Salı, 22 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe YazılarıManşet

Herkesi sevemezsin

Erdal Çolak
Son güncelleme: 22 Eylül 2026 19:40
Erdal Çolak
Paylaş
Paylaş

Son yıllarda sıkça duyduğum bir söylem var: “Herkesi sev.” İlk bakışta kulağa erdemli, barışçıl, vicdanlı bir çağrı gibi geliyor. Dahası iyi bir dünya vaadi gibi…

İnsan doğasına ve hayatın karmaşıklığına biraz yakından bakınca insan ister istemez soruyor: Gerçekten herkesi sevebilir miyim? Sevmeli miyim? Dahası, sevmek zorunda mıyım? Cevabım net: Hayır. Sevemezsin. Ve sevmek zorunda da değilsin.

İnsan, sınırsız sevgi kapasitesine sahip bir varlık değildir. Sevgi; güven, yakınlık, ortak deneyim ve karşılıklı saygı üzerine kurulur. Bize zarar veren, aşağılayan, manipüle eden, sürekli kötülük üreten birine karşı sevgi hissetmemek bir kusur değil, doğal bir tepkidir. Hatta ruh sağlığını korumanın bir gereğidir. İnsanın kendini koruma içgüdüsü, sevme arzusundan daha eski ve daha güçlüdür.

Sevginin değeri de buradan gelir zaten. Eğer herkesi aynı ölçüde sevebilseydik, sevginin özel bir anlamı kalmazdı. Bir insanı diğerlerinden ayıran şey, hayatımızdaki yeri, karakteri ve bizimle kurduğu bağdır. Sevgi, ayrım yapabilen bir duygudur; bu yüzden seçicidir. Seçiciliğini kaybetmiş bir sevgi, anlamını da kaybeder. Sonsuz dağıtılınca çoğalmaz, enflasyona uğrar.

Aynı şehirde yaşayan iki insan bile farklı değer sistemlerine, farklı ahlak anlayışlarına sahip olabilir. İnsanlar genellikle kendilerine benzeyenlere yaklaşır, ortak duygu geliştirdiği kişilerle bağ kurar. Herkesi sevmek beklentisi, bu çeşitliliği görmezden gelmektir.

Üstelik toplumları ilerleten şey sadece sevgi değil, eleştiri ve mesafe koyabilme yeteneğidir. Bazen bir düşünceyi, bir davranışı reddederek kendi değerlerimizi koruruz. Her şeyi sevmenin ve her şeyi onaylamanın sonunda ortaya çıkan şey hoşgörü değil, kayıtsızlıktır. Değer yargısının olmadığı yerde ahlaki tercih de anlamını yitirir.

İnsan var olduğu günden beri birlikte yaşamak zorundadır ve bu gerçek, onun milyonlarca yıl küçük gruplar halinde yaşamış olmasıyla doğrulanır. Önce ailesine, sonra kabilesine, sonra topluluğuna bağlandı. “Biz” duygusu hayatta kalmasını sağladı. Bu yüzden herkese aynı yakınlığı duymaması bir kusur değil, tarihsel gelişimin doğal sonucudur.

Sevgi aynı zamanda bir değer verme biçimidir. Aristoteles sevgiyi boşuna üçe ayırmadı: Eros “seni istiyorum” der, Philia “seninle yürümek istiyorum” der, Agape “sen iyi ol yeter” der. Bizden herkesi Agape ile sevmemiz isteniyor, oysa insanın buna gücü yetmez.

Philia dediğimiz dostluk sevgisi zaman ister, emek ister. Günde 24 saatin var. Herkese bu emeği veremezsin.

Kierkegaard, her şeyden biraz tadan, hiçbir şeye kök salamayan insana “estetik insan” der. Herkesi seven insan tam olarak budur, hiçbir yerde değildir. Nietzsche ise daha serttir: “Herkesi sevin” diyen ahlak, değer biçme cesaretini elinden alır. Sevmek, aynı zamanda “bu değildir” diyebilmektir.

Bugün, her şeyin olumlu ve beğenilebilir olmak zorunda olduğu bir yorgunluk toplumu. Her fotoğrafa kalp bırakmak zorundaymışız gibi yaşıyoruz. Sonuç, sevginin değer kaybetmesi.

Eğer iyi ile kötü, dürüst ile sahtekar, zalim ile merhametli arasında ayrım yapmadan herkesi sevmeye çalışırsak, sevginin ahlaki anlamı ortadan kalkar. Bir çocuğu koruyan insanla ona zarar veren insanı aynı sevgiyle değerlendirmek mümkün müdür? Adalet duygusu buna izin verir mi?

Edebiyat bu yalanı hiç sevmez. Dünyada beğenilen unutulmaz romanlarda dikkat ettiğim, farkettiğim herkesi seven karakterlerle değil, doğru kişiyi yanlış seven, yanlış kişiden nefret eden karakterlerle kurulur. Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’inde Keşiş Zosima “herkesi sevin” der ama romanın kalbi İvan’dır. İvan insanlığı soyut olarak sever ama tek bir çocuğun acısına dayanamaz. Soyut insan sevgisi, somut insanı görmeyi engeller.

Camus’nün Yabancı romanındaki kahraman Meursault, kimseyi sevmediği için değil, sevmeyi taklit etmediği için mahkum edilir. Toplumun istediği sevgi değil, sevgi gösterisidir.  Sanat, sevmemeyi öğrenmektir. Bir ressam her rengi aynı anda severse tuval çamur olur. Caravaggio’yu büyük yapan ışığı değil, karanlığı yaratabilmesidir. Her yeri aydınlatırsan hiçbir şey görünmez. Hakiki sanatçı, birkaç şeyi takıntıyla seven, geri kalanına kayıtsız kalan insandır.

Burada önemli bir ayrım yapalım: Herkesi sevmemek, herkesten nefret etmek demek değildir. Bir insanı sevmeyebilirsin ama temel haklarına saygı gösterebilirsin. Aynı fikirde olmayabilirsin ama adil davranabilirsin. Medeniyetin ölçüsü zaten sevmediğimiz insanlara karşı da hukuk ve vicdan sınırları içinde kalabilmektir.

Bazı insanlar hayatımıza sadece bir ders vermek için girer. Onları sevmek zorunda değiliz. Bazen bir insandan uzaklaşmak, onu sevmeye çalışmaktan daha doğru bir seçimdir. Çünkü sevgi, insanın kendine duyduğu saygıyı yok edecek kadar fedakarlık talep etmemelidir.

Belki de sorunu yanlış yerde arıyoruz. Sevgi, herkese dağıtılacak sınırsız bir hediye değildir. Emek ister, karakter ister, güven ister. Nasıl ki güven kazanılır, saygı emekle oluşursa, sevgi de insanın karakteriyle, davranışlarıyla hak edilir.

İnsan herkesi ve her şeyi sevemez. Böyle bir beklenti ne psikolojik olarak gerçekçidir ne sosyolojik olarak mümkündür ne de felsefi olarak tutarlıdır. Doğru olan, herkesi sevmeye çalışmak değil, sevmeyi hak edenleri sevebilmek ve sevginin değerini koruyabilmektir. Sevgi nicelik değil, nitelik meselesidir. Dağıtıldıkça değil, hak ettiği yere yöneldiğinde değer kazanır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanErdal Çolak
Takip et:
Gazeteci-yazar-akade​misyen. Konya’nın Cihanbeyli ilçesine bağlı Kuşça kasabasında 1975’te doğdu. İlk ve ortaöğretimini Konya’da tamamladı, 1996 yılında başladığı Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki üniversite, daha sonra Danimarka Kraliyet Okulu’nda (İVA) Copenhagen (The Royal School of Library and Information Science) Kütüphanecilik bölümünde tamamladı. Kütüphanenin Kültüre Etkisi ve Bilginin Bilimselliği üzerine doktora yaptı. Danimarka The Union Press Associat​ion IPC yönetim kurulu üyesi, uluslararası basın yayın kartı sahibi. Kişisel gelişim alanında eğitimler aldı. Psikoterapi Eğitimi sertifikası, Yaşam Koçluğu ve NLP (Zihinsel ve Dilsel Programlama) konusunda diploma sahibi. ”Sonsuzluk İle Hiçlik Arasındaki İnsan” adlı deneme kitabı Dancaya, ”Yalnızlık Aşktır; Yalnızlık, Yokluğun, Hiçliğin Şiirleri” kitabı”. ”Loneliness Is Love” adıyla İngilizceye çevrildi. ”Yüreğim Sensizliğim”, ”Yalnızlık Aşktır”, ”Ben Sana Değil Kendime Geç Kalmışım” adlarında şiir kitapları var. Danimarka’da yaşamaktadır.
Önceki Makale 12 Eylül’ün vurduğu sendikalar
Sonraki Makale Türk töresi ve sol

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

İrlanda geyiği ve insan beyni

Tijen Zeybek
22 Eylül 2026
ManşetMentor

Türk töresi ve sol

Mentor
22 Eylül 2026
GünlükManşet

12 Eylül’ün vurduğu sendikalar

Medya Günlüğü
22 Eylül 2026
GünlükManşet

71 yıl sonra Lolita

Medya Günlüğü
22 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?