Türkiye’de, özellikle “Soğuk Savaş” yıllarından bu yana zaman zaman dile getirilen bir iddia var: PKK’yı Sovyetler Birliği kurdu.
İlk bakışta örgütün Marksist-Leninist ideolojisi, Suriye’de uzun yıllar barınması ve Moskova’nın Ankara’ya yönelik o yıllardaki politikaları nedeniyle iddia kulağa inandırıcı gelebiliyor.
Peki gerçekten öyle mi?
Ulaşılabilen açık kaynaklar, PKK’nın Sovyet gizli servisi KGB tarafından kurulduğunu kesin olarak ortaya koyan bir belge sunmasa da, Moskova’nın PKK’ya destek verdiğini ve örgütün Türkiye’ye karşı kullanılmasını stratejik açıdan yararlı gördüğünü ileri süren araştırmalar bulunuyor.
Dolayısıyla “PKK’yı Sovyetler kurdu” ile “Sovyetler PKK’yı destekledi” tezleri arasında önemli fark var.
Bu farkı ortaya koymak için PKK’nın kuruluşundan önceye, “Soğuk Savaş”ın Kürt politikasına ve örgütün Suriye-Lübnan hattına bakmak gerekiyor.
PKK’nın kuruluş öyküsü Moskova’da değil, 1970’lerde Türkiye’de başlıyor.
Abdullah Öcalan ve çevresindeki öğrenciler, 1970’lerin başında Ankara’da dönemin radikal sol hareketleri içinde siyasal faaliyet yürütmeye başladı. Öcalan’ın çevresinde oluşan grup zamanla Kürt meselesini merkeze alan ayrı bir örgütlenmeye dönüştü.
PKK, 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde yapılan toplantıyla resmen kuruldu. ABD Kongresi’nin araştırma servisi de, PKK’nın 1978’de Abdullah Öcalan ve arkadaşları tarafından kurulduğunu, Öcalan’ın 1979’da Suriye’ye geçtiğini kaydediyor. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından Suriye’nin yardımıyla 1982’de Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde kamplar kuruluyor, iki yıl sonra da örgüt silahlı mücadeleyi başlatıyor.
Bugün için açık kaynaklarda yer alan bilgilere dayanarak “PKK Sovyetler Birliği tarafından kuruldu” demek mümkün değil ama hikâyenin ilginç kısmı tam burada başlıyor.
PKK, kuruluşunda açık biçimde Marksist-Leninist bir ideolojik çerçeve benimsedi. Örgütün ilk hedefi bağımsız bir Kürt devleti kurmaktı. Bu hedefe ulaşmak için Maocu gerilla savaşından ve Marksist-Leninist devrim anlayışından etkilenen bir örgütlenme modeli geliştirildi.
Bu durum, “Soğuk Savaş”ın iki kutuplu dünyasında Türkiye açısından son derece önemliydi.
Çünkü Türkiye NATO üyesiydi; Sovyetler Birliği ile doğrudan sınırı vardı ve Ankara, Washington’ın Sovyetleri çevreleme politikasının önemli halkalarından biriydi.
Dolayısıyla Moskova’nın Türkiye’nin içindeki sosyal ve etnik fay hatlarıyla ilgilenmesi şaşırtıcı değildi.
Ancak burada da önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Marksist-Leninist olmak otomatikman Sovyetler Birliği tarafından kurulmak anlamına gelmiyordu.
1970’lerde Türkiye’de çok sayıda farklı sosyalist örgüt bulunuyordu. Bunların önemli bölümü Sovyetler Birliği’nden etkilenirken bazıları Moskova’yı revizyonist olmakla suçluyor, Çin veya Arnavutluk çizgisini benimsiyor ya da tamamen bağımsız bir sosyalist politika savunuyordu.
PKK da kendi ideolojik çizgisini oluşturdu.
İddianın kaynağı
İddianın en güçlü dayanaklarından biri Suriye bağlantısı. PKK’nın 1979’dan itibaren Suriye ve Lübnan’da örgütlenmesi, “Soğuk Savaş” dengeleri açısından dikkat çekici bir coğrafyada gerçekleşti.
Hafız Esad yönetimindeki Suriye, Sovyetler Birliği’nin Orta Doğu’daki en yakın müttefiklerinden biriydi. Şam, Sovyet silahlarıyla donatılmış güçlü bir orduya sahipti ve ABD’nin bölgedeki müttefikleriyle rekabet ediyordu.
Öcalan’ın Suriye’de yaşamasına izin verilmesi ve PKK’nın Lübnan’daki Bekaa Vadisi’nde eğitim kampları oluşturması, örgüte Türkiye dışında güvenli bir alan sağladı. ABD Kongresi’nin kronolojisi de PKK’nın 1982’de Suriye’nin desteğiyle Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde kamplar kurduğunu belirtiyor.
Bu nedenle bazı araştırmacılar Suriye’nin PKK’ya desteğini Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye karşı daha geniş stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriyor.
Washington Institute’ta yayımlanan bir değerlendirme, Moskova’nın PKK’nın gelişimini Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak amacıyla desteklediğini ve Sovyetler ile Suriye’nin örgüte eğitim ve silah sağladığını savunuyor. Aynı kaynak, Sovyet desteğinin “Soğuk Savaş”ın sona ermesiyle zayıfladığını belirtiyor.
Fakat bu değerlendirmeler, PKK’nın kuruluş emrinin Moskova’dan geldiğini kanıtlayan bir Sovyet arşiv belgesi sunmuyor. Başka bir deyişle, “Sovyet desteği” ile “Sovyetler kurdu” iddiası aynı şey değil.
Bu noktada sorulması gereken bir soru var:
Suriye’nin hesabı Moskova’nın hesabıyla aynı mıydı?
Muhtemelen tamamen değil.
Hafız Esad’ın PKK’ya yaklaşımının Türkiye ile Suriye arasındaki doğrudan sorunlarla da ilgisi vardı.
Hatay meselesi, Fırat ve Dicle suları ve iki ülke arasındaki bölgesel rekabet, Şam’ın Ankara’ya karşı kullanabileceği araçları değerli hale getiriyordu.
Nitekim PKK’nın Suriye’deki varlığı Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra da devam etti.
Bu ayrıntı önemli çünkü eğer PKK yalnızca Sovyetler Birliği’nin bir “projesi” olsaydı, 1991’de Sovyetler Birliği ortadan kalktıktan sonra Suriye’nin PKK’ya desteğinin de aynı anda sona ermesi beklenirdi.
Ama öyle olmadı.
Hafız Esad, 1990’lar boyunca Öcalan’ın Şam’da kalmasına izin vermeyi sürdürdü. Öcalan ancak Türkiye’nin 1998’de askeri müdahale tehdidinde bulunmasının ardından Suriye’den çıkarıldı. Foreign Affairs, Suriye desteğinin PKK’nın ayakta kalmasında kritik rol oynadığını ve Esad’ın Öcalan’ı ancak 1998’de Türkiye’nin baskısıyla sınır dışı ettiğini belirtiyor.
Yani Suriye’nin PKK politikası, Sovyetler Birliği’nin ortadan kalkmasından sonra da kendi başına devam etti.
Bu da “PKK tamamen Moskova’nın projesiydi” tezini zayıflatan unsurlardan biri.
Peki, Sovyetler gerçekten de PKK’yı destekledi mi?
Burada daha ihtiyatlı bir cevap vermek gerekiyor.
Bunu savunan kaynaklar var.
Washington Institute’un farklı tarihlerde yayımladığı iki ayrı çalışmada Sovyetler Birliği’nin PKK’yı Türkiye’ye karşı desteklediği ileri sürülüyor. Bu kaynaklara göre Moskova, NATO’nun güney kanadındaki önemli ülkelerden Türkiye’yi zayıflatabilecek bir örgütü stratejik açıdan yararlı görüyordu.
Ancak bu iddia ile ilgili kaynakların niteliği de hesaba katılmalı. Bunlar Sovyet arşivlerinden çıkarılmış doğrudan Kremlin-KGB belgeleri değil, ağırlıklı olarak güvenlik ve dış politika analizi niteliğindeki çalışmalar.
Öcalan’ın Moskova yolculuğu
Hikâye Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra da ilginç bir şekilde devam ediyor.
1998’de Suriye’den çıkarılan Öcalan’ın sonraki durağı Rusya oldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin dosyasına göre Öcalan 9 Ekim 1998’de Suriye’den ayrıldı ve 12 Kasım 1998’de Moskova üzerinden Roma’ya gitti.
Bu olay tek başına “Rusya PKK’nın arkasındaydı” anlamına gelmiyor. Üstelik o tarihte Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının üzerinden yedi yıl geçmişti.
Fakat Rusya’nın PKK ve Öcalan meselesine ilgisinin Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla tamamen ortadan kalkmadığını gösteren önemli bir örnek. Üstelik o dönemde Rusya parlamentosunda Öcalan’a siyasi sığınma verilmesini isteyen girişimler de oldu.
Sovyetlerin Kürtlere ilgisi
Bir başka önemli ayrıntı da şu: Sovyetler Birliği’nin Kürt hareketleriyle ilişkisi PKK’dan yıllar önce başlamıştı.
1946’da İran’da kurulan Mahabad Kürt Cumhuriyeti Sovyet desteğinden yararlandı. Mahabad’ın kısa ömürlü olmasının ardından Mustafa Barzani ve bazı takipçileri Sovyetler Birliği’ne gitti.
Bu tarih, Moskova’nın Kürt meselesini “Soğuk Savaş”ın çok daha erken dönemlerinden itibaren bölgesel politika açısından değerlendirdiğini gösteriyor.
Ancak Mahabad, Irak Kürdistan Demokratik Partisi ve daha sonra ortaya çıkan PKK’nın birbirinden tamamen farklı siyasi yapılar olduğunu da unutmamak gerekiyor.
Peki “Sovyetler kurdurdu” iddiası neden hâlâ konuşuluyor?
Çünkü birkaç farklı olgu zaman içinde tek bir hikâyeye dönüşmüş durumda:
PKK’nın Marksist-Leninist ideolojisi, Suriye’nin PKK’ya desteği, Suriye’nin Sovyetler Birliği’yle yakın ilişkisi, Moskova’nın Türkiye’ye karşı politikaları ve Sovyetlerin Kürt hareketleriyle daha eski ilişkileri hepsi bir bütünün parçaları. Bunların hepsi gerçek veya ciddi biçimde belgelenmiş olgular.
Fakat bunları birleştirerek “O halde PKK’yı Sovyetler kurdu” sonucuna ulaşmak için ayrıca doğrudan bir kanıt gerekiyor. Ama böyle bir kanıt en azından açık kaynaklarda yok.
Bugün eldeki kaynaklarla en makul sonuç şu:
PKK, 1970’lerde Türkiye’deki radikal sol ortamdan doğmuş, 1978’de Öcalan ve arkadaşları tarafından kurulmuş Marksist-Leninist bir örgüttü. Öcalan’ın 1979’dan itibaren Suriye ve Lübnan’a geçmesi, örgütün burada askeri ve siyasi kapasite geliştirmesine imkân sağladı. Suriye’nin PKK’ya verdiği destek, Ankara-Şam rekabetinin de bir parçasıydı.
Sovyetler Birliği’nin PKK’yı Türkiye’ye karşı desteklediği iddiası ise bazı güvenlik ve dış politika araştırmalarında açık biçimde dile getiriliyor.
Ancak bugüne kadar ulaşabildiğimiz açık kaynaklar, “PKK’yı Sovyetler Birliği kurdu” tezini kesin biçimde kanıtlayan doğrudan bir Kremlin, KGB veya Sovyet Komünist Partisi belgesi ortaya koymuyor.
Belki de bu nedenle en doğru soru, “PKK’yı Sovyetler mi kurdu?” değil, “Sovyetler PKK’nın ortaya çıkışında ve gelişmesinde ne kadar rol oynadı?” olmalı.
Devam edecek…
Not: Bu yazıda PKK’nın kuruluşu ve kronolojisi için Kongre Araştırma Servisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve akademik çalışmalar; Sovyetler Birliği’nin PKK’ya destek verdiği yönündeki iddia için ise Washington Institute gibi güvenlik ve dış politika araştırmaları kullanılmıştır. Sovyetler Birliği’nin PKK’yı kurduğunu doğrudan gösteren bir Kremlin, KGB veya Sovyet Komünist Partisi arşiv belgesine ise açık kaynaklarda rastlanmamıştır.
Kaynaklar
Congressional Research Service (CRS), Library of Congress — “Turkey (Türkiye), the PKK, and U.S. Involvement: Chronology”, 10 Ocak 2025.
PKK’nın 1978’de kurulması, Öcalan’ın 1979’da Suriye’ye geçmesi, 1982’de Bekaa Vadisi’ndeki kamplar ve 1998’de Suriye’den çıkarılması dahil kronoloji için temel kaynak.
CRS – Turkey (Türkiye), the PKK, and U.S. Involvement: Chronology
Anna Grabolle-Çeliker — “The PKK – A Woman’s Party? A History of the Kurdish Women’s Freedom Movement 1978–2020”, Cambridge University Press, 2021.
PKK’nın 1978’de Fis’teki kuruluş kongresi ve örgütün Türkiye’deki öğrenci/sol hareketleri içinden gelişmesi için.
Cambridge University Press – The PKK: A Woman’s Party?
Soner Cagaptay — “Syria and Turkey: The PKK Dimension”, The Washington Institute, 5 Nisan 2012.
Sovyetler Birliği’nin PKK’ya destek verdiği ve Sovyet-Suriye işbirliğinin örgütün gelişimindeki rolü yönündeki tezin kaynaklarından biri.
The Washington Institute – Syria and Turkey: The PKK Dimension
Robert O. Freedman — “Soviet Policy Toward Syria in the Andropov Era”, Cambridge University Press.
Sovyetler Birliği-Suriye ilişkilerinin Soğuk Savaş dönemindeki niteliği ve Moskova’nın Şam üzerindeki etkisinin sınırları için.
Cambridge University Press – Soviet Policy Toward Syria in the Andropov Era
“The End of the PKK?”, Foreign Affairs.
Hafız Esad’ın Öcalan ve PKK’ya sağladığı güvenli alan, Suriye’nin desteğinin 1990’lara kadar sürmesi ve Öcalan’ın 1998’de Suriye’den çıkarılması için.
Foreign Affairs – The End of the PKK?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi — Öcalan v. Turkey.
Öcalan’ın 1998’de Suriye’den çıkarılması, Moskova’ya gidişi, Rusya’daki siyasi sığınma girişimi ve sonraki süreç için birincil resmi kaynak.
AİHM – Öcalan v. Turkey
Encyclopaedia Iranica — “Azerbaijan iv. Islamic History to 1941” ve Mahabad’a ilişkin maddeler.
1946 Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin Sovyetlerin İran’daki varlığı ve desteğiyle ilişkisi için.
Encyclopaedia Iranica
Aaron Stein — “The PKK Could Spark Turkish-Russian Military Escalation”, The Washington Institute.
Sovyet-PKK ilişkisi tezinin bir başka örneği ve Soğuk Savaş bağlamındaki değerlendirmeler için.
The Washington Institute – The PKK Could Spark Turkish-Russian Military Escalation
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
