Trump yürüyen merdivenden inerek başkanlık kampanyasını başlattığı günden bu yana, bazı politika farklılıklarına rağmen kendisini gururla bir MAGA (Make America Great Again-Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) destekçisi olarak gören ve aynı zamanda “Rus olmayan Rusya yanlısı” kimliğiyle tanımlayan biri olarak, Rusya’nın politikalarına ilişkin gerçekleri MAGA hareketindeki diğer isimlere açıklamayı özel bir sorumluluk olarak görüyorum. Amacım, son dönemde oluşan yanlış algıları gidermek.
Laura Loomer’ın Ukrayna ziyareti ve Volodimir Zelenski ile yaptığı röportaj, son yaklaşık 18 ay içinde MAGA hareketinin Rusya’ya karşı giderek daha olumsuz, Ukrayna’ya ise daha olumlu yaklaşmasının doruk noktası oldu. Loomer’ın bu değişiminde Tucker Carlson ve Candace Owens gibi isimlerle yaşadığı kişisel rekabetlerin de payı olabilir. Ancak onun, Ukrayna’nın sert bir eleştirmeniyken ateşli bir destekçiye dönüşmesi, Trump’ın Ukrayna cephesinde yeni bir “yıpratma savaşı” üzerinden Rusya’ya karşı “gerilimi artırarak gerilimi azaltma” stratejisine yönelmesiyle paralellik gösteriyor. Dolayısıyla burada çok daha büyük bir dönüşüm yaşanıyor.
Daha önce yaptığım değerlendirmede, “MAGA hareketinin sıradan üyelerinin Putin’in ve çevresindekilerin; solculuk, İslamcılık, İran ve ‘MAGA muhalifleri’ gibi kendilerinin karşı çıktığı her şeyi desteklediğine inanmaya başladıkları” sonucuna varmıştım. Bunun nedenlerini bağlantısı verilen analizimde ayrıntılı biçimde açıklamıştım.
Ancak bu algı nesnel olarak doğru değildir.
Moskova ile ABD her konuda aynı görüşü paylaşmasa da Rusya, ABD’nin uzlaşması imkânsız bir düşmanı ya da bugün sunulduğu gibi gizli bir hasmı değildir.
Bu yazıda, MAGA hareketi açısından önem taşıyan başlıca konularda Rusya’nın gerçek politikalarını kısaca açıklayacağım. Amacım MAGA üyelerini Rusya’nın politikalarını desteklemeye ikna etmek değil; bu politikaların ne olduğunu ortaya koymak ve bazı konularda neden ABD’nin politikalarıyla farklılaştığını açıklamaktır.
Bunun MAGA tabanının Rusya’ya bakışını büyük ölçüde değiştirmesi ya da Trump’ın son dönemde attığı sert adımları geri almasını sağlaması muhtemelen mümkün olmayacaktır. Ancak yine de herkesin gerçekleri bilmesi önemlidir.
Çin
Rusya ile Çin stratejik ortaktır ancak kritik nokta şudur: İki ülke arasında karşılıklı savunma ittifakı bulunmamaktadır.
Her iki ülke de Batı dışındaki devletlerin daha fazla söz sahibi olacağı yeni bir dünya düzeni öngörmektedir. ABD’nin bunu engellemeye yönelik politikalarına birlikte karşı çıkmalarının nedeni de budur.
Bununla birlikte her konuda tam bir görüş birliği içinde de değildirler.
Rusya, bölgesel denge politikası kapsamında Çin’e karşı Hindistan’ı silahlandırmaktadır.
Çin ise Batı’nın Rusya’ya uyguladığı bazı yaptırımlara gayriresmî olarak uymakta, ayrıca Ukrayna’ya insansız hava araçları, yedek parçalar ve fiber optik ekipman satmaktadır.
İran
Çin gibi İran da Rusya’nın stratejik ortağıdır ancak iki ülke arasında karşılıklı savunma ittifakı bulunmamaktadır.
Hatta Rusya, 2015-2024 yılları arasında yürüttüğü Suriye operasyonu öncesinde İsrail ile askerî koordinasyon anlaşması yaptı.
Bu anlaşma sayesinde İsrail; Devrim Muhafızları (IRGC), Hizbullah, Suriye Arap Ordusu ve müttefik milis güçlerini Rusya’nın müdahalesi olmadan vurabildi. Bu da Rusya’nın bölgesel denge politikasının bir parçasıydı.
Rusya geçmişte İran’a silah sattı ancak bunlar yalnızca caydırıcılık amacı taşıyordu ve devam eden çatışmalar sırasında yeni silah sevkiyatı yapılmadı.
İsrail
Zaman zaman sert açıklamalar yapılmasına rağmen Rusya ile İsrail yakın ilişkilerini sürdürmektedir.
Bunun en somut göstergesi, İsrail’in Rusya tarafından resmî olarak “dost olmayan ülkeler” listesine dahi alınmamış olmasıdır. Bunun nedeni İsrail’in Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına katılmayı reddetmesidir.
Putin de Kremlin’in resmî internet sitesinde 2000-2018 yılları arasında yayımlanan çok sayıda açıklamasında görülebileceği gibi yaşamı boyunca Yahudi halkına dost yaklaşımıyla öne çıkmıştır.
Putin ayrıca daha önce Ruslar ile İsraillileri, diaspora bağları nedeniyle “gerçek anlamda ortak bir aile” olarak nitelendirmiştir.
Hamas / Filistin
Rusya, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te gerçekleştirdiği saldırıyı resmî olarak bir terör eylemi olarak nitelendiriyor. Buna rağmen örgütün siyasi kanadıyla temaslarını sürdürüyor.
Aynı zamanda Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları doğrultusunda, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını destekliyor.
Aslında bu yaklaşım dünya genelinde oldukça yaygın.
Hatta diğer ülkelerin tutumuyla kıyaslandığında İsrail, Rusya’nın yaklaşımını olumlu karşılıyor. Nitekim eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, 2021 yılında Putin’i “İsrail Devleti’nin gerçek bir dostu” olarak nitelendirmişti.
Körfez ülkeleri
Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya’nın bölgedeki en büyük ticaret ortağıdır.
Ayrıca Batı yaptırımlarının etkisini azaltmak amacıyla uluslararası mali işlemlerin yürütülmesinde Rusya için vazgeçilmez bir çıkış kapısı olarak değerlendirilmektedir.
Rusya’nın Suudi Arabistan ile de yakın ilişkileri bulunuyor.
İki ülke OPEC+ mekanizması kapsamında küresel petrol fiyatlarının belirlenmesinde koordinasyon içinde hareket ediyor.
Rusya’nın Körfez’deki diğer monarşilerle de iyi ilişkileri var.
Bu durum, Rusya’nın devam eden çatışmalar sırasında İran’a silah vermek istememesini de açıklıyor.
Moskova, kendi silahlarının Körfez’deki yakın ortaklarına karşı kullanılmasını istemiyor.
Ukrayna
“Anchorage Ruhu” olarak adlandırılan gayriresmî mutabakatın hayata geçmesi durumunda Putin’in ateşkese razı olacağı ileri sürülüyordu.
Putin daha önce, Ukrayna tartışmalı bölgelerin tamamından çekilmeden ateşkesi kabul etmeyeceğini söylemişti.
Ancak iddiaya göre Trump, Zelenski’yi yalnızca Donbas’tan çekilmeye zorlaması halinde Putin ateşkesi kabul edecekti.
Eğer bu doğruysa, Rusya açısından barış uğruna verilmiş büyük bir taviz anlamına gelirdi.
Ancak Trump, nedeni ne olursa olsun, bu gayriresmî taahhüdünden vazgeçti.
Dikkat çekici bir diğer gelişme ise Putin’in kısa süre önce, Ukrayna’nın NATO ülkelerindeki lojistik hatlarını vurmasını isteyen “şahin” görüşlü isimleri geri çevirmesi oldu.
Böylece Üçüncü Dünya Savaşı riskinin önüne geçilmiş oldu.
Avrupa Birliği / NATO
Rusya, Avrupa Birliği’nin Ukrayna ile iş birliği yaparak Trump’ı “Anchorage Ruhu” mutabakatından vazgeçmeye ikna ettiğine inanıyor.
Rusya’nın amacı Avrupa Birliği’ne saldırmak ya da düşmanca gördüğü Avrupa nüfusunu işgal etmek değildir.
Moskova’nın temel hedefleri şunlardır:
- Yaptırımların kaldırılması,
- Enerji alanındaki ilişkilerin yeniden kurulması,
- NATO ile Rusya arasında Üçüncü Dünya Savaşı riskini azaltacak yeni bir Avrupa güvenlik mimarisinin oluşturulması.
Rusya, Avrupa Birliği’ne kendi siyasi sistemini ya da değerlerini dayatmak istemiyor. Bunu yapmaya çalışan taraf Avrupa Birliği.
Kuzey Kore
Jeopolitik değerlendirmeyi tamamlamak gerekirse…
Rusya ile Kuzey Kore, 2024 yılında onlarca yıllık karşılıklı savunma anlaşmalarını yeniden teyit etti.
Bunun ardından Kuzey Kore askerleri, Ukrayna birliklerinin Rusya’nın Kursk bölgesinden çıkarılmasına yardımcı oldu.
Bazı çevreler bu anlaşmanın ABD veya bölgedeki müttefikleri için tehdit oluşturabileceğini öne sürüyor.
Ancak Kuzey Kore zaten uzun süredir bu ülkeler açısından tehdit olarak görülüyor.
Pyongyang ise askerî kapasitesinin yalnızca caydırıcılık amacı taşıdığını savunuyor.
Bu anlaşma, Kuzey Kore’nin Çin’e bağımlılığını azaltarak ABD’nin çıkarlarına bile hizmet ediyor.
Doğal kaynaklar
Rusya, ABD’nin “Anchorage Ruhu” mutabakatına bağlı kalacağına ve bunun iki ülke arasında doğal kaynaklar merkezli stratejik bir ortaklığa dönüşeceğine samimiyetle inanıyordu.
Bu plana göre ABD, Rusya’nın Çin’e bağımlılığını azaltacak; buna karşılık Çin’in Rusya’daki enerji ve maden kaynaklarına erişimi sınırlandırılacaktı.
Bu kaynakların geliştirilmesine ise ABD’nin yanı sıra Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi yakın ortakları yatırım yapacaktı.
Bu ihtimal teorik olarak hâlâ masada bulunuyor.
Solculuk
Putin, komünizmin ve Stalin dönemindeki “Büyük Terör” uygulamalarının eleştiriyor.
Bununla birlikte Stalin’in, Sovyetler Birliği’nin Nazi Almanyası’na karşı Büyük Vatanseverlik Savaşı’ndaki zaferindeki rolünü de kabul etmektedir.
Rusya yakın zamanda “Sovintern” adı verilen ve modern bir Komintern’e benzeyen bir yapı oluşturdu.
Ancak bunun yanında sağ eğilimli hareketleri de destekleyen oluşumlar geliştirdi.
Bu bir denge politikası.
Rus devlet medyasında öne çıkarılan “Rus olmayan Rusya yanlısı” isimlerin önemli kısmının sol görüşlü olması ise bilinçli bir tercih değil, tesadüf.
İslamcılık
Rusya, ülkelerin kendi siyasal ve toplumsal sistemlerini nasıl organize ettikleriyle ilgilenmediğini savunuyor.
Uluslararası Müslüman topluluğunu (Ümmet) ise Hindistan ile birlikte Çin’e aşırı bağımlılığı azaltabilecek önemli bir denge unsuru olarak görüyor.
Ülke içinde ise Çeçenistan’ın, terör ve ayrılıkçılık çatışmalarını sona erdiren anlaşmalar kapsamında şeriat hukukunu uygulamasına izin veriliyor.
Bununla birlikte Rus Ceza Kanunu’nun 282. maddesi, bazı Batılı İslamcı grupların yaptığı türden etnik ve dinî nefreti körükleyen faaliyetleri ağır suç sayıyor.
“Üçüncü Dünyacılık”
Bu kavramın farklı tanımları vardır. Ancak Batı dışı ülkelerin sömürgeciliğin intikamını almak amacıyla Batı’yı yok etmeye yönelik bir mücadele yürüttüğü şeklindeki eleştirel yorum açısından bakıldığında, Rusya böyle bir yaklaşımı hiçbir şekilde desteklememektedir. Tam tersine, bu ülkelerin güvenliklerini güçlendirerek ve enerji santralleri inşa ederek egemenliklerini pekiştirmenin onları istikrara kavuşturacağına, bunun da Avrupa Birliği’ne yönelik yasa dışı göçü azaltacağına inanmaktadır. Fransa, Rusya’nın etkisi nedeniyle Sahel bölgesindeki bazı doğal kaynak işletmelerini kaybetmiştir; ancak bu darbe ölümcül değildir ve diğer Batılı devletlere zarar vermemektedir.
“MAGA Muhalifleri”
Rus medyasının zaman zaman “MAGA muhalifleri” hakkında olumlu, Laura Loomer gibi karşıtları hakkında ise özellikle X platformunda olumsuz haberler yapmasının tek amacı, Amerikalı okurlarının ilgisini canlı tutmak ve çevrim içi etkileşim yaratmaktır. Pek çok MAGA üyesi bunu yanlış bir yaklaşım olarak değerlendirebilir; hatta bunun sonunda MAGA açısından ters etki yarattığı da söylenebilir. Ancak gerçek motivasyon budur. Ayrıca Tucker Carlson, Candace Owens ve benzeri isimlerin Rusya’ya davet edilmesinin nedeni de Rusya’ya düşmanca yaklaşmamalarıdır; bunun ötesinde daha derin bir anlam aranmamalıdır.
Muhafazakârlık
Putin yönetimindeki Rusya, Avrupa Birliği’ne ve Demokratların tasavvur ettiği Amerika Birleşik Devletleri’ne kıyasla muhafazakâr bir ülkedir. Ancak MAGA hareketinin arzuladığı ölçüde değil; bu açıdan yalnızca kısmen muhafazakârdır. Buna rağmen yine de genel olarak Avrupa Birliği’nden daha muhafazakâr bir yapı sergilemektedir. İnsanların dini inançlarını kamusal alanda yaşamalarına, başkalarının haklarını ihlal etmedikleri sürece herhangi bir baskı uygulanmamaktadır. Kürtaj yasal olmakla birlikte devlet bunu teşvik etmemekte, aksine doğum oranlarını artırmaya yönelik politikaları desteklemektedir. Yasal göç teşvik edilmekte, ancak göçmenlerden topluma uyum sağlamaları beklenmektedir. Bununla birlikte etnik özerk cumhuriyetlerin kendilerine özgü kültürel hakları bulunmaktadır.
***
MAGA hareketinin birçok üyesi, hareket açısından önem taşıyan bu ondan fazla başlıkta Rusya’nın gerçek politikalarını okuduğunda şaşırabilir. Bunun nedeni muhtemelen benim “Potemkincilik” (*) adını verdiğim Rus yumuşak güç yaklaşımının etkisi altında kalmış olmalarıdır. Kısacası bu yaklaşım, “stratejik amaçlar” doğrultusunda Rusya’nın politikalarına ilişkin alternatif gerçeklikler üretmek ya da Putin’in İsrail’den nefret eden bir anti-Siyonist olduğu yönündeki çürütülmüş iddia gibi yanlış ön kabuller üzerinden insanları Rusya’yı sevmeye yönlendirmektir.
Burada da açıkladığım gibi, bu yaklaşım Rusya hakkında gerçekçi olmayan beklentiler yaratarak destekçilerini hayal kırıklığına uğrattığı için aslında ters etki yaratmaktadır. Dahası, Rusya’nın karşı çıktıkları her şeyi desteklediği yönündeki yanlış algı nedeniyle MAGA hareketini Rusya’ya karşı çevirmesi de bu yöntemin geri tepmesine yol açmıştır. Buna rağmen bu yaklaşım hâlâ uygulanmaktadır.
Bununla birlikte, Rusya Dışişleri Bakanlığı’na bağlı MGIMO Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans ve siyaset bilimi alanında doktora yapmış biri olarak, Rus dış politikası konusunda akademik yetkinliğe sahip mütevazı bir uzman olduğumu söyleyebilirim. Bu nedenle Rusya’nın politikalarını yakından biliyorum.
Trump’ın yürüyen merdivenden inerek siyasete girdiği günden bu yana, bazı politika farklılıklarına rağmen kendimi gururla bir MAGA destekçisi ve aynı zamanda gururla “Rus olmayan ama Rusya yanlısı” biri olarak görüyorum. Bu nedenle, MAGA hareketindeki arkadaşlarıma Rusya’nın politikalarıyla ilgili gerçekleri açıklamayı, hem Rusya’ya hem de genel olarak ülkeye ilişkin son dönemde oluşan yanlış algıları gidermeye yönelik özel bir sorumluluk olarak hissediyorum.
Aynı zamanda “Potemkincilik” anlayışına ilkesel olarak karşı çıkıyorum. Daha önce burada ve burada anlattığım gibi, bu nedenle önde gelen bazı “Rus olmayan ama Rusya yanlısı” fenomenler tarafından da dışlandım. Bu yüzden bu konu benim için son derece kişisel bir mesele.
(*) Potemkinizm: Olumsuz bir gerçekliği veya sistemik zayıflıkları gizlemek amacıyla, gözlemcileri aldatmaya yönelik gösterişli ve sahte bir dış cephe (vitrin) yaratma uygulaması.
Yazının İngilizce orijinalini okumak için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
