Pazartesi, 8 Haz 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Ordular artık kıpırdayamıyor

Alper Eliçin
Son güncelleme: 8 Haziran 2026 19:26
Alper Eliçin
Paylaş
Paylaş

Ukrayna ve İran savaşları muharebe tekniklerinin son yıllarda geliştirilen yeni teknolojiler sayesinde ciddi şekilde değiştiğini gözler önüne seriyor.

Bu savaşlardan elde ettiğimiz en önemli çıkarım ise, cephelerin giderek daha “şeffaf” hale gelmesi. Artık S/İHA’lar, sensörler, uydu sistemleri ve ağ bağlantıları sayesinde taraflar düşmanın yerini eskisine oranla çok daha kolay tespit edebiliyor.

Bu nedenle, Ukrayna’da gerçekleşmekte olan piyade muharebeleri korkunç koşullarda cereyan ediyor. Özellikle Donetsk çevresinde 30-50 kilometre derinliğinde  “öldürme bölgeleri” oluşmuş. Askerler, bilhassa piyadeler, sürekli FPV dronlarının (birinci şahıs görüşlü SİHA) tehdidi altında yaşam savaşı veriyor. Artık cepheye araçla ulaşmak bile imkansız hale gelmiş. Askerler, ormanlar gibi bölgeye özgü bitki dokularından, nehir vadilerinden yararlanarak bazen haftalar süren zorlu yürüyüşlerle düşman hatlarının yakınlarına ulaşmaya, bazen de bu hatların arkasına sızmaya çalışıyor. Ölümden kaçmak artık neredeyse imkansız hale gelmiş. Cepheden dönebilen askerleri ise yaşam boyunca psikolojik rahatsızlıklar bekliyor. Bu nedenlerle, robot askerler ve lojistik araçları kullanılmaya başlanmış. Nitekim Nisan ayı içerisinde Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski, hiç asker kullanılmadan öldürme bölgesindeki bir toprak parçasının geri alındığını açıklamıştı. Ukrayna, cephenin bazı kesimlerinde, her beş kilometreyi sadece altı askerle savunacak kadar ordusunu dönüştürmüş durumda.

Rusya-Ukrayna Savaşı’na paralel olarak Orta Doğu’da ABD/İsrail ile İran arasında da bir savaş sürüyor. Burada üstün hava gücü, radarlar, uydular, S/İHA’lar ve gelişmiş hedefleme sistemleri sayesinde son derece sofistike saldırılar düzenleniyor. İsrail’in Tahran’daki trafik kameralarını ele geçirerek (hack’leyerek) Ayetullah Ali Hamaney’i izlemesi ve öldürmesi bu savaşın teknolojik boyutunun sadece bir örneği. Yapay zekâ (YZ) tabanlı Maven gibi yazılımların hedef belirlemede kullanılması, radarlarda görünmesi son derece zor hayalet uçakların (stealth) devrede olması, bu bölgede Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan bambaşka bir mücadelenin yürütüldüğü izlenimini veriyor. Ancak her iki savaşın da ortak bir yanı var; o da şeffaflık… Cephede ne olup bittiğini artık tüm taraflar en ince detayına kadar görebiliyor.

Şeffaflığı sağlayabilmek için de sensörler, elektronik harp sistemleri ve gelişmiş YZ destekli yazılımlar en az S/İHA’lar kadar önemli. S/İHA’lar savaşların planlanmasında ve muharebelerin yapılmasında ortaya çıkan dönüşümün bir sembolü haline gelmiş olsalar da, artık bu üç yetkinlik olmadığı sürece yeterince etkin olamıyorlar.

Örneğin, son yıllarda Türkiye’nin geliştirdiği Baykar TB2 S/İHA’ları savaş teknolojisindeki dönüşümün sembollerinden biri olarak gündeme geldi. Libya, Suriye ve Karabağ’daki başarılarından sonra Ukrayna Savaşı’nın ilk döneminde Rus zırhlılarına karşı da son derece etkili oldular. Rus zırhlı birliklerinin Kyiv’e girmelerini engellemede, Javelin roketatarlar ve topçu ateşiyle birlikte büyük başarı sağladılar. Ancak Ruslar birkaç ay içerisinde yeni elektronik savaş yöntemlerini devreye sokunca TB2’lerin etkisi azaldı. Bu da bizlere savaş teknolojisinde sürekli karşılıklı bir adaptasyon döngüsü olduğunu gösteriyor. O nedenle S/İHA teknolojilerini sürekli geliştirmenin yanı sıra, Türkiye’nin YZ destekli elektronik savaş tekniklerini geliştirme konusunda da olağanüstü çaba göstermesi gerekiyor. Artık, S/İHA’ların yazılımlarının üç-dört günde bir modifikasyon geçirmesi, en fazla altı haftada bir de yeni yazılımlarla tamamen güncellenmesi şart. Başta Aselsan olmak üzere, ülkemizin harp sanayisinin bu konuda çok başarılı olması, bu nedenle en az S/İHA teknolojisi ve gelişmiş cephane üretimi kadar önem taşıyor. Ayrıca elektronik savaş sadece S/İHA’lara yüklenen yazılımlardan ibaret de değil. Birbirlerine entegre sabit ve mobil radarlar, düşman radar sinyallerine karşı karıştırıcılar gibi pek çok ileri teknolojiye ihtiyaç oluyor.

Ukrayna savaşında bugün iki taraf da her gün binlerce FPV dronu üretiyor. Bu ucuz ve basit dronlar bizzat cephedeki askerler tarafından kullanılıyor ve savaşın korkunç kayıplarında çok önemli bir rol oynuyorlar. 30-50 kilometre derinliğe ulaşan öldürme kuşağının oluşturulabilmesinin en büyük nedeni bu silahlar. Önceleri radyo dalgalarıyla yönlendirilen FPV dronları elektronik karıştırma sistemleri tarafından engellenmeye başlanınca, yerini yavaş yavaş kilometrelerce uzunluğunda son derece hafif fiberoptik kablolarla idare edilebilen yeni FPV dronları almaya başlamış. Rusya’nın Ukrayna’nın Kursk’taki karşı saldırısını durdurmasında bu yeni S/İHA’lar önemli bir rol oynamış. Söz konusu kabloların en büyük üreticisi ise tahmin edebileceğiniz gibi Çin.

S/İHAlar yalnızca öldürmek için kullanılmıyor; yiyecek ve su taşımak, yaralı tahliye etmek gibi görevlerde de rol alıyorlar. Bu bağlamda kara ve denizde hareket eden insansız hava araçlarının da hızla yaygınlaşmaya başladığına dikkat çekmek isterim.

Ukrayna ve Rusya her yıl milyonlarca S/İHA üretiyor. Bu üretim, fabrikalardan (özellikle Ukrayna’da) evlerin oturma odalarına kadar uzanan bir lojistik zinciri sayesinde gerçekleşiyor. Kullanılan malzemenin büyük kısmı da elektronik mağazalarından sağlanan sivil amaçlara yönelik ürünlerden oluşuyor. Savaş olmadığı dönemlerde böyle bir üretim kapasitesini sağlamak doğal olarak anlamlı değilse de, temel eğitimin planlanmasından meslek okullarına, üniversitelerde mühendislik ve temel bilimler eğitimine önem verilmesine kadar pek çok konuda hazırlık yapılabilir. Depreme hazırlık yapmayan, sığınak yapımına önem vermeyen bir Türkiye’nin askeri teknolojilerde başardığı büyük gelişimi nasıl devam ettirebileceği ise şu anda belirgin değil. Temel bilimler fakültelerinin kapatılması, mühendislik fakülteleri başta olmak üzere, genelde üniversitelerin standardının düşmesi, insanı endişeye sevk ediyor.

Ukrayna-Rusya ve ABD/İsrail-İran savaşlarının bir ortak noktası da büyük güçlerin kolay zafer beklentisiyle savaşa girip çıkmaza sürüklenmesi. Her iki savaş da beklenmedik bir şekilde uzadı ve güçlü görünen taraflar kesin bir zafer elde edemedi. Dolayısıyla toprakları savunma derinliği sağlayabilecek büyüklükte ve uygun topografik özelliklere sahip olan, halkının direnci kolay kırılamayan ülkeler açısından, teknolojinin savunmayı güçlendirip güçlendirmediği önemle değerlendirilmesi gereken bir konu olarak ortaya çıktı. Rusya’nın elde ettiği ile yetinmeye çalışması, ABD’nin ise uğradığı yenilgiyi iç politika açısından bir zafer olarak ilan edip Vietnam ve Afganistan’da olduğu gibi kaçması an meselesi.

Bazı uzmanlar bu durumun modern savaşların kaçınılmaz bir sonucu olacağını düşünüyor; yani küçük, ucuz ve her şeyi gören sistemler nedeniyle orduların bulundukları yerlerden kıpırdayamadıkları bir dünya. Diğer bir görüş ise bunun geçici olduğu ve lazerler, jammer sistemleri ve yeni elektronik harp yöntemleri geliştikçe dengenin tekrar değişebileceği yönünde.

Öte yandan, modern orduların hâlâ eski savaş anlayışlarına gereğinden fazla yatırım yaptığı görülüyor. Örneğin NATO’nun tanklar, savaş uçakları, destroyerler gibi platformlara ağırlık verirken, yeni savaş biçimlerine yeterince hazırlıklı olmadığı gözlemeleniyor. Halbuki Ukrayna’nın deneyimlerden ders çıkarmanın son derece önemli olduğu her geçen gün daha fazla anlaşılıyor. Nitekim Ukrayna’nın da küçük birliklerle katıldığı tatbikatlarda, gerek karada gerekse denizde, NATO kuvvetlerine büyük kayıplar verdirdiği medyada sık sık gündeme geliyor.

Sonuçta günümüzün savaşları cephelerin son derece şeffaf hale gelmesiyle yepyeni bir şekle büründü. Bu şeffaflık, sensörler, uydu sistemleri, ağ bağlantıları ve hassas mühimmatlarla S/İHA’ların entegrasyonu sayesinde sağlanıyor. Bu entegrasyonda YZ’nin önemi her geçen gün artıyor. Aldığı kaliteli eğitimle yüksek teknoloji üretebilen, vatanını seven yurttaşları olan, yeterince stratejik derinlik sağlayan topraklara sahip, finansman gücü yüksek ülkeler, kendilerinden çok daha güçlü ülkelere karşı direnç gösterebiliyorlar. Öte yandan savaşlarda hiçbir ahlaki değerin olmadığı bir kez daha anlaşıldığından, çatışmalar sadece cephe hattında kalmayıp, başta kentlerde yaşayanlar olmak üzere tüm sivil halkı da risk altına sokuyor.

Türkiye yukarıda bahsedilen yeteneklerin önemli bir bölümüne sahip olsa da, bazı konularda henüz ciddi zafiyetleri var. Zincirin en zayıf halkasından kopacağı analojisinden hareket ederek bu eksikliklerimizi bir an evvel ortadan kaldırmamız gerekiyor.

Not 1: Bu yazı hazırlanırken The Economist’in 30 Mayıs 2026 tarihli ‘The dangerous delusion of modern warfare’ başlıklı makalesinden yararlanılmıştır.

Not 2: Bu yazım ilk olarak noktakibris.com sitesinde yayınlanmıştır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitikRusya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAlper Eliçin
Takip et:
1974 yılında Alman Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenimine Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde devam etti. İngiltere’de Sussex Üniversitesi’nde Yöneylem Araştırması ve ABD’de Clemson Üniversitesi’nde İşletme alanlarında yüksek lisans yaptı Dünya Bankası'na değişik projelerde danışmanlık yaptı, Çukurova Metropolitan Bölgesi Kentsel Gelişim Projesi'nde ise proje direktör yardımcılığı görevini üstlendi. Gayrimenkul geliştirme projelerindeki deneyimini zaman içerisinde turizm yatırımlarına yönlendirmiştir. İş yaşamına 1990 yılından itibaren Pegasus Havayolları'nda kurucu ortak olarak devam etti, şirkette genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. İstanbul Havayolları'nda genel müdür yardımcılığı, Kavrakoğlu Management Institute’da başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Havayolu yönetimi, yeniden yapılandırılması, şirket birleştirme, ayırma ve satın almaları ve gayrimenkul yönetimi konuları uzmanlık alanlarından. Merkezi Paris'te olan Milletlerarası Ticaret Odası Havacılık Komitesi'nde uzun yıllar Türkiye'yi temsil etti, Türkiye Havacılık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği Başkan Yardımcılığı görevlerinde de bulundu. 2008 yılında BCD Eğitim ve Danışmanlık Ltd’nin kurucu ortağı oldu. Halen serbest danışman ve eğitmen olarak çalışmaktadır. Bugüne kadar Türkiye, KKTC, Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Romanya, Mısır, Belçika, İsviçre ve Avusturya’da eğitimler vermiş, danışmanlık yapmıştır. Ayrıca, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde dijital yayın organlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Çok iyi düzeyde Almanca ve İngilizce biliyor. Dağ tırmanışları ve doğa yürüyüşlerine ilgi duyuyor, Ağrı ve Musa dağları tırmandığı dağlar arasındadır. Okumak ve seyahat etmekten büyük zevk alıyor.
Önceki Makale Avrupa’nın yeni kaplanı
Sonraki Makale İdam sehpalarının gölgesinde demokrasi

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Sandıktan çıkan jeopolitik tablo 

Aydın Sezer
8 Haziran 2026
ManşetSerbest Kürsü

İdam sehpalarının gölgesinde demokrasi

Mustafa Böğürcü
8 Haziran 2026
GünlükManşet

Avrupa’nın yeni kaplanı

Medya Günlüğü
8 Haziran 2026
GünlükManşet

Cepheden son haberler

Medya Günlüğü
8 Haziran 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?