Perşembe, 10 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Gazetelerden köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 10 Eylül 2026 06:05
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Üsküdar: Bir dönem bitti, yeni dönem başladı-Orhan Bursalı (Cumhuriyet)

“Üsküdar, bir buçuk yıldır muhalif belediyelere karşı tezgâhlanan operasyonların amacının çok net olarak iktidar tarafından ilan edildiği ilçe oldu. Hayır bu yeni bir şey değil, başından beri yazılıp çiziliyor dile getiriliyordu ama birkaç belediyelerde (Uşak gibi, Manavgat gibi..) yolsuzlukların somutlaşması, tüm operasyonların amacının gerçekten yolsuzluk rüşvet vb. ile ilgili olduğu algısı yaratıldı. Oysa silkeleyin emri açık siyasi bir talimattı.

Neden? Taa o zamandan, 2023 genel 2024 yerel seçimlerden sonra ortaya çıkan gerçek şuydu:

AKP seçimi/iktidarı kaybediyor.

Cumhurbaşkanı yeniden seçilemiyor. İki yıldan beri de ağır ekonomik tablo milleti ezmeyi sürdürüyor. Enflasyonu düşürmek görüntüsü altında, milleti mülksüzleştirme ve süründürme politikası dört nal.

Bugünkü anketler de öfkenin milletin burnunda olduğunu gösteriyor. Soluk soluğa bir yurttaş kitlesi.

Ama AKP lideri ve çevresindeki herkes, yeniden seçilmeyi kendilerine ve millete şart koşuyor.

Meclis’teki garantili milletvekilliği ile transferler (bazı AKP’liler eyvah bizim yerimize onlar seçilecek telaşında, parti ise iktidarda kalma derdinde!) kaybettiği belediyeleri siyaseten ve her türlü araç gereçle ilhak politikası, seçimlere büyük bir mali, idari, politik güç temerküzü ile girilmesinden, bir yalancı vitrinden medet umar hale geldiler.

Üsküdar öncesine kadar sanki öyleydi gibi.

Ama Üsküdar pratiği, çok daha büyük bir hedefi ortaya çıkardı: Her halükârda iktidarı alacağız. Eğer bir sandık kurulursa da içinden ne çıkarsa çıksın biz kazanacağız. Ayrıca sandığa hangi partiye ne kadar atılacağını, neyin sayılacağını ve sayılmayacağını da biz kararlaştırırız. Olmazsa, itiraz edeceğiz, il ilçe kurulları ne istersek o kararı verecekler: Hukuk her şeyden üstün değil midir!!!???“

Bürokrasi partisi!-Deniz Zeyrek (Nefes)

“Amerikan Büyükelçiliği, 4 Temmuz Kuruluş Yıl dönümü Resepsiyonunu NATO zirvesine denk geldiği için Eylül’e ertelemişti.

O resepsiyon dün yapıldı. Son resepsiyonda Türkiye’yi bir bakan yardımcısı temsil etmişti. Bu da o günlerde Türkiye-ABD ilişkilerinin biraz gergin olduğunu gösteriyordu.

Bu resepsiyonda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek vardı.

Bu vesileyle ABD’nin dolar milyarderi Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ı da Ankara’da görme şansı bulduk. Kendisine bir de ABD Kongre üyesi eşlik ediyordu.

Demek ki Türk-Amerikan ilişkileri son 4 Temmuz resepsiyonundan bu yana hayli ilerleme kaydetmiş.

Resepsiyonda daha önce hiç görmediğim uygulamalar vardı. Öncelikle akşam değil öğlen vakti olması şaşırtıcıydı. 35 derece sıcağın altında herkes çadırların gölgesine sığınmak zorunda kaldı.

Büyükelçi Barrack ziyaretçileri kapıda karşılamak yerine misafir gibi doğrudan Mehmet Şimşek’le resepsiyona katılmayı tercih etmişti.

Konuşmaların yapıldığı kürsünün önüne “VIP locası” eklenmişti. Ayrıca masa ve sandalyeler konularak üzerine “protokol” yazılmıştı. 32 yıl önce diplomasi muhabirliğine başlamış ve en az 20 defa ABD milli gün resepsiyonuna katılmış biri olarak bu tür uygulamaları ilk defa gördüm.

Sanırım Büyükelçi protokol ve VIP uygulamalarının yaygın olduğu Ortadoğu ülkelerinden fazla etkilenmiş ve kendisiyle katılımcılar arasına bir mesafe koymaya çalışmıştı.

Resepsiyonda sohbet ettiğimiz insanların hepsinin gündeminde Üsküdar Belediyesi’ne yapılanlar vardı. Herkes bu işin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne uzanıp uzanmayacağını, uzanırsa ne anlama geleceğini soruyordu.

Ne üzücü değil mi?

Ülkemizin haline bakın.

İktidarımız, demokratik kurumların yönetimlerini demokratik olmayan yöntemlerle değiştirmeyi öyle bir alışkanlık hale getirdi ki bütün diplomatik misyonlar bunu konuşur hale gelmiş. Bir başka gündem maddesiyse Gökçek’in, Davutoğlu’nun, iktidara yakın gazetecilerin soruşturmalara tabi tutulmasıydı. Herkes, “neden” ve “neden şimdi” sorularını sorup duruyordu.”

Yıkılmam yıkarım, yenilmem ezerim-Berkant Gültekin (BirGün)

“Üsküdar Belediyesi’nin AKP’ye geçişi ve öncesinde yaşananlar, ülkede demokrasinin giderek tek seçeneğe doğru sıkıştırılmakta olduğunu bir kez daha kanıtladı.

31 Mart 2024 yerel seçimleri, tarihte sonuçlarına en fazla müdahale edilen seçimler oldu. 2019 yerel seçimlerinden sonra da sonuçlar kayyum kuşatmasıyla değiştirilmiş, HDP’nin kazandığı 65 büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyesinden geriye demokrasi dışı uygulamalar sonucu yalnızca 6 belediye kalmıştı. Ancak 2024 seçim sonuçlarına yönelik hamleler daha farklı ve özel bir anlam içeriyor.

Çünkü ana muhalefeti hedef alan bu saldırılar, sadece çok sayıda belediyeyi ve dolayısıyla iktisadi kaynağı iktidarın kontrolüne geçirmiyor, aynı zamanda yaklaşan genel seçimler öncesi iktidarın potansiyel yenilgisini önleme ajandasına da hizmet ediyor. Yani mevcut baskı periyodu, iktidar değişikliğinin önünü tıkama boyutuyla bir önceki dönemin baskısından nitelik itibarıyla ayrılıyor. İkisinin de ne denli anti-demokratik olduğunu söylemeye gerek yok ama yapılana sadece Yeni Parti’ye ya da 2024 seçimlerini kazanan siyasilere yönelik bir saldırı olarak bakılmamalı.

Gelişmelere bütünlüklü bakıldığında, seçim faaliyetinin ve seçmen iradesinin, ihtiyaç anında siyasetin belirleyici unsuru olmadığı bir Türkiye’nin şekillenmekte olduğu anlaşılıyor. Siyasetin işleyişi ve iktidarın bu sürecin içinde oluşma biçimi yeniden kodlanıyor. Demokrasi halkın talep, beklenti ve tercihlerinden koparılıyor. Seçmenin tercihi, olağanüstü dokunuşlarla geçersiz kılınıyor. Bu basitçe bir “güç gösterisi” değil, gücün her şeyin üzerinde konumlandığı ve asla sorgulanamadığı yeni bir siyasi mimaridir.

Bugünlerde iktidar çevrelerinde şu argümanı sıklıkla duyuyoruz: “Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilmeye değil, Türkiye’nin Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olmasına ihtiyacı var”. Bu mantık, zorunlu olarak şu anlamı içeriyor: “Erdoğan’ın aleyhine siyaset yapmak, Türkiye’nin aleyhine siyaset yapmaktır”. Bu gerçekse artık muhalefet etmeye gerek yoktur. Daha da ötesinde siyasete gerek yoktur. Çünkü “tek doğru” belirlenmişse, diğer tüm ihtimaller gayrimeşrudur. Bu durumda ne Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olma hedefi ne de İmamoğlu’nun tutukluluğu siyasidir.

Rejim her adımında kurumsal ve toplumsal muhalefete bir mesaj veriyor. Sandıkta iktidarın yaşadığı kayıplar, kesin bir netice anlamına gelmiyor. Muhalefetin kitle tabanını genişletmesi, ülkedeki sayısız sorun, mevcut toplumsal memnuniyetsizlik ve yaklaşan seçimlerin bir iktidar değişikliğine işaret etmesi de bir “etken unsur” değil. Rejim, muhalefeti “hayallerden” uzaklaştırmak istiyor. Sahip olduğu gücün sarsılmazlığı ve kalıcılığı üzerine bir anlatı kuruyor. Diyor ki “Karşınızda öyle kolay karşı koyabileceğiniz bir kudret yok, seçim kazandınız diye ayaklarınız yerden kesilmesin.”

Orta vadeli programların görülmeyen yüzü-Öner Günçavdı (Dünya)

“Geçtiğimiz Pazar günü bu yılın Or­ta Vadeli Programı (OVP) açıklandı. Ne­ticede kamuoyunun geçmişte önem atfet­tiği ve geleceğin or­ta vadede geleceğini görebilmek için takip etmeye gayret sarfet­tiği bir programdı bu. Ancak son yıllarda aynı ilgiyi görmüyor sanırım.

Kamuoyu algısındaki bu de­ğişimin temel nedeni, progra­mın ekonominin geleceği için iyi bir gösterge olma özelliğinin kaybolmasıdır. Programda ilan edilen birçok hedefin tutturu­lamamasının yanında metodo­lojik olarak da günümüzün ih­tiyaçlarını karşılamayan bir ni­telikte hazırlanmasıdır. Uzun zamandır açıklanan OVP’leri izlemeye ve yayımlanan metin­leri okumaya özen gösteririm. Aslında 60-70 sayfalık metin­ler olmasına rağmen, inanın ba­na okumakta hiçbir zorluk çek­mezsiniz. Bunun temel nede­ni OVP metinlerinin ekonomik verilerin dışında kalan metin kısmının zaman içinde çok faz­la değişkenlik göstermemesi­dir. Hatta neredeyse aynısıdır. En azından benim elimde yer alan son üç OVP metninin me­tin kısımları çok büyük ölçüde aynıdır.

Aslında oralarda yazılanlara bakıldığında iş dünyası örgüt­lerinin şikayetlerini anlamak mümkün değil. Zira her bir iş in­sanımızın eleştiri olarak ortaya koyduğu konular bu metinlerde de tekrarlanıyor. Bu bakımdan en azından iş dünyası ile eko­nomi yönetimi arasında bir ile­tişim sorunu ve/veya bilgi ak­tarım meselesi olmadığını anlı­yorsunuz.

Asıl sorun metin içinde va­at olarak ortaya konulan husus­larda ne yapılacağı ve nasıl ya­pılacağı konusunda hiçbir şeyin yer almamasıdır. Amaçlara yö­nelik takvimlendirilmiş bir ey­lem planı ile bu eylemlerde elde edilecek performansı ölçmeye yönelik herhangi bir skor tab­losu ve zamanlandırmalara bu program metinlerinde yer ve­rilmiyor. Eğer OVP’lerin iş dün­yasının hedef ve eylemleri ba­kımından yönlendirici bir etki­ye sahip olması isteniyorsa, bu tarz bilgileri içerecek daha yeni bir OVP metni yazma metodolo­jisinin benimsenmesine ihtiyaç vardır.

Buna bir de siyasi irade eksik­liğini eklemek lazım. Günümü­zün siyasi rekabet düzeninde yasal olarak yapılması gereken OVP’leri sıradan temenniler manzumesinin ötesine geçilme­sini engelliyor.

Dikkat edilirse OVP ilan edil­dikten sonra herkes sonunda yer alan makroiktisadi hedefleri tar­tışıyor. Oysa onlar bu program­da sadece 3-5 sayfa. Oysa prog­ram metninin ana metni çok da­ha uzun. Belki benim hatamdır. Ama şu ana kadar hiç kimsenin o metnin içinde yer alanlar ko­nusunda kamuoyunda bir tartış­ma başlattığına tanık olmadım.

Mevcut hali ile OVP’ler TCM­B’nin enflasyon raporlarına bir alternatif olarak görülmeye baş­lanıyor.

Oysa bir OVP’yi TCMB’nin enflasyon raporundan ayıran en önemli özellik Bankanın be­lirlediği para politikasın çizdiği sınırlar içinde uygulanacak ma­liye politikasına karar vermek; bu iki politikanın belirlediği kı­sıtlar içinde ülkedeki iktisadi fa­aliyetlerin nasıl devam edeceği ve gerekiyorsa ekonomik dönü­şümün nasıl gerçekleştirileceği konularında aksiyon ve eylemle­re yer vermesidir.

Bunlar olmayınca maalesef bizler de ekonomi yönetimin­deki iki farklı kurumunun aynı konuda kamuoyuna açıklamış olduğu hedefler arasındaki far­kın nedenlerini tartışmaya baş­lıyoruz.”

Merkez Bankası’ndan faiz indirimi bugün gelir mi?-Servet Yıldırım (ekonomim.com)

“Merkez Bankası Para Politikası Kurulu bugün toplanıyor. Mevsim etkisinden arındırılmış TÜFE ağustosta yüzde 2,29 arttı. Eğer yeni bir iç veya dış şok gelmez, aylık enflasyonun ana eğilimi düşmeye devam eder ve beklentiler biraz daha iyileşirse, faiz indirimlerinin dördüncü çeyrekte başlaması mümkün.

Eylül ayında yeni bir faiz indirimi hâlâ zor görünüyor. Ama ekonomideki yavaşlama beklenenden daha sert olursa bu kez başka bir baskı ortaya çıkacak. Yüksek faizlerin iç talep ve yatırımlar üzerindeki etkisi daha fazla hissedildiğinde, Merkez Bankası enflasyonla mücadele ile ekonomik aktivite arasındaki dengeyi yeniden kurmak zorunda kalacak.

Kurul kararını siz bu yazıyı okurken öğrenmiş olabilirsiniz. Daha düşük faiz, ancak kredi gerçekten üretken yatırımlara, kapasite artışına, teknolojiye ve istihdama yönelirse kalıcı bir büyüme yaratabilir. Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca daha ucuz kredi değil, üretimi ve verimliliği artıran finansman.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu bugün toplanıyor. Kurul kararını siz bu yazıyı okurken öğrenmiş olabilirsiniz. Faiz yüzde 37’de kaldıysa şaşıran pek olmayacaktır. İndirim geldiyse de bu kez piyasaların asıl sorusu “Neden indirdi?” değil, “Sırada ne var?” olacaktır.

Çünkü artık Merkez Bankası’nın önündeki mesele yalnızca faiz indirip indirmemek değil, faiz indirimlerinin hızını ve zamanlamasını doğru ayarlamak.

Ben eylül ayında yeni bir faiz indirimini hâlâ zor görüyorum. Bunun nedeni Merkez Bankası’nın gevşemek istememesi değil. Enflasyonun henüz “Buyurun, artık indirebilirsiniz” diyecek kadar ikna edici bir tablo sunmaması.

Ağustos ayında yıllık enflasyon yüzde 31,5’e geriledi. Bu elbette olumlu. Ama temmuzdaki yüzde 31,8’den gelen düşüş oldukça sınırlı. Üstelik aylık fiyat artışlarının ana eğilimi hâlâ yüksek. Mevsim etkisinden arındırılmış TÜFE ağustosta yüzde 2,29 arttı. Hizmetlerde artış yüzde 2,91, enerjide ise yüzde 5,46 oldu.

Kısacası yıllık enflasyon düşüyor ama fiyatlar hâlâ hızlı artıyor.

Bu da görevi fiyat istikrarını sağlamak olan Merkez Bankası için ciddi bir sorun. Çünkü para politikasında önemli olan yalnızca bugünkü enflasyon değil, önümüzdeki aylarda enflasyonun hangi hızda seyredeceği. Beklentiler henüz tam olarak düzelmemişken ve enerji fiyatları yukarı yönlü risk yaratırken yapılacak erken bir faiz indirimi, zaten yavaş giden dezenflasyon sürecini aksatabilir.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram 

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Gazeteciyi “üzen” boşanma
Sonraki Makale Portekiz medyası ne yazdı?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Portekiz medyası ne yazdı?

Medya Günlüğü
10 Eylül 2026
Köşe YazılarıManşet

Gazeteciyi “üzen” boşanma

Cenk Başlamış
10 Eylül 2026
GünlükManşet

Erivan Rusya’yı şikayet etti

Medya Günlüğü
10 Eylül 2026
GünlükManşet

“Kafasına göre takılan” İHA

Medya Günlüğü
10 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?