Osmanlı Devleti’nin son dönemine damga vuran isimlerden biri olan Enver Paşa, ölümünden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ en çok tartışılan tarihî şahsiyetlerden biri..
Kimilerine göre o, imparatorluğu kurtarmaya çalışan cesur bir idealist ve Türk dünyasının bağımsızlığı için hayatını veren bir kahramandı. Kimilerine göre ise, gerçekçi olmayan hayaller uğruna Osmanlı Devleti’ni felakete sürükleyen bir maceracıydı.
Peki, bundan 104 yıl önce, 4 Ağustos 1922 tarihinde hayatını kaybeden Enver Paşa kimdi? Neden bu kadar tartışılıyor?
İsmail Enver, 1881 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Hacı Ahmet Paşa’nın soyu soyu Arnavutlara veya Gagavuz Türklerine dayanıyordu. Annesi Ayşe Dilara Hanım ise Kırım Tatar Türklerindedi.
Harp Okulu ve Harp Akademisi’ni bitirdikten sonra Makedonya’da görev yaptı.
1908’de II. Meşrutiyet’in ilanını sağlayan İttihat ve Terakki hareketinin en önemli subaylarından biriydi. Aynı dönemde halk arasında büyük bir şöhret kazandı ve “Hürriyet Kahramanı” olarak anıldı.
Akademisyen Cemile Kartal’a göre Enver Paşa, İkinci Meşrutiyet sonrası dönemde kadınların, Osmanlı’nın toplumsal ve ekonomik yaşantısına uyum sağlaması ve katılması amacıyla “Osmanlı Kadınları Çalıştırma Cemiyeti”ni kurdu. Bu cemiyet sayesinde kadınlar, gönüllü olarak savaşa katılmaya başladı, Türk feminizmi gelişme kaydetti ve kadın taburları kuruldu.
1913’te gerçekleştirilen Babıâli Baskını’nın ardından iktidar fiilen İttihat ve Terakki’nin eline geçti. Farsça, Rusça, Almanca ve Fransızca bilen Enver Paşa kısa süre sonra Harbiye Nazırı oldu. O sırada henüz otuzlu yaşlarının başındaydı.
Enver Paşa’nın en önemli kararlarından biri, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanında yer almasını savunması oldu.
Destekçileri, o dönemde Osmanlı’nın zaten büyük devletlerin baskısı altında olduğunu ve Almanya dışında güvenilebilecek güçlü bir müttefik bulunmadığını savunuyor.
Karşıt görüşte olanlar ise, tarafsız kalmanın veya savaşa daha geç girmenin mümkün olduğunu, bu tercihin imparatorluğun sonunu hızlandırdığını ileri sürüyor.
Sarıkamış Harekâtı
Enver Paşa denildiğinde ilk akla gelen olay Sarıkamış Harekâtı.
1914-1915 kışında Rus ordusuna karşı başlatılan harekât ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. On binlerce Osmanlı askeri büyük ölçüde dondurucu soğuk, hastalık ve lojistik yetersizlik nedeniyle hayatını kaybetti.
Enver Paşa’yı eleştiren tarihçiler şu iddiaları savunuyor:
Gerçekçi olmayan bir plan hazırladı.
Kış şartlarını yeterince hesaba katmadı.
Lojistik imkânları yanlış değerlendirdi.
Büyük bir insan kaybına yol açtı.
Savunanların görüşü
Onu savunan tarihçiler ise çok daha farklı bir tablo çiziyor:
Harekâtın planı tamamen Enver Paşa’ya ait değildi.
Askerî hazırlıklardaki eksiklikler yılların birikmiş sorunuydu.
İletişim ve ulaştırma altyapısı son derece yetersizdi.
Kayıpların önemli bölümü doğrudan çatışmada değil, iklim koşullarında yaşandı.
Sorumluluğun yalnızca Enver Paşa’ya yüklenmesi tarihî tabloyu basitleştirir.
Turan hayali
Savaşın ardından Enver Paşa Almanya’ya geçti, daha sonra Sovyet Rusya ile temas kurdu.
Ancak zamanla Orta Asya’daki Basmacı Hareketi’ne katılarak Bolşevik yönetimine karşı mücadele etmeye başladı. Amacı, Türkistan’daki Türk ve Müslüman halkların bağımsızlığını sağlamaktı.
1922 yılında bugünkü Tacikistan sınırları içinde bulunan Belcivan yakınlarında Kızıl Ordu birlikleriyle girdiği çatışmada hayatını kaybettiğinde sadece 41 yaşındaydı.
Türkiye’ye dönüşü
Enver Paşa’nın naaşı uzun yıllar Tacikistan’da kaldı.
1996 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in girişimiyle Türkiye’ye getirildi ve İstanbul’daki Abide-i Hürriyet Anıtı’na defnedildi.
Sevenlerine göre Enver Paşa hiçbir zaman kişisel çıkar peşinde koşmayan bir vatanseverdi. Cepheden hiç ayrılmayan, büyük idealleri olan cesur bir askerdi. Türk dünyasının birlik fikrine öncülük etti ve ölümüne kadar mücadeleyi bırakmadı.
Eleştirenler ise onun aşırı iyimser ve maceracı olduğunu, askerî riskleri doğru hesaplayamadığını, Osmanlı’nın savaşa girişinde belirleyici rol oynadığını, Sarıkamış felaketinin en önemli sorumlularından biri olduğunu ve hayallerini gerçeklerin önüne koyduğunu iddia ediyor.
Ortaklaşılan noktalar
Farklı görüşlere rağmen birçok tarihçi bazı konularda benzer değerlendirmelerde bulunuyor. Bunların başında olağanüstü hırslı ve karizmatik bir lider olması geliyor. Ayrıca, döneminin en etkili Osmanlı subaylarından biri olduğu, çok genç yaşta büyük yetki kazandığı, kararlarının Osmanlı tarihinin akışını değiştirdiğini ve hem hayranlık uyandıran hem de sert eleştirilen bir figür olarak tarihe geçtiği diğer ortak görüşler.
Sonuç olarak, Enver Paşa’yı anlamaya çalışırken hem dönemin olağanüstü koşullarını hem de kararlarının uzun vadeli sonuçlarını birlikte değerlendirmek gerekiyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
