi en ilkel kelimelerle sosyal medyaya kusmaktan utanmıyor.

Şiddetin ve yalanın normalleşmesi

Sözüm ona yorumcular, it kopuk tayfası, tribün çapulcuları, iğrenç tezahüratlarla, sosyal medya linçleriyle ve sözde yorumlarla yangına benzin döküyor.

Bu sapkın kültür, şiddeti “tuttuğu takıma sadakatin” bir bedeli olarak görüyor. Oysa tutku inşa eder, şiddet ise yalnızca yıkar. 

Şiddet sadece sokaklar ile sınırlı değil. 

Oyuncular, onların aileleri, yöneticiler de birer hedef haline geldi.

Bir sonraki adım ne olur?

Bu yıkımın akabinde ise yalan kültürü baş gösterir. Holigan; grubunu aklamak, rakibini karalamak ve suçunu örtmek için sürekli gerçeği bükmek zorundadır.

Suçun statü sembolü olması

En büyük tehlike, suçun ve suçluluğun övülmesidir. 

Eskiden suça karışmak utanç vesilesiyken, bugün hapse giren veya karakolluk olan holiganlar dijital mecralarda “kahraman” ilan edilmektedir. 

Suçu öven bir toplum, kendi intiharını hazırlıyor demektir.

Oyun bitince hayatın devam edeceğini unutmamak gerekiyor. 

Tribünde rakibini düşman sanan, maç bitince sokakta o rakiple yan yana yürüyeceğini fark edemeyen bir kuşak kendini de yitirmiş demektir. 

Futbol da dahil olmak üzere hiçbir şey, insan onurundan daha değerli değildir. Ve insan onuru, küfürle, şiddetle, bencillikle, saygısızlıkla, soytarılıkla değil, ancak saygıyla, sevgiyle, adaletle ve cesaretle korunur.

Tribünler, bir zamanlar tutkunun ve aidiyetin mekânlarıydı. Yeniden öyle olmalı. Ama bu, bir kuşağın sorumluluğu değil.

Bütün bir toplum elini taşın altına koymak zorunda.

Sessiz kalmak geleceğe ihanettir.

Çürüme zirve yaptı.

Holiganizm ve çeteleşme sadece statlara sıkışmış bir bela değil artık.

Belki de geleceğin daha vahşi şiddeti için hazırlanıyorlar.

Buna karşı kimse “bana dokunmayan yılan bin yaşasın“ diyemez.

Çünkü sessizlik, bu şiddet sarmalına ortak olmaktır. Ve bazen en tehlikeli suç, susmaktır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiFutbol
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAdil Gürkan
Takip et:
1956’da Mengen Hacıahmetler Köyünde doğdu. İlköğrenimini Mengen Cumhuriyet İlkokulunda tamamladı. Darüşşafaka Liseli olmakla gurur duyar. Hacettepe Üniversitesinde turizm ve işletme eğitimi aldı. Turizm ile ilgili olarak ABD- AH & MA Eğitim Enstitüsünden otelcilik diploması vardır. 1987 yılından bu yana turizm ve otelcilik sektöründedir. Genel olarak otel zincirlerinde ve 5 yıldızlı otellerde gelişen kariyerinde Genel Müdürlük yaptı. Bu gün itibarıyla Türkiye’nin büyük bir turizm grubunda Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak çalışmaktadır. Mutfak, bisiklet, şiir, roman, tarih ve arkeoloji, Anadolu otları, mantarları ve orman meyveleri özel ilgi alanındadır. Yaz ve kış denize girmek, uzun mesafe bisiklet sürmek tutkusudur. Hepsinden önemlisi, insan, hayvan ve doğa sevdalısıdır. Ütopyası, savaşsız, sömürüsüz, şiddetsiz bir dünyadır. Yazılarında genellikle insanı gülümsetmeye yönelik mizah kullanır. İnsanları güldürmek iyidir…
Önceki Makale Tarihteki garip tesadüfler
Sonraki Makale Gazeteci Oya Lale Arslan tutuklandı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

“Vefa”ya ömür boyu kombine

Medya Günlüğü
9 Eylül 2026
EditörGünlük

Takvimde çok özel bir gün

Medya Günlüğü
9 Eylül 2026
EditörGünlük

Liverpool’u ‘uçuran’ anlaşma

Medya Günlüğü
8 Eylül 2026
EditörKöşe Yazıları

ABD’nin derdi Trump’ın reklamı

Aydın Sezer
8 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?