Cumartesi, 1 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

İnönü Lord Curzon’u “çıldırttı”

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 24 Temmuz 2026 19:36
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Lozan Konferansı’nda Türk delegasyonu başkanı İsmet İnönü ile İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon arasında geçen diplomatik mücadele, konferansın en gerilimli boyutunu oluşturdu.

Heyecanlı ve dikte edici bir üsluba sahip olan Curzon, askeri disiplinden gelen ve işitme zorluğunu stratejik bir avantaja dönüştüren İnönü karşısında sık sık büyük hayal kırıklıkları yaşadı.

Lozan’daki görüşmeler 21 Kasım günü Ouschy Şatosu Oteli’nde başladı. Müttefikler üç komisyon kurmuş ve başkanlıklarını da kendi aralarında paylaşmıştı. Görüşmelerin çok sert geçeceği anlaşılıyordu. Nitekim İsmet Paşa’nın başkanlıklardan birinin Türkiye’ye verilmesi, genel sekretere de bir Türk yardımcı atanması yolundaki önerisi kabul edilmemişti.

Curzon, Türklerin büyük bir zafer kazanarak, Batılı devletlerle eşit koşullar altında aynı masaya oturmalarını bir türlü içine sindiremiyordu. Nitekim görüşmeler boyunca Curzon sık sık Mondros’u hatırlatmış İsmet Paşa da “Ben buraya Mondros’tan değil, Mudanya’dan geldim” yanıtını vermişti.

Lozan’ın iki özelliği vardı, ikisi de Lord Curzon tarafından şöyle açıklanmıştı:

“Kendilerini ilgilendiren sorunların çözümüne genellikle Türkler katılmazdı. Yalnızca galiplerin kararları bildirilirdi kendilerine. Sevr’de de böyle olmuştu. Lozan’da ise durum tamamen değişiktir… Türkler, masa başına öteki devletlerle eşit koşullar altında çağrıldı. Antlaşmanın her maddesi nokta nokta tartışıldı.”

Curzon doğrudan doğruya İsmet Paşa’ya şunu anlatmak istiyordu: Türkler siyasal yönden büyük bir zafer kazandı, Batı’ya karşı galip geldi. Ne var ki bağımsızlığın ömrü kısa olacak ve ekonomik alanda yine Batı’ya muhtaç duruma düşeceklerdir.

Curzon, bütün müttefikleri yanına çekip Türkiye’ye karşı tam bir cephe oluşturmaya çalışıyordu. Nitekim o, büyük sorunları karara bağlamadan önce açık tartışmaya getirmek istemiyordu. İsmet Paşa bunun farkındaydı. Curzon, İsmet Paşa’nın sık sık egemenlikten ve bağımsızlıktan söz etmesinden yakınsa da karşılığını hemen almıştı:

“Bağımsız bir ulus ve devlet olan Türkiye’nin, haksız ve egemenliğine göz dikmiş önerileri, ne yoldan ve ne biçimde olursa olsun, kabul etmesi beklenemez.“

“Heybe” tehdidi

Lozan’da Curzon’la İnönü arasında ilginç tartışmalar ve diplomatik restleşmeler yaşandı.

Konferansın en kritik anlarından birinde Lord Curzon, kapitülasyonlar ve mali egemenlik konularında taviz vermeyen İnönü’yü doğrudan tehdit etti. Curzon’un şu sözleri tarihe geçti:

“Müzakerelerden hiçbir şey alamıyorsunuz. Reddettiğiniz her şeyi heybeme atıyorum. Ülkeniz harap bir durumda ve paraya ihtiyacınız olacak. Yarın imar ve mali yardım için bize gelip diz çökeceksiniz. İşte o zaman heybemi açacağım ve bugün reddettiğiniz her şeyi tek tek önünüze koyup karşılığında her istediğimi alacağım.”

İnönü bu tehdide karşı soğukkanlılığını bozmadı ve şu tarihi cevabı verdi:

“Biz buraya Mondros’tan (I. Dünya Savaşı’nın mağlubu olarak) değil, Mudanya’dan (Kurtuluş Savaşı’nın galibi olarak) geldik. Milletim benden tam bağımsızlık istiyor, bundan taviz veremem.”

“Gözlerimin içine bakarak dinlemiyorsun”

İnönü’nün gençlik yıllarından kalan bir işitme azlığı (sağırlığı) vardı. İnönü, konferansta bu durumunu diplomatik bir silah olarak kullanmıştı. Lord Curzon uzun, ağdalı ve baskıcı nutuklar atarken İnönü kulaklığını çıkarır veya duymazdan gelirdi.

Curzon konuşmasını bitirip kibirli tavrıyla yanıt beklediğinde, İnönü sanki o etkileyici nutku hiç dinlememiş gibi cebinden çıkardığı kendi notlarını okur ve “Milletimin tam bağımsızlığı esastır, kapitülasyonları kabul edemeyiz” diyerek konuşmayı en başa sarardı. Bu durum Lord Curzon’u çileden çıkarmış, bir keresinde masaya vurarak “İsmet Bey, söylediklerimi hiç dinlemiyorsun, gözlerimin içine bakarak da mı anlamıyorsun?” diye isyan etmesine yol açmıştır.

Protokol krizleri

Açılış töreninde Lord Curzon kendisi için büyük ve ihtişamlı bir koltuk hazırlatmış, İsmet İnönü’ye ise daha küçük bir sandalye verilmesini sağlamıştı. İnönü salona girdiğinde bu durumu fark etmiş ve “Eşit şartlarda temsil edilmeyen bir konferansa başlamam” diyerek kendisine de Curzon’unkiyle tamamen aynı boyutta bir koltuk getirilene kadar oturmayı reddetmişti. Konferans ancak koltuk krizi çözüldükten sonra başlayabilmişti.

Benzer şekilde, açılış konuşmasını sadece İsviçre Cumhurbaşkanı ve Lord Curzon’un yapması planlanmıştı. İnönü, Türkiye’nin egemen bir devlet olarak eşit haklara sahip olduğunu vurgulamak için ısrarla kürsüye çıkmış ve Curzon’un konuşmasıyla aynı uzunlukta bir konuşma yaparak eşitlik ilkesini daha ilk günden kabul ettirmişti.

Görüşmelerin kesilmesi

Curzon’un “Bu anlaşmayı ya şimdi imzalarsınız ya da savaş başlar” ultimatomlarına karşı İnönü, mali bağımsızlığı yok eden ağır şartları imzalamaktansa savaşı göze almıştı. İnönü’nün dik duruşu sonucu 4 Şubat 1923’te görüşmeler tamamen kesilmiş ve Türk heyeti Ankara’ya dönmüştü. Bu kararlı duruş karşısında İtilaf Devletleri geri adım atmak zorunda kaldı ve konferans iki ay sonra Türk tarafının istediği bağımsızlık zemininde yeniden toplandı.

Yararlanılan kaynak: İnönü Vakfı

Not: Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.

İlgili yazı:

Lozan Antlaşması’nın metni

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale 14 maddelik gizli talimat
Sonraki Makale Türk dilleri üzerine

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Cem Küçük tutuklandı

Medya Günlüğü
1 Ağustos 2026
EditörKöşe Yazıları

Suyun aklı ve Genco

Cumhur Deliceırmak
1 Ağustos 2026
EditörGünlük

Yapay zekânın 5 sırrı

Medya Günlüğü
1 Ağustos 2026
EditörGünlük

İlaç aynı etkisi neden farklı?

Medya Günlüğü
1 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?