Rusya’da özellikle iş çevrelerinde çok okunan haber sitesi RBK’da yayınlanan Türk futbolundaki son yıldız transferlerle ilgili yazının çevirisi:
“Rus futbolunun en önemli yeteneklerinden biri olan Aleksey Batrakov, Lokomotiv’den İstanbul’un Galatasaray takımına 25 milyon euro bonservis ve 4 milyon euro bonus karşılığında transfer oldu. Batrakov, Rus futbolcuların en pahalı transferleri sıralamasında 30 milyon euroluk Aleksey Golovin’in ardından ikinci sıraya yerleşti. Lokomotiv de tarihindeki en büyük satışlardan birini gerçekleştirdi.
Ancak Batrakov’un transferi, Türkiye liginde bu yaz yapılan en pahalı üç transfer arasına ve lig tarihindeki en pahalı beş transfer arasına da giremedi.
Sezon arasının en pahalı transferi, İngiliz forvet Mason Greenwood oldu. Greenwood, Fransız Marsilya’dan İstanbul’un Fenerbahçe takımına 39 milyon euro karşılığında transfer oldu.
Türkiye şampiyonası tarihinin en pahalı transferi ise Nijeryalı forvet Victor Osimhen. Osimhen, İtalya’nın Napoli takımından Galatasaray’a 75 milyon euro karşılığında geçti.
Sezon arasının en ses getiren transferi ise Mohamed Salah’ın Trabzonspor’a bonservis bedeli ödenmeden transfer olması oldu.
Türkiye’nin önde gelen kulüplerindeki futbolcu maaşları, Avrupa’nın en büyük beş ligindeki kulüplerin çoğunun standartlarıyla karşılaştırıldığında bile inanılmaz seviyelerde.
Osimhen, bonuslar hariç yılda yaklaşık 21 milyon euro kazanıyor.
Karşılaştırmak gerekirse, Capology verilerine göre, Real Madrid’in en yüksek maaşlı futbolcusu Kylian Mbappe, ek ödemeler hariç yılda yaklaşık 31 milyon euro kazanıyor.
Rusya Premier Ligi’nde ise futbolcuların yıllık maaşları 5 milyon euroyu geçmiyor.
İstanbul’un Galatasaray ve Fenerbahçe takımlarının maaş bütçeleri de Avrupa’nın önde gelen kulüpleri seviyesinde, yani yaklaşık 170 milyon euro civarında.
Rusya’da ise bu rakam 50 milyon euroyu aşmıyor.
Ancak burada bir paradoks var:
Türkiye’nin “dört büyük” kulübünün tamamı, Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor mali açıdan sorunlu durumda.
Geçen sezonun ardından dört kulübün toplam borcu 1,6 milyar euro seviyesindeydi. Borcun büyük bölümü ise yaklaşık 500 milyon euro ile Galatasaray’a ait.
Buna karşılık Batrakov’un yeni kulübü Galatasaray, yılı küçük de olsa kârla kapatan tek kulüp oldu.
Borç batağı
“Dört büyükler” 2010’lu yıllarda borç batağına girmeye başladı.
Bunun nedenlerinden biri kulüp başkanlarının sık sık değişmesi. Başkanlar kulüp üyeleri tarafından seçiliyor ve her yeni başkan, büyük sportif başarıları hemen elde etmek amacıyla kredi kullanıyordu.
2018’e gelindiğinde Türk futbolunda bir dizi iflasın kaçınılmaz olabileceği düşünülüyordu.
Türk ekonomist Alperen Koçsoy, CBS’ye yaptığı açıklamada, “Bu Türk kulüplerinin üyeleri kârı ve uzun vadeli planları umursamıyor. Onların tek istediği sahada mümkün olduğunca fazla galibiyet” dedi.
2019’da Türkiye Bankalar Birliği, kulüplerin borçları konusunda ciddi biçimde devreye girdi ve borçların geri ödenmesini talep etmeye başladı.
Bu dönemde UEFA da finansal “fair play” kurallarını ihlal ettikleri gerekçesiyle Türk kulüplerine defalarca yaptırım uyguladı.
Ancak devasa borçlara rağmen takımlar yıldız futbolcuları satın almaya devam ediyor.
Galatasaray’a yakın bir kaynak CBS’e, “Türkiye’deki para piyasası biraz Bitcoin’e benziyor. Para havada dolaşıyor ve hiç kimse nereden geldiğini, nereye gittiğini bilmiyor” dedi.
Türkiye Ligi geçmişte, kariyerlerinin son dönemindeki yıldız futbolcular için bir sığınak olarak görülüyordu.
Ancak artık durum değişiyor.
Bugün Türkiye’ye kariyerlerinin en verimli dönemindeki tanınmış genç futbolcular da geliyor.
Geçen sezon Türkiye’ye transfer olan futbolcuların ortalama yaşı yaklaşık 26 oldu.
Türkiye Süper Ligi 17 Ağustos’ta başladı.
Bahis şirketleri Galatasaray ve Fenerbahçe’yi şampiyonluğun en büyük favorileri olarak gösteriyor.
İlk haftanın ardından Fonbet, Fenerbahçe’nin şampiyonluğuna 2,10, Galatasaray’ın şampiyonluğuna ise 2,20 oran veriyor.
Şampiyonluk adayları arasında üçüncü sırada ise 9,00 oranla Trabzonspor bulunuyor.
Krizden nasıl yararlanıyorlar?
2018’de dört büyük kulübün toplam borcu, TL’den euroya çevrildiğinde 2 milyar euroyu aşıyordu.
Ancak Türk lirasının yıllar boyunca değer kaybetmesi sayesinde kulüpler bu borcu önemli ölçüde azaltmayı başardı.
Euro ve dolar üzerinden ana gelirlerini elde eden kulüpler, borçlarını ise Türk lirası üzerinden ödüyor. Türk lirası 2018’den bu yana euro karşısında yaklaşık 12 kat değer kaybetti.
The Economist’in verilerine göre, zayıf ulusal para birimi ve yüksek enflasyon sayesinde Türk kulüplerinin iç borçlarının euro ve dolar cinsinden değeri 2019-2023 arasında yüzde 19 azaldı.
Kulüpler, 2024’ten bu yana da ciddi biçimde değer kaybeden Türk lirasının avantajından yararlanmaya devam ediyor.
Euro kuru 2024’ten bu yana yaklaşık 33 liradan 56 liraya yükseldi.
Futbolcuların maaşlarının büyük bölümü TL üzerinden ödeniyor. Yalnızca süper yıldızların ücretleri yabancı para cinsinden hesaplanıyor.
Ekonomist Alperen Koçsoy, “Türk futbolculara genellikle Türk lirası üzerinden ödeme yapılıyor. Sezon başında onlara 200 bin dolar karşılığı ödeme yaparsanız, sezon sonunda bunun dolar karşılığı 100 bin dolara düşebilir” diyor.
Buna karşılık Türk kulüpleri, neredeyse sürekli olarak Avrupa kupalarında yer alıyor. Avrupa kupaları, futbol kulüpleri için en önemli gelir kaynaklarından biri.
Avrupa kupalarındaki ödüller euro cinsinden ödeniyor.
Örneğin geçen sezon Şampiyonlar Ligi’nde son 16 turuna kadar yükselen Galatasaray yaklaşık 53,5 milyon euro gelir elde etti.
Gayrimenkulden kazanıyorlar
Türkiye’nin önde gelen spor kulüplerinin önemli miktarda gayrimenkul varlığı bulunuyor.
Galatasaray’ın gayrimenkullerinin büyük bölümü İstanbul’un en prestijli semtlerinden biri olan Florya’da bulunuyor.
Kulübün spor tesisleri daha önce burada yer alıyordu. Ancak tesislerin taşınmasının ardından Galatasaray, arazide konut projesi geliştirmeye karar verdi.
Hürriyet’in haberine göre Florya projesinin kulübe yaklaşık 500 milyon dolar gelir sağlaması bekleniyor.
Galatasaray ayrıca İstanbul yakınlarındaki Riva bölgesinde de büyük bir gayrimenkul projesi yürütüyor.
Kulüp, projenin ilk bölümündeki satışlardan yaklaşık 150 milyon dolar gelir elde etti.
Geriye kalan projelerden ise yaklaşık 400 milyon dolar gelir elde edilmesi planlanıyor.
Diğer kulüplerin de büyük gayrimenkul projeleri bulunuyor.
Fenerbahçe, gayrimenkul satışları sayesinde borcunu önemli ölçüde azaltmayı başardı.
Hükümet yardımı
Türkiye dünyanın en futbol tutkunu ülkelerinden biri.
Uluslararası arenadaki başarıları sınırlı olsa da futbol burada adeta bir kült haline gelmiş durumda.
Türkler futbola kelimenin tam anlamıyla tutkuyla bağlı.
Türkiye’de birçok kişi, hükümetin futbol yıldızlarına yönelik büyük harcamaları desteklediğini düşünüyor. Bu görüşe göre amaç, halkın dikkatini işsizlik ve yüksek enflasyon gibi gerçek sorunlardan uzaklaştırmak.
Futbol ekonomisti ve Futbolekonomi.com’un kurucusu Tuğrul Akşar, T24 için kaleme aldığı yazıda futbolun toplumun yoksul kesimlerinin gündeminde merkezi bir yere sahip olduğunu belirtti.
İzmir’deki Bakırçay Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olan Ahmet Talimciler ise futbolun Türkiye’de aynı anda hem gerçeklikten bir “kaçış” hem de bir “manipülasyon aracı” olarak kullanıldığını düşünüyor.
Akşar, büyük Türk kulüplerinin geçmişte de hükümetlerden destek aldığını ve bunun karşılığında siyasi sadakat gösterdiklerini hatırlatıyor.
Örneğin Maliye Bakanlığı’na bağlı Sermaye Piyasası Kurulu, kulüplerin sermaye çekmek amacıyla yeni hisse senetleri çıkarmasına birçok kez izin verdi.
Aynı şekilde Türkiye Bankalar Birliği de iflasların kaçınılmaz göründüğü 2019 yılında kulüplerin borçlarını yeniden yapılandırmayı kabul etti.
Talimciler, “Kulüplerin borçları zaman zaman siliniyor veya affediliyor. Buna rağmen pahalı futbolcular satın almaya hiç tereddüt etmeden devam ediyorlar” diyor.
Hükümet 2022’de kulüplerin bir önceki yıl gelirlerinin yüzde 10’unu aşan miktarda kredi kullanmasını yasaklayan bir yasa çıkardı.
Kurallara uymayan kulüp yöneticileri hakkında cezai yaptırım uygulanması öngörüldü.
Ancak Akşar’a göre yasa pratikte uygulanmıyor.
Spor yazarı Onur Özgen ise Türkiye’de birçok kişinin bu yasanın hükümet tarafından futbol kulüpleri ve taraftarlar üzerinde baskı kurmak amacıyla kullanıldığına inandığını söylüyor.
İstanbul kulüplerinin Avrupa’nın en aktif taraftar grupları arasında yer aldığı, taraftarların geçmişte defalarca hükümet karşıtı gösteriler düzenlediği ve tribünlerde protesto eylemleri yaptığı belirtiliyor.
Ancak artık bunlar yaşanmıyor; nedenlerden biri siyasetin tribünlerden çekilmesi, diğeri ise Passolig uygulaması.
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
