Türkiye’nin deprem tarihinde bazı tarihler herkes tarafından biliniyor: 1939 Erzincan depremi, 1999 Marmara depremi, 2023 Kahramanmaraş depremleri gibi.
Ancak bundan tam 358 yıl önce, 17 Ağustos 1668’de Anadolu’yu sarsan öyle büyük bir deprem yaşandı ki, bugün yapılan bilimsel tahminlere göre büyüklüğü 7,8 ile 8,0 arasındaydı. Ne kadar talihsiz bir tesadüf ki, Gölcük depremiyle aynı gün meydana gelmişti ama arada tam 331 yıllık bir zaman farkı vardı.
Depremin merkezi, bugünkü Samsun’un Ladik ilçesi çevresiydi ve ortaya çıkan tablo, Anadolu tarihinin en büyük doğal felaketlerinden biriydi.
17 Ağustos 1668’de meydana gelen deprem, Kuzey Anadolu Fay Hattı boyunca olağanüstü geniş bir alanı etkiledi.
Tarihsel kayıtlar ve modern sismolojik çalışmalar, depremin etkilediği bölgenin batıda Bolu’dan doğuda Erzincan’a kadar uzandığını gösteriyor. Bazı araştırmalarda kırılan fay uzunluğunun yaklaşık 400 kilometre, bazı değerlendirmelerde ise 600 kilometreye kadar ulaşmış olabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle 1668 depremi, Türkiye’de tarihsel dönem için tahmin edilen en büyük depremlerden biri, hatta bazı kaynaklarda en büyüğü olarak kabul ediliyor.
Ancak çok önemli bir konuyu atlamamak gerekiyor: 1668’de sismograf yoktu.
Dolayısıyla bugün kullanılan anlamıyla doğrudan ölçülmüş bir “8,0” değeri bulunmuyor. Depremin büyüklüğü; tarihî belgelerde anlatılan yıkımın yaygınlığı, hissedildiği alan ve fay üzerindeki olası kırılmanın uzunluğu üzerinden modern bilim insanları tarafından sonradan tahmin ediliyor.
Bu nedenle, “büyüklüğünün yaklaşık 7,8-8,0 olduğu tahmin edilen deprem” demek gerekiyor.
Araştırmalar, depremin merkez bölgesinin bugünkü Ladik Gölü’nün güneyi olduğunu gösteriyor.
O dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içindeki Kuzey Anadolu, büyük bir sarsıntıyla karşı karşıya kaldı.
Deprem yalnızca Ladik ve çevresini etkilemedi.
Bolu’dan Amasya’ya, Merzifon’dan Tokat ve Niksar’a, Kastamonu’dan Erzincan’a kadar geniş bir bölgede ağır hasar meydana geldi.
Samsun’da kale surlarının ve kulelerinin zarar gördüğü, bazı bölümlerinin yıkıldığına ilişkin kayıtlar bulunuyor. Daha sonra Osmanlı arşivlerinde Samsun Kalesi’nde meydana gelen hasarın onarılmasıyla ilgili belgeler de ortaya çıktı. Amasya’daki bazı önemli yapıların da “büyük deprem” nedeniyle zarar gördüğü kayıtlara geçti.
Bolu yıkıldı
Depremin en ağır vurduğu yerlerden biri Bolu oldu. Tarihsel kayıtlara göre şehir büyük ölçüde yıkıldı ve yaklaşık 1.800 kişi hayatını kaybetti.
Daha doğuda, Merzifon ile Niksar arasındaki bölgede ise yaklaşık 6 bin kişinin öldüğü yönünde bilgiler bulunuyor.
Toplam can kaybı konusunda kesin bir rakam vermek zor. Çünkü 17. yüzyılın nüfus kayıtları ve olayın yaşandığı koşullar günümüz standartlarından oldukça farklıydı. Bununla birlikte, tarihsel kaynaklarda yaklaşık 8 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmini yer alıyor.
1668 depremi yalnızca yıkım bölgesindeki insanların hayatını değiştirmedi. Sarsıntının İstanbul ve İzmir’de de hissedildiğine ilişkin kayıtlar bulunuyor.
Ankara’da ise depremden sonraki haftalarda yüzlerce artçı sarsıntının hissedildiği aktarılıyor. Tokat’ta artçıların yaklaşık altı ay boyunca devam ettiği belirtiliyor.
Yani 17 Ağustos günü yaşanan büyük deprem, aslında aylar süren bir deprem döneminin başlangıcıydı.
Bize ne anlatıyor?
Bugün Kuzey Anadolu Fay Hattı denildiğinde ilk olarak İstanbul ve Marmara Bölgesi akla geliyor.
Oysa fay hattı yalnızca Marmara’dan ibaret değil.
Kuzey Anadolu Fay Zonu, doğuda Karlıova’dan başlayarak Anadolu boyunca batıya doğru uzanan yaklaşık 1.500 kilometrelik dev bir fay sisteminin parçası.
1939 Erzincan depremi, 1942 Niksar-Erbaa depremi, 1943 Ladik-Tosya depremi ve 1999 Gölcük ile Düzce depremleri, bu sistemin farklı bölümlerinde meydana gelen büyük kırılmaların modern tarihteki örnekleri.
1668 depremi ise bize bu fay hattının yüzyıllar boyunca ne kadar büyük enerji biriktirip, ne kadar geniş alanlarda yıkıma yol açabildiğini gösteren tarihsel bir örnek.
1668-1999 karşılaştırması
1668 Ladik Depremi: 8.0 büyüklüğündeydi.
1999 Gölcük Depremi: 7.4 büyüklüğündeydi.
Enerji farkı: Deprem sarsıntıları arasındaki 0.6’lık fark küçük görünse de, logaritmik olarak 1668 depremi 1999 depreminden yaklaşık 8 kat daha fazla enerji açığa çıkardı.
1668 Depremi: Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde Bolu’dan Erzincan’a kadar uzanan 600 kilometrelik devasa bir alanı tek seferde kırdı.
1999 Depremi: Yaklaşık 150 kilometrelik bir fay hattını kırdı.
1999 depreminde can kaybı (yaklaşık 18 bin ölüm) çok daha yüksek olmuştu. Bunun sebebi 1668 yılındaki depremin daha zayıf olmasına değil, 1999 yılında depremin vurduğu Marmara Bölgesi’nde nüfusun çok yoğun olması, binaların betonarme yapısı ve kalitesiz yapılaşmaya bağlanıyor. Bu teze göre, 1668 yılında nüfus azdı ve evler çoğunlukla ahşap veya kerpiç olduğu için can kaybı depremin gücüne oranla nispeten daha düşük kaldı.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
