Pazar, 15 Şub 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Kapitalizm demokrasiden boşanıyor

Yıldırım Aktuğan
Son güncelleme: 10 Şubat 2026 22:22
Yıldırım Aktuğan
Paylaş
Paylaş

Uzun yıllar boyunca yaygın bir kabul vardı: Kapitalizm geliştikçe demokrasi de gelişir. Piyasa ekonomisi büyüdükçe orta sınıf güçlenir, mülkiyet hakkı yaygınlaşır, bireysel özgürlükler artar ve nihayetinde demokratik kurumlar sağlamlaşır.

20. yüzyılın ikinci yarısında Batı dünyasının deneyimi bu tezi destekler gibiydi. Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreği, bu “mutlu evliliğin” artık çatırdamaya başladığını gösteriyor.

Bugün dünyada ekonomik sistem ile demokratik değerler arasındaki bağ zayıflıyor; hatta birçok ülkede açık bir ayrışma yaşanıyor.

1990’larda liberal ekonomi ile demokratikleşmenin birlikte ilerleyeceği varsayılıyordu. Oysa son 20 yıl farklı bir tablo ortaya koydu.

  • Çin, dünya ekonomisinde ABD’den sonra ikinci sıraya yükseldi; ancak siyasi sistem otoriter yapısını daha da güçlendirdi.
  • Körfez ülkeleri yüksek gelir ve yatırım kapasitesiyle küresel finans sisteminin önemli aktörleri haline geldi; buna rağmen demokratik katılım sınırlı kaldı.
  • Rusya, enerji gelirleri sayesinde ekonomik olarak güçlenirken demokratik kurumlar zayıfladı.

Bu örnekler, kapitalizmin artık demokrasiye otomatik olarak alan açmadığını gösteriyor. Ekonomik büyüme, demokratikleşmenin değil, güçlü merkezi kontrolün de aracı haline gelebiliyor.

Demokrasi için sessiz tehdit

Kapitalizm–demokrasi ilişkisindeki en büyük kırılma noktalarından biri gelir dağılımı.

Dünya Eşitsizlik Raporu’na göre:

  • 1980’de küresel gelirin yaklaşık yüzde 10’u en zengin yüzde 1’e giderken, bugün bu oran yüzde 20’ye yaklaştı.
  • ABD’de en üst yüzde 1’in servetten aldığı pay son 40 yılda iki katına çıktı.
  • OECD ülkelerinde orta sınıfın toplam gelirden aldığı pay sürekli geriliyor.

Bu tablo, demokratik sistemlerin temelini oluşturan “geniş ve güçlü orta sınıf”ı zayıflatıyor. Orta sınıf küçüldükçe siyasal kutuplaşma artıyor, popülist hareketler güçleniyor ve demokratik kurumlara güven azalıyor.

Freedom House verilerine göre dünyada demokrasi kalitesi son 18 yıldır kesintisiz geriliyor. Bu, Soğuk Savaş sonrası dönemin en uzun demokratik gerileme süreci.

Yeni güç yoğunlaşması

Sanayi kapitalizminin aksine, dijital kapitalizm çok daha yüksek bir güç yoğunlaşması yaratıyor.

Bugün dünyanın en büyük 10 şirketinin çoğu teknoloji şirketi. Bu şirketlerin toplam piyasa değeri birçok ülkenin milli gelirinden daha büyük. Örneğin:

  • Apple ve Microsoft’un tek başına piyasa değeri 3 trilyon dolar sınırına yaklaşıyor.
  • Küresel dijital reklam gelirlerinin %60’ından fazlası sadece birkaç platform tarafından kontrol ediliyor.

Bu şirketler yalnızca ekonomik değil, bilgi ve iletişim akışını da kontrol ediyor. Algoritmalar, haber akışı ve veri üzerinden oluşan bu güç yoğunlaşması, demokratik denetim mekanizmalarının çok ötesine geçiyor.

Bir anlamda yeni güç odağı artık parlamentolar değil, veri merkezleri.

Son yıllarda güvenlik gerekçesiyle birçok ülkede temel hak ve özgürlüklerin sınırlandığı görülüyor. Terör, göç ve ekonomik krizler, devletlerin gözetim kapasitesini artırmasına meşruiyet sağladı.

  • Yüz tanıma teknolojileri ve kitlesel veri izleme sistemleri hızla yayılıyor.
  • İnternet sansürü ve sosyal medya kontrolü birçok ülkede artıyor.
  • Protesto ve ifade özgürlüğü alanı daralıyor.

Bu gelişmeler, piyasa ekonomisi büyümeye devam ederken demokratik alanın daralabildiğini gösteriyor. Yani ekonomik liberalizm ile siyasal liberalizm artık aynı yönde ilerlemiyor.

Jürgen Habermas’ın “Bu sadece demokrasi değil, onur sorunu” vurgusu tam da bu noktaya işaret ediyor. Çünkü mesele yalnızca seçimlerin yapılması ya da parlamentoların varlığı değil; bireyin ekonomik ve sosyal sistem içinde bir özne olarak kalıp kalamayacağı.

Eğer:

  • Gelir eşitsizliği kalıcı hale gelirse,
  • Dijital ve finansal güç az sayıda aktörde toplanırsa,
  • Vatandaşlar ekonomik olarak kırılgan ve bağımlı hale gelirse,

demokrasi biçimsel olarak varlığını sürdürse bile, bireyin onuru ve gerçek siyasal etkisi zayıflar.

Artık mücadele sadece ulusal siyaset alanında değil.

  • Veri mülkiyeti,
  • Dijital haklar,
  • Gelir dağılımı,
  • Küresel şirketlerin denetlenmesi

gibi başlıklar demokrasinin yeni sınırlarını belirliyor.

Kapitalizm ve demokrasi arasındaki ilişki tamamen kopmuş değil. Ancak artık doğal bir birliktelikten söz etmek mümkün değil. Bu ilişki yeniden tanımlanmadığı takdirde, ekonomik sistem ile demokratik değerler arasındaki mesafe daha da açılacak.

Ve gerçekten…

Bu artık sadece bir rejim meselesi değil,

insanlığın onur meselesi.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEkonomi
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanYıldırım Aktuğan
Takip et:
1958 yılında İzmir’de doğan Yıldırım Aktuğan, 1982 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünü tamamlamasının ardından iş hayatına 1984 yılında Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda başlamıştır. 1989 yılında Müsteşarlık bursu ile Boston Üniversitesinde Finans alanında yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra Müsteşarlıkta çeşitli kademelerde yönetici olarak görev yapmıştır. Yurtdışında Şikago ve Tokyo’da ekonomi müşaviri olarak görev yapan Aktuğan, ayrıca Eti Bor A.Ş.de Yönetim Kurulu üyeliği ve Halk Bankası’nda Denetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Müsteşarlıktan ayrıldıktan sonra bir süre Çeşme Belediye Başkan Yardımcılığı ve Çeştur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yapan Aktuğan halen Çeşme ilçesinde Kurumsal Yönetim Danışmanı olarak görev yapmaktadır.
Önceki Makale Bugünkü köşe yazıları
Sonraki Makale ‘Rus turistler artık Türkiye’den sıkıldı’

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Bu ne küstahlıktır sonu neye varır? 

Tijen Zeybek
15 Şubat 2026
ManşetSerbest Kürsü

“52 numaralı” otobüs

Alper Eliçin
15 Şubat 2026
EditörSerbest Kürsü

Takvimlerdeki bilmece

Halil Ocaklı
14 Şubat 2026
Serbest Kürsü

Şiddetli yağışların anımsattıkları

Gürsel Demirok
13 Şubat 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?