Bundan tam 80 yıl önce, 1 Ekim 1946’da, II. Dünya Savaşı’nın ardından kurulan Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi’nin Nazi Almanyası’nın önde gelen yöneticileri hakkındaki kararı açıklandı.
Savaş çoktan sona ermişti ancak Avrupa’nın en ağır suçlarından sorumlu tutulan Nazi liderlerinin hesap vermesi süreci henüz tamamlanmamıştı. Nürnberg’deki duruşmalar, bu nedenle savaş sonrası uluslararası hukuk açısından tarihi bir dönüm noktası olarak kabul edildi.
Duruşmalar 20 Kasım 1945’te başladı ve yaklaşık 11 ay sürdü. ABD, İngiltere, Sovyetler Birliği ve Fransa’nın oluşturduğu mahkeme, Nazi rejiminin siyasi, askerî ve ekonomik kadrolarından seçilen sanıkları yargıladı. Başlangıçta 24 kişi sanık olarak belirlenmişti ancak çeşitli nedenlerle bunların tamamı mahkeme karşısına çıkmadı. Sonuçta 22 sanık yargılandı; bunlardan 19’u mahkûm edildi, üçü beraat etti.
Sanıklara yöneltilen suçlamalar barışa karşı suçlar, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar başlıklarında toplandı. Nürnberg’in en önemli özelliklerinden biri, devlet yöneticilerinin yalnızca ülkelerinin yasalarını ihlal edip etmedikleri açısından değil, uluslararası hukuk bakımından da sorumlu tutulabilecekleri anlayışını güçlendirmesiydi. Mahkeme ayrıca bazı Nazi örgütlerini suç örgütü olarak tanımladı.
1 Ekim’deki kararlara göre 12 sanık ölüm cezasına çarptırıldı. Bunların arasında Nazi Almanyası’nın Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop, Polonya Genel Valisi Hans Frank, Nazi ideologlarından Alfred Rosenberg ve Julius Streicher bulunuyordu. Üç sanık ömür boyu hapse, dört sanık ise 10 ila 20 yıl arasında değişen hapis cezalarına mahkûm edildi. Üç sanık beraat etti.
En dikkat çekici isimlerden biri Hermann Göring’di. Hitler’in en yakınındaki isimlerden biri olan Göring, mahkemenin en yüksek rütbeli sanığıydı. Ölüm cezasına çarptırılmasına rağmen infazdan bir gece önce intihar ederek cezadan kurtuldu. Diğer 10 idam mahkûmu ise 16 Ekim 1946’da asıldı. Martin Bormann da gıyabında ölüm cezasına çarptırılmıştı; daha sonra savaşın son günlerinde Berlin’de öldüğü ortaya çıktı.
Nürnberg yargılamalarının önemi verilen cezalarla sınırlı kalmadı. Mahkeme sürecinde Nazi rejiminin kendi tuttuğu belgeler, yazışmalar ve kayıtlar da delil olarak kullanıldı. Bu belgeler, toplama kampları, kitlesel cinayetler ve Holokost hakkında daha sonra yapılan araştırmalar için önemli bir kaynak oluşturdu. Nürnberg’de ortaya konulan hukuki ilkeler de sonraki yıllarda uluslararası ceza hukukunun gelişimini etkiledi.
Nürnberg’de 1 Ekim 1946’da verilen kararlar, savaşın galiplerinin intikamından öte, devlet yöneticilerinin savaş ve insanlık suçlarından kişisel olarak sorumlu tutulabileceği fikrinin uluslararası hukukta yerleşmesinin başlangıç noktalarından biri oldu. Ardından Nürnberg’de başka davalar da görüldü ve doktorlardan sanayicilere, hukukçulardan toplama kampı görevlilerine kadar çok sayıda Nazi dönemi sorumlusu yargılandı.
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
