Çalışanların zor koşullar altında düşük maaşlar aldığı iddialarıyla sık sık gündeme gelen Halk TV’de son günlerde yaşanan ayrılıklar protesto akımına dönmeye başladı.
Kanaldan ayrılanlara son olarak, Halk TV’de “Manşet 15” programını sunan Remziye Demirkol’den destek geldi. Ayrıca, spiker Buket Güler Ozan, kanalda son yaşananların ardından istifa ettiğini açıkladı.
Halk TV ile ilgili polemik, “Neden-Sonuç” programını sunan Seda Selek’in, geçen perşembe günkü yayının sonunda veda ettiğini açıklamasıyla artmaya başladı.
“Bir karar aldım. 2 sene önce de yaşanmıştı benzer bir şey ama şartlarla sizi sıkmak istemiyorum. Bilin ki son derece haklı gerekçelerim var” diyen Selek ayrıntıya girmedi.
Dün de, Gazeteci Sorel Dağıstanlı, beş yıldır görev yaptığı Halk TV’den ayrıldığını açıkladı.
Dağıstanlı, X hesabından yaptığı paylaşımda, geçen hafta kanaldan ayrılan Selek ile ilgili sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek ekrandan alındığını söyledi.
Bunun üzerine, bir haftayı aşkın süredir sessizliğini koruyan Selek X hesabından yaptığı paylaşımda istifa gerekçesini açıkladı.
Selek, Halk TV’den ayrılmasından bir hafta sonra X’te bir paylaşım yaparak gerekçesini ilk kez şöyle açıkladı:
“Halk Tv benim ikinci evimdi. Orada dostlarımı bıraktım, izleyicilerimi bıraktım. 25 yıldır emek verdiğim, severek yaptığım mesleğime, gelecekte ne olacağını bilmeden ara vermiş oldum. İstifamın sebebi sadece Halk Tv’nin patronu Cafer Mahiroğlu’nun yönetim anlayışıdır. Bu anlayışın yol açtığı adaletsizlik ve nobranlıktır., Gazeteciliğin değersizleştirilmesidir. Bu mesleğin bilinmemesi ve ısrarla doğasına aykırı tutum ve davranışlardır. Tekrar tekrar söylüyorum, bütün bunlara rağmen işini yapmaya çalışan emekçi arkadaşlarımız ve yöneticilerimizin gayreti, iyi niyetli çabaları bunca zaman dayanmama vesile olmuştur. Halk Tv’yi var eden onlardır. Fakat dostum Sorel Dağıstan’nın bana destek olduğu için ekrandan uzaklaştırılması işleri başka bir boyuta getirdi. Artık açık açık yazma, dayananışma vaktidir!”
Bu paylaşımdan kısa süre sonra Halk TV’de “Manşet 15” programını sunan Remziye Demirkol’dan da benzer bir paylaşım geldi.
Demirkol şunları yazdı:
“Gelinen noktada sessiz kalmak mümkün değil. İktidarın yarattığı değişimden en büyük payı medya aldı. Küçültülen ve köşeye sıkıştırılan muhalif medya hem patronlar hem de çalışanlar açısından “hayatta kalma” dürtüsüyle hareket edilen, ilke ve vicdan başta olmak üzere pek çok şeyin sırayla feda edildiği, varlığıyla çelişkili bir alana dönüştü. Hayatta kalma hedefi, gücünü en çok da ayağını çalışanların meslek aşkına, çaresizliğine ve omurgalı durma çabasına basarak aldı. Değer terazisi şaştı, bizim için mesele para olmadı hiç bir zaman, değersizleştirme oldu. Patronların anlamadığı diğer sektörlerin aksine gazetecinin çalıştığı kuruma da muhalif olabileceği, editoryal bağımsızlığın bu mesleğin doğası olduğudur. İktidara muhalefet etme riskini almış olanlar patronlarına mı etmeyecekler? Öte yandan Halk TV’nin patronunu aşan bir kimliği vardır ve bu kimlik “yangına bir damla su dökebilir miyim?” diye çabalayan, bir “söz” söylemenin derdine düşmüş insanların emeğinden oluşur, samimidir. Çelişki gibi sunulan, kendi hak talebini bu amaçla ertelemektir özünde, benim için öyle en azından, sıra da bize hiç gelmez bu arada. Ez cümle Halk Tv’nin de dediği gibi @SedaSelek1 @soreldagistanli yalnız değilsiniz. İktidar cenahından, bu iklimi kendileri yaratmamış gibi laf söyleme sırasına girmiş olanlar siz elinize tutuşturulan ortak manşetlerle ilgilenin, kenara çekilin, çekirdeğinizi çitleyin, siz dünya yanarken çekirdek çitlemeyi iyi bilirsiniz…”
“Tesadüf değil”
Bu gelişmeler üzerine Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu da bir açıklama yaparak, organize bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu savundu ve “Ayrılan arkadaşlar geleceğimize hizmet eden bir bilim insanının, hayat kurtaran bir doktorun, çocuklarımızı yetiştiren profesörlerin aldığı maaşı alıyorlardı” dedi.
Mahiroğlu’nun açıklaması şöyle:
“Halk TV’nin muhaliflerin izlediği tek haber kanalı olması, doğal olarak birçok sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Bu durumun getirilerini nasıl sahipleniyorsak, götürülerini de sahiplenmek benim sorumluluğumdadır.
Öncelikle dışarıdan yazanlara birkaç şey söylemek istiyorum: Kendilerini muhalif kesime tanıtmak ve önemli hissetmek isteyenler, editoryal. nedenlerle Halk TV’ye çıkamayınca doğal olarak bize saldırıyorlar. Ekranda yer bulamadıkları ve şöhret peşinde koştukları için bu kampanyaya katılmalarını anlıyorum.
Muhalif gazeteci görünümlü maaşlı troller de görevlerini yapıyorlar çünkü aldıkları paranın hakkını veriyorlar. En çok da anları anlıyorum.
Yola çıkarken nasıl bir yükün altına girdiğimin, nelerle karşılaşabileceğimin ve ne tür saldırılara maruz kalabileceğimin farkındaydım. Bunun nasıl bir mücadele olacağını da biliyordum.
Bu dönemde bana yönelik bir anda düğmeye basılmışçasına başlayan organize saldırının tesadüf olmadığını da biliyorum.
Üzücü olan bu operasyona arkadaşlarımızın da katılması. Neyin içinde olduklarını bildiklerine emin değilim ama emek sömürüsü konusunda söyleyeceklerim var… İddialar gerçeği yansıtmıyor, zaten niyet de gerçekleri konuşmak değil anladığım kadarıyla. Madem burada konuşuldu söyleyeyim: Ayrılan arkadaşlar geleceğimize hizmet eden bir bilim insanının, hayat kurtaran bir doktorun, çocuklarımızı yetiştiren profesörlerin aldığı maaşı alıyorlardı.
Dünden beri devam eden saldırı ne ilk ne de son olacak ama ne olursa olsun Halk TV, halkın gerçek haberlere ulaşması için mücadeleye aynı kararlılıkla devam edecek. Üstlendiğim tarihi misyonu 3-5 troll ve şöhret sevdalısı için terk edeceğimi sananlar yanılıyorlar.“
Disk Basın-İş’in açıklaması
“Halk TV emekçilerinin çalışma şartları her gün daha da ağırlaşıyor. Ekran önündeki sunucusundan rejideki teknik ekibe, mutfaktaki aşçısından servis şoförüne kadar tüm çalışanlar; ya tazminatsız işten çıkarılmak için mobbing ile istifaya zorlanıyor ya da hiçbir gerekçe gösterilmeksizin kapı önüne konuluyor. Halk TV, dışarıdan “demokrasi ve adalet” vaat eden ancak içeride işçi cehennemine dönüşen bir yapı haline gelmiştir. Kanalın patronu Cafer Mahiroğlu, arkasına aldığı muhalif kamuoyu desteğine güvenerek eşine az rastlanır bir pervasızlık ve işçi düşmanlığı sergilemektedir. Bu patron; itiraz eden her emekçiye “Kapı orada, nasıl olsa sizi çalıştıracak başka yer yok, dönüp dolaşıp buraya geleceksiniz” diyecek kadar cüretkâr, işçinin kıdem tazminatı birikmesin diye kadroları sürekli farklı şirketlere aktaracak kadar hesapçıdır. Türkiye medya tarihinin gördüğü bu en karanlık çalışma düzenine karşı ses çıkarma vakti gelmiştir. Gazetecilerin sırtına basarak yükselen, onlara hak etmedikleri bir “itibar” sağlayan bu düzene sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.”
Halk TV’yi eleştirenler kervanına katılan gazeteci Özlem Akarsu Çelik de X hesabından bir paylaşım yaptı ve Halk TV’yi “cennet vadeden bir cehennem” olarak niteledi.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
