Pazar, 19 Tem 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Hoşgörü aynasındaki çatlak

Aylin Boğa
Son güncelleme: 1 Temmuz 2026 19:48
Aylin Boğa
Paylaş
Paylaş

​Sokakta yürürken, bir restoran ya da kafede otururken yüzleri süzün; gergin omuzların üstündeki başlarda kaşlar çatık, gözler adeta bir kavga anını bekler gibi tetikte, algılar dağınık… Trafikte korna sesleri birer küfür gibi yankılanıyor, sosyal medyada bir linç kültürü hüküm sürüyor.

Sahi, bize ne oldu?

​Bugün toplum olarak en büyük krizimiz ne ekonomik ne de siyasidir. Bizim asıl krizimiz, ahlak, saygı ve müsamaha (tolerans) kaybıdır. Yan yana yaşama irademizi, birbirimize tahammül etme yeteneğimizi kaybettik. Farklı düşünene düşman, hata yapana cellat kesiliyoruz. Ama daha da acısı, bu tahammülsüzlük sadece sokakla sınırlı değil; artık en güvenli sığınağımız olması gereken evlerimizin içine, kan bağlarımıza kadar sızmış durumda.

​Kutsal olan ne varsa çürütüyoruz: Aileden sokaktaki canlara kadar. ​En acısı da ne biliyor musunuz? Herkesin dilinde bir “ahlak” ve “hak” kelimesi var ama hayatın hiçbir alanında bunun bir karşılığı yok. Kendimize hak gördüğümüz özgürlükleri, başkalarına çok görüyoruz.

Aile içi bağlar koptu gitti. Eskiden büyüklere hürmet, küçüklere şefkat vardı. Şimdi aile içinde bile bir taht kavgası, bir üstünlük yarışı hakim. Evlatlar, kardeşler, torunlar sınırları ve saygıyı tamamen unuttu. Aileye sonradan katılan gelinlerin veya damatların, yılların emeğiyle kurulmuş bağlara karşı gösterdiği o pervasız ve cüretkar tavırlar, “ben merkezci” yeni dünya düzeninin en net resmidir.

Akrabalık ilişkileri artık birer çıkar ilişkisine döndü; kan bağının yerini maddiyat, ego ve haset aldı.

Arkadaşlık ve dostluk kavramlarının içi hiç bu kadar boşaltılmamıştı. İlişkiler artık “biri hep veren, diğeri hep alan” sömürü mekanizmalarına dönüştü. Sadece işi düşen, çıkarı olan, canı sıkılan zamanlarda ortaya çıkan; işi bittiğinde ise toz olan menfaatçi bir güruh türedi. Tek taraflı çabalarla ayakta tutulmaya çalışılan bu samimiyetsiz bağlar, insanı seçilmiş yalnızlığa itiyor ve insana dair umutlarını çok yıpratıyor. Saf ve hesapsız arkadaşlık sevgisinin yerini, menfaatçi, son derece politik, durup yüzleştiğinde de yağ gibi üste çıkan, laf ebesi arkadaşlıklar aldı.

“Ev alma komşu al” denen topraklarda, artık yan dairede kimin cenazesi var, kim aç, kim tok, kim hasta bilinmiyor. Gürültü yapan, ağzı açık bırakılarak saçılmış çöpünü, evine dolabına sokmak istemediği ayakkabılarını  komşulara rağmen karşı kapıya dizen, ortak alanı şahsi eşyaları veya çıkarları için gasp eden ama uyarılınca da aslan kesilen bir komşu profili türedi. Bir selamı, bir hal hatırı birbirimizden esirger, asansörde, otoparkda denk gelmemeye çalışır olduk.

Plazalardan küçük esnafa kadar iş hayatı adeta bir kurtlar sofrası oldu. Liyakat ve saygının yerini ayak kaydırmalar, mobbingler, birbirinin üstüne basarak yükselme hırsı aldı. İş arkadaşlığı sadece çıkar ortaklığından ibaret şekle büründü.

Sessiz kullara yapılan acımasızlıklar aldı başını gitti. İçimizdeki bu sevgisizlik ve tahammülsüzlükten en büyük payı ise maalesef sokaktaki kedi ve köpekler alıyor. Kendini savunamayan, bir kap suya, bir parça mamaya muhtaç olan o canlara karşı gösterilen bu akılalmaz şiddet ve acımasızlık, toplumun merhamet damarının tamamen kuruduğunun en açık kanıtıdır. Bir hayvana merhamet edemeyen bir toplumun, insana saygı duymasını beklemek safdilliktir.

Müsamahasızlık, kültürel cehaletin ve bencilliğin en somut dışavurumudur. Karşısındakine tahammül edemeyen insan, aslında kendi iç dünyasındaki yetersizlikle ve sevgisizlikle kavga ediyordur.

Bu sert toplumsal çürüme gerçeğiyle yüzleştikten sonra, “Peki ne yapmalı?” sorusunu sormak zorundayız. Bu çürüme kendiliğinden durmayacak. Reçete aslında sandığımızdan daha basit ama uygulaması cesaret istiyor:

Önce çuvaldızı kendimize batıracağız. Değişim yukarıdan aşağıya değil, bireyden topluma doğru yayılır. Trafikte yol vermeyen, evinde ablasına, abisine, kardeşine sırt dönen, arkadaşını sadece işi düşünce arayan, kapısının önündeki kabı tekmeleyen kişi “başkası” değil; biziz. Önce kendi nezaketimizi ve vicdanımızı sorgulayacağız.

Hiyerarşiyi ve sınırları yeniden çizeceğiz.Ailede saygı, korunması gereken bir değerdir. Büyük büyüklüğünü bilip şefkat gösterecek, küçük küçüklüğünü bilip haddini bilerek hareket edecek. Aileye sonradan dahil olanlar da, o ailenin geçmişine cüretkarlıkla değil, nezaketle, kanaatkarlık ve minnetle eklemlenmeyi öğrenecek.

Samimiyeti ve eşitliği savunacağız.Hayatımızdaki asalak ve menfaatçi ilişkileri ayıklamakla işe başlayacağız. Dostluğu bir alışveriş masası görenlere sınır çizecek, hesapsız ve içten bağ kurabilen insanların değerini bileceğiz.

Merhameti yeniden hatırlayacağız. Sadece insanı değil, doğayı ve sokaktaki canları da kapsayan bir vicdan temizliği şart. Kapımızın önüne bir kap su koymak, bir canlıya yaşam hakkı tanımak bizi eksiltmez; aksine insanlığımızı geri kazandırır.

“Bana dokunmayan yılan” demeyeceğiz. Toplumda nezaketi, saygıyı ve komşuluğu yeniden inşa etmek istiyorsak, kabalığa ve adaletsizliğe sessiz kalarak ortak olmayacağız. Tepkimizi de bağırıp çağırarak değil, asil ve kararlı bir duruşla, medenice göstereceğiz.

Son Söz: Ya birlikte ya hiç!..Unutmayalım ki, nezaket ve müsamaha zayıflık değil, bilakis içsel bir gücün ve gelişmiş bir karakterin simgesidir. Birbirimize katlanamadığımız, saygı duymadığımız, merhameti lüks gördüğümüz bir dünyada hiç kimse asla güvende ve mutlu olamaz.

​Günün sonunda, bencilce kazanılmış zaferlerle dolu, öfkeli,  huzursuz ve sevgisiz bir yığın mı olacağız; yoksa birbirine, sokağına ve canlısına omuz veren saygın bir toplum mu? Karar, her sabah sokağa adım atan, evinde ailesinin, aynada kendinin yüzüne bakan hepimizin…

Sevgi ve iyilikle kalın.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAylin Boğa
Takip et:
1970 Ankara'da doğumlu, sekiz yaşından beri İstanbul Kadıköy yaşamlı, deniz ve doğa tutkunu, dünya gezgini ve yelkenci. Hayvanlara ve özellikle kedilere hayran. 1991 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık'tan mezun oldu. Aynı yıl STFA ile başlayan mimarlık hayatı, İtalya, Almanya bağlantılı şirketlerde mimar olarak proje müdürlüğü, satış koordinatörlüğü, yönetici olarak devam etti. Emekli olduktan sonra satış eğitimleri, danışmanlıklar vermeyi sürdürdü. Suluboya karma sergileri oldu. Bazı şiirleri edebiyat sitelerinde yayınlanmaktadır. İkinci üniversitede sosyoloji okuduktan sonra söyleşilere, yazılarına daha ağırlık vermeye başladı. Tarihe, geçmişe, alınması gereken derslere önem veriyor, sorgulamayı, okumayı, araştırmayı daima sevdi. Sosyal medyada binaların, semtlerin tarihçelerini araştırıp aktardığı grupları var. Psikolojiye, felsefeye ilgisi çocukluğuna dayanır. Hayatta meraklı bir öğrenci olarak kalmaya devam ediyor.
Önceki Makale Mete Han’dan günümüze…
Sonraki Makale Yapay zekâ, demokrasi ve güç

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Çocuğa alan açmak gerek

Olga Ocaklı
19 Temmuz 2026
ManşetSerbest Kürsü

“Timsah Celil”in ihaneti

Tijen Zeybek
19 Temmuz 2026
ManşetSerbest Kürsü

Savaş artık asla savaş değil

Adil Gürkan
18 Temmuz 2026
Serbest Kürsü

Buenos Aires notları

Alper Eliçin
18 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?