Salı, 10 Mar 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Koyun can derdinde kasap et derdinde

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 31 Aralık 2025 00:04
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

 2025 yılı geride kalıyor. 2026 yılına “hoş geldin” deme arifesindeyiz… Yeni umutlarla, yeni beklentilerle, yeni dileklerle. Siyaset dünyası da yeni umutlar, beklentilerle, hesaplarla gelecek seçimlerine doğru yol alıyor. Zaman çabuk geçiyor

Ülke siyasi tavanında ve sosyoekonomik tabanında farklı mücadele türlerine tanık olunuyor. Özellikle çeyrek asırdır iktidarda olan AKP içindeki tartışmalar ile çeyrek asırdır AKP iktidarı altında yaşayan kitlelerin sürdürdükleri mücadele dikkat çekici.

Şu sıralar AKP içinde öncelikle tartışılan konulardan biri 2028 sonrasına ilişkin partinin önündeki  seçenekler. İlk seçenek doğal olarak Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına yeniden aday olmasının yolunu açmak görülüyor. Öncelikle tercih edilen seçenek bu. Anayasa’nın bu amaçla değiştirilme olasılığı araştırılıyor. TBMM’nin 2027 sonbaharında erken seçim kararı alması da arzu edilen seçenek olarak değerlendiriliyor. Seçimlerin o tarihte yapılma olasılığını bu köşeden daha önce de dile getirmiş, alınan ekonomik önlemlerin sonuçlarının o tarihlerde görülebileceğine dikkat çekmiştik. TBMM’den gerekli kararın çıkarılabilmesi için uygun adımların da o tarihe kadar atılabileceğini ifade etmiştik.

Gelinen noktada, iktidar partisinin CHP’yi itibarsızlaştırma, Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu’nu yargı vasıtasıyla baskı altında tutma politikası doludizgin devam ediyor. Kamu vicdanında giderek yükselen rahatsızlık göz ardı ediliyor. Muhalif medyaya, baskı gruplarına gözdağı verme politikasında da geri adım yok. 

Giderek yıpranan AKP’ye  yöneltilen eleştirilerden rahatsız olanlar, “Partinin politikasını savunmak neden sadece Erdoğan’ın ve üç-beş yandaşın sırtına yükleniyor, neden milletvekilleri Meclis’te,  medyada parti politikalarını savunmuyor, neden çarşıda pazarda izlenen politikaların gerekçelerini halka anlatmıyor?” diye soruyorlar. Bu tür uyarıların dikkate alınıp alınmayacağını bekleyip görmek gerek.

AKP saflarını daha güçlendirmek ve partiye taze kan vermek amacıyla kendini ruhen AKP’li gören kimi partilerden AKP’ye transferlerin önümüzdeki süreçte hızlanması bekleniyor.. DEM Parti’nin ve seçmeninin desteğine de bu süreçte önem veriliyor. Bu çerçevede Erdoğan-Bahçeli ikilisi yeni çözüm sürecine “yeşil ışık” yakmışlardı. Bu şekilde DEM Parti’nin ve seçmeninin desteği cepte hissediliyordu. Ancak DEM’in yeni çözüm sürecinde beklentilerini yüksek tutması ikiliyi frene basmak durumunda bıraktı. Yakılan “yeşil  ışık” DEM Partilileri  şaşkınlığı içinde “sarı ışık”a dönüştü. DEM Parti’nin desteğini ve seçmeninin oyunu cebe erken indirenler, bu işin kolay olmayacağını, üstelik milliyetçi/muhafazakar seçmenin yükselen tepkisiyle “evdeki bulgurdan” da olunabileceğini düşünerek geri adım atmak durumunda kaldılar. 

Diğer yandan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı  aday olmaması durumunda AKP içinden kimin aday gösterilebileceği sıkça sorulan sorular arasında. Erdoğan’ın, partisinin kendisinden sonra parçalanmasını önlemek amacıyla neler yapılabileceğini araştırdığı da dilendiriliyor. 26 Haziran 2024’te bu köşede yayınlanan “Fidan aday olabilir mi?” başlıklı yazımızda, Erdoğan’ın aday olmaması durumunda ilk akla gelen ismin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan olduğunu yazmıştık. Fidan’ın Dışişleri Bakanı olarak sergilediği performans ile pek çok çevrenin dikkatini çektiğine işaret etmiştik. Yazımızda, 2028’e kadar köprünün altından çok sular akabileceğini de ifade etmiştik.

O tarihten bu yana köprünün altından çok sular aktı. Günümüzde Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olmaması durumunda başka bir Erdoğan’ın aday olabileceğinden söz ediliyor. Erdoğan’ın gelecek seçimi de kazanıp Cumhurbaşkanı olarak ülkeyi yönetmeye devam edeceği umudunu taşıyanlar ise, “Üçüncü Dünya Savaşı’nın konuşulduğu bir dönemde Erdoğan gibi deneyimli siyaset ve devlet adamına sahip olmak Türkiye için bir şanstır. Ülkemizin kaderi CHP’ye, Özel’e, İmamoğlu’na teslim edilemez.Erdoğan’ın değeri ileride daha iyi anlaşılacaktır” diyorlar.

Son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın adı da potansiyel adaylar arasında sıkça geçiyor. Bilal Erdoğan’ın siyasi ağırlı olan demeç ve eylemlerine bu çerçevede işaret ediliyor. Bilal Erdoğan’dan, “Türkiye’nin dertleriyle dertlenen birisi. Kendisini eğitim hizmetlerine, erdemli ve ahlâklı insan yetiştirmeye adamış biri” olarak söz ediliyor. 

Erdoğan ailesi içinden başka adayların isimlerinin de geçtiğine işaret edenler ise AKP içinde  “prensler arasında taht mücadelesinin” işaretlerinin gözlendiğine dikkat çekiyorlar.

ANAP’ın Turgut Özal’ın, DYP’nin Süleyman Demirel’in vefatından sonra parçalandığını hatırlatan kimi AK Parti yandaşları da, AKP içinde güç savaşları yaşanmaması, ANAP ve DYP nin düştüğü tuzağa düşülmemesi, oyuna gelinmemesi gerektiğini belirterek, “ANAP ve DYP nin kaderi AK Parti için ibretlik ders olmalı. Parti içine fitne sokarak ‘kardeş kavgası’ çıkarmak isteyenlere karşı uyanık olunmalı” diyorlar .

Görünen o ki 2026 içinde bu konu ülke gündemini işgal etmeye devam edecek. Seçimlere kadar kim bilir köprünün altından ne sular akacak göreceğiz.

Tavanda bu tartışmalar devam ederken, tabanda başka sorunlar yaşanıyor. Adeta “koyun can derdinde, kasap et derdinde” atasözünü anımsatan bu durum söz konusu. Emekçiler, emeklilerin, asgari ücretle çalışan dar gelirliler, yaşam mücadelesi veriyor. Tavandaki mücadele bu kesimlerin pek ilgisini çekmiyor. Dertler farklı, dilekler, umutlar farklı…

2026’da dar gelirlilerin yaşam mücadelesinin daha ağırlaşması öngörülüyor. Bu kitlelerin, “İnsanca yaşamak istiyoruz. Yıllardır izlenen politikalar bizleri yoksulluğa sürükledi. Yarın nelere zam yapılacağı kaygısıyla yaşıyoruz. Artık buna son verin” çığlıklarının 2026 içinde de duyulması bekleniyor. Tavandakiler bu çığlıkları duyar mı, duymaz mı bilinmez. İnsanların sürüklendiği yoksulluk gizlenemez boyutlarda. Herkes yarınlardan kaygılı.

Emekçileri ve emeklileri enflasyona karşı ezdirmedikleri düşüncesindeki iktidar bu yöndeki söylemlerini 2026’da da sürdürecek… Ancak bu kesimler, enflasyona karşı ezilmemek için daha fazla destek beklentisi içindeler. Zor koşullarda hayatla mücadelelerine devam etmek zorundalar. Bu kesimlerin taleplerinin iktidarın kemerleri sıkma politikası ışığında karşılanması güç.

Dar gelirlilerin yıllardır açlık sınırının altında yaşam mücadelesi vermeleri, son  yıllarda giderek fakirleşmeleri, açlık ve yoksulluk sınırının altında bulunmalarına rağmen ufukta bu sorunlara çözüm görünmüyor.

Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar ve bu sıkıntıları aşmak amacıyla alınan tedbirler anımsandığında 2026’da da emekçiler ve emekliler için zor şartların, sıkıntıların devam edeceği görülüyor. Bu şartlara, sıkıntılara rağmen secimlerde oy tercihlerinin Erdoğan’dan yana olması bekleniyor.

Bu vesileyle yeni yılınızı kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim…

İlgili yazı:

Fidan aday olabilir mi?

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale Çizgi filmdeki Putin
Sonraki Makale Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörSerbest Kürsü

Ercan’da nasıl ölmek istersiniz?

Alper Eliçin
10 Mart 2026
Serbest Kürsü

Avrupa’daki emekçi Türk kadınları

Gürsel Demirok
8 Mart 2026
Serbest Kürsü

‘Olgunlaşamamış büyükler kreşi’

Tijen Zeybek
8 Mart 2026
Serbest Kürsü

Yapay zekâ yeteneğin sonu mu?

Adil Gürkan
7 Mart 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?