26.3 C
İstanbul
13 Haziran 24, Perşembe
spot_img

Minik mucize

Bebeklerin nasıl dil edindiği, evrimsel geçmişimizin en gizemli alanlarından biridir.

Dil edinim süreci, bebeğin sosyal etkileşim ağına katılımı yoluyla ortaya çıkan karmaşık ve büyüleyici bir yolculuktur. Henüz tam olarak nasıl işlediğini bilemesek de, çocukların dilleri taklit yoluyla öğrendikleri ve grameri anlamak için doğuştan gelen bir yeteneğe sahip oldukları kabul edilmektedir.

Miniklerimiz, dilsel ve iletişimsel uyaranlara ve fonetik ayrımlara karşı son derece duyarlı olurlar ve hemen tepki verirler. Aile üyeleri, bakıcılar ve diğer yetişkinlerle etkileşim içindeyken, sesler, konuşma tarzı, yüz ifadeleri ve beden dili gibi öğeleri özenle izlerler. Tonlamaya, ritme ve konuşmadaki kalıplara dikkat ederler. Bu gözlem süreci, öğrendiklerini dilin karmaşık gramer çerçevesi içine başarıyla yerleştirmeyi öğrendikleri sürecidir.

Bebekler, bu gözlemler sayesinde çevrelerindeki dil örüntülerini algılama ve yansılama becerilerini geliştirirler. Yinelenen sesler, sözcükler ve dil bilgisi kuralları, bebeğin beyninde bir dil modeli oluşturur. Böylece tekrarla dolu bir iletişim ortamında, dili bütünsel olarak kavramaya ve içselleştirmeye başlarlar.

Dil edinimi yalnızca ses, sözcük ve gramer ilkelerini öğrenmekle sınırlı değildir. Bebekler aynı zamanda sevinç, üzüntü, korku gibi duygusal tanımlamaları ve dilin sosyal işlevlerini anlamaya çalışırlar. Yetişkinleri taklit ederek dilin iletişim kurma, düşünceleri aktarma, istek ve ihtiyaçları dile getirme gibi çeşitli işlevleri olduğunu öğrenirler. Çocuklar, sosyal normları ve beklentileri dil aracılığıyla öğrenirler.

Bebekler, dil ediniminin ilk aşamalarında, sesleri ve sözcükleri doğru telaffuz etmenin ya da dil bilgisi kurallarına uymanın kaygısını taşımadan iletişim kurmaya çalışırlar. Aslında yetişkinler de tıpkı bebekler gibi kaygı ve korku duymadan, güvenle yabancı dil öğrenebilirler.

Konuşmaya başlarken, bebekler basit sözcüklerle kısa cümleler kurarlar ve iletilerini mimikler ve el kol hareketiyle desteklerler. Dil becerileri geliştikçe, daha karmaşık cümleler kurmaya ve dilin nüanslarını daha iyi anlamaya başlarlar. Söz dağarcığı genişler, grameri daha doğru uygularlar ve öz güven gelişmesiyle birlikte iletişimdeki incelikleri daha etkin biçimde kullanırlar.

Bebeklerin birden fazla dilin gramer yapısını kolayca öğrenebilme yeteneği, doğuştan getirdikleri kapasite ve yeteneklerin varlığını destekleyen bir teoriye dayanmaktadır. Noam Chomsky tarafından öne sürülen ve “Üniversal Gramer” olarak da bilinen bu teori, tüm yeni doğanların bilişsel aygıtlarında dil öğrenimini kolaylaştıran evrensel bir dil modelinin bulunduğunu ileri sürmektedir.

Bu model, bebeklerin farklı dil ailelerinden gelen dilleri bile anlamalarını kolaylaştırır ve öğrenme sürecini daha etkin ve hızlı hale getirir. Bu çerçevede beyin fonksiyonları üzerine yapılan çalışmalar, dil ediniminin farklı beyin bölgelerinin aktivasyonunu içeren karmaşık bir süreç olduğunu göstermektedir.

Özetle, bebeklerin bir ya da daha fazla ana dil edinmesinin, doğuştan gelen bazı yetenekleri, sosyal etkileşimi ve ilgili beyin işlevlerini içeren karmaşık bir süreç olduğunu anlamak önemlidir.

Bebeğinizin çok dilli büyüme sürecini optimize ederken göz önünde bulundurulabilecek faktörler:

1-Çok dilli bir çocuk yetiştirme sürecine başlamadan önce, anne baba ve diğer aile üyeleri arasında bir fikir birliğine varmak büyük önem taşır. Aranızda tartışmadan ve ikna olmadan sürece başlamayın.

2-Bir ebeveyn olarak, süreci yönetebilmek için bebeğinizin fiziksel, bilişsel ve dilsel gelişim aşamalarını öğrenmek önemlidir. Pedagojik bir bakış açısıyla dil gelişiminin kilometre taşları hakkında kendinizi eğitin. Süreci olumsuz etkileyebilecek zorlukların erken uyarı işaretlerini tanımaya ve önlem almaya hazırlıklı olun.

3-Henüz çişini bile haber veremeyen bebeklerin olağanüstü bir dil edinme becerisine sahip olduğunu görmek şaşırtıcıdır. Bu durum, çocukların erken yaşta birden fazla dil öğrenme kapasitesine sahip olduğunu gösterir. Çocukların dilli yetişmesi sanılandan daha yaygın bir gerçektir. Dünyada iki ya da daha fazla dilli olarak büyüyen çocuk sayısı, tek dilli büyüyenlerden daha fazladır.

4-Başlangıç olarak, çocuğunuzun hangi dili veya dilleri öğrenmesini istediğinizi düşünün. Bu kararın esnek olabileceğini ve gerektiğinde değiştirilebileceğini akılda tutmak önemlidir. Çocuğunuza birden fazla dil öğretmekle ilgileniyorsanız, dilleri mekânlar ile ilişkilendirmekte yarar var. Örneğin İngilizceyi yalnızca taşıtta, Fransızcayı yalnız evde ya da Rusçayı yalnızca bakıcısı yanındayken duymasını sağlamak önemlidir. Bu yöntem çocuğunuz ile mekân, zaman, kişi ve dil arasında bir güven bağı oluşturmaya yardımcı olabilir.

5-Bebeklikte konuşma öncesi dönem, dil öğrenme kapasitesinin en yüksek olduğu dönemdir. Bu nedenle “ne kadar erken başlanırsa, o kadar iyidir” önermesi doğrudur. İdeal olarak, bebek doğumdan itibaren birden fazla dile maruz kalmalıdır. Yeryüzünde herhangi bir bebek, hangi dilin konuşulduğu ortamda bulunursa, o dili edinir ve pekiştirir. Bu nedenle bebeklere dil öğretmeye çalışmak yerine, yaşamın doğal akışı içinde öğrenmeleri için alan tanınmalıdır.

6-Bebek beynindeki yoğrulabilirlik (plastisite) olağanüstüdür ve çevresel uyaranlara karşı oldukça duyarlıdır. Bu esneklik yeni sesleri, sözcükleri ve grameri algılamayı ve kavramayı yetişkinlere oranla çok daha kolay hale getirir. Beyindeki nöronların yapılarını ve bağlantılarını değişme yeteneği sayesinde bebekler, doğumdan sonraki ilk birkaç yıl içinde birkaç dili birden inanılmaz bir hızla öğrenirler.

7-Bebekler ana dillerini öğrenirken, yetişkinlerin yaptığı gibi sesleri bilinçli bir şekilde kaydetmezler. Bunun yerine, beyinleri özellikle ilk 6-8 ay boyunca algılanan tüm konuşmaları anadil düzeyinde özümser ve işler. Bundan şu çıkarımı yapabiliriz: Bu durum, bebeklerin konuşma öncesi evrede işittikleri tüm sesleri, ana dil sesleri olarak kodlamalarını sağlar. Bu sesler tek bir dilin ya da 3-4 farklı dilin sesleri olabilir, onun için fark etmez ve tüm sesleri ana dil klasörüne kodlar. Dolayısıyla, bebeğinize Japonca masal dinletiyorsanız, ileride Japonca öğrenmeye başladığında tüm sesleri ana dil kalitesinde çıkarabilecektir.

8-Çok dilli çocuk yetiştirmek, özenli planlama ve bu planın uygulanması için büyük bir sabır gerektiren bir süreçtir.  Anne babanın kararlı ve sabırlı olması, bebeğin kendine güvenini olumlu etkileyecektir. Mümkün olduğunca, her gün, kısa sürelerle de olsa çocuk düzenli olarak hedef dillere maruz bırakılmalıdır. Bebeklerin sürekli ve düzenli olarak aynı dili işitmeleri, dil edinim süreci hızlandırır. Bu amaçla, bebeğinize farklı dillerde içinde yalnızca sözlü anlatı olan ve müzik içermeyen masallar dinletebilirsiniz. Aşağıdaki mail adresimden bana ulaşırsanız farklı dillerdeki masalları mutlulukla paylaşabilirim.

9-Bebeğinizin dil edinimine uygun bir ekosistem oluşturmanız önemlidir. Bebekler, duyusal algılarını kullanma ve çevreden gelen dil örüntülerini taklit etme eğiliminde olurlar. Anne baba, bu süreçte bebeklerin en önemli modellerdir. Bu nedenle, bebeğin masal dinlediği ortamın elden geldiğince sakin ve sessiz olmasına özen göstermeli. Hatta ara sıra onula birlikte masal dinlemek, edinimi destekleyebilir.

Çocuklarımızın, farklı dilleri ve kültürleri kucaklayan bir dünyada büyümeleri dileğiyle…

Halil Ocaklı

Bayburt'un Sisne köyünde doğdu (1964). Gurbetçi çocuğu olarak Almanya'da yaşadı. Orada Yunan-Roma tarihi okudu. California Üniversitesi Berkeley, Doğu Asya Araştırmaları Enstitüsü'nde Proto-Altayca ve Eski Japonca ilişkileri üzerine çalıştı. Japonya'da Kyushu Üniversitesi'nde bir sömestr geçirdi. Türkiye ve ABD’de profesyonel turist rehberliği ve çevirmenlik yaptı. Rusya'da Tver Devlet Üniversitesi'nde çalışırken evlendi. Vedanta Felsefesi'ne takmış durumda! Farklı ülkelerde geçen 35 aksiyon dolu yılın ardından Bergamo’nun (İtalya) ve Antalya'nın sade sakinlerinden biri oldu.

Halil Ocaklı
Bayburt'un Sisne köyünde doğdu (1964). Gurbetçi çocuğu olarak Almanya'da yaşadı. Orada Yunan-Roma tarihi okudu. California Üniversitesi Berkeley, Doğu Asya Araştırmaları Enstitüsü'nde Proto-Altayca ve Eski Japonca ilişkileri üzerine çalıştı. Japonya'da Kyushu Üniversitesi'nde bir sömestr geçirdi. Türkiye ve ABD’de profesyonel turist rehberliği ve çevirmenlik yaptı. Rusya'da Tver Devlet Üniversitesi'nde çalışırken evlendi. Vedanta Felsefesi'ne takmış durumda! Farklı ülkelerde geçen 35 aksiyon dolu yılın ardından Bergamo’nun (İtalya) ve Antalya'nın sade sakinlerinden biri oldu.

İlginizi Çekebilir

4,757BeğenenlerBeğen
678TakipçilerTakip Et
11,500TakipçilerTakip Et

Popüler İçerikler