Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki yönetim kurulu üyesi, Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Sürekli Basın Kartı sahibi Erkan Yiğit 26 Temmuz Pazar günü vefat etti.
Cenazesi 27 Temmuz 2026 Pazartesi günü öğle namazının ardından Zincirlikuyu Camisi’nden alınarak Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Yiğit’in vefatının ardından Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu şu mesajı yayınladı:
“Önceki Yönetim Kurulu Üyemiz Erkan Yiğit’in vefatını üzüntüyle öğrendik. Uzun yıllar gazetecilik mesleğine başarıyla hizmet eden meslektaşımızı hiç unutmayacağız. Ailesine ve basın topluluğumuza başsağlığı ve sabır diliyoruz.”
Uzun saçları sorun oldu
“Şeyhülmuhabirin” (Muhabirlerin Şeyhi) ünvanlı Şemsi Sılkım (1923-213), 2011 yılında Yeniçağ’da yayımlanan “Uzun saçları yüzünden az daha gazeteci olamayacaktı” başlıklı yazısında Yiğit için şunları yazmıştı:
Babıali’nin yakışıklısı Erkan Yiğit ile Ayşe’nin düğünü Kazablanka Gazinosunda yapılmıştı. Ayşe ile Erkan çiftetelli oynarken Semih Yurga, ben ve Tamer Özdemir onların mutluluğuna eşlik etmiştik.
Tercüman’ın o dönemdeki Genel Yayın Müdürü Oktay Verel; dalgalı, uzun saçları omuzlarından aşağı dökülmüş yakışıklı bir genci, istihbarat odasına getirdiğinde takvimler 1969 yılının Kasım ayını gösteriyordu. Oktay Verel;
“-Şemsi Sılkım İstihbarat Şefimizdir, deneyimli bir gazetecidir” diye beni tanıştırdıktan sonra yanındaki genci bana takdim etti:
“Erkan Yiğit, 1946 doğumlu, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü mezunu. İngilizcesi var, muhabir olarak çalışmasını uygun görüp yetiştirirsen kendisinden yararlanırız…”
Erkan Yiğit’in fiziği ve fizyonomisi, eğitimi ve hele de İngilizce lisanına vakıf olması beni çok etkiledi. Zira istihbarat servisinde lisan bilenlere büyük ihtiyacımız vardı…
Tanışma faslının ardından, yanımdaki masaya oturur oturmaz benden kâğıt istedi ve “Bir ilginç haberim var” deyip hemen çalışmaya başladı.
Tercüman gazetesi sahibi Kemal Ilıcak, gazeteye geldiğinde her gün yaptığı gibi yine o sabah da ilk olarak bizim istihbarat servisine uğramıştı. İlk dikkatini çeken, yarım saat kadar saat kadar önce işe aldığımız aslan yelesi gibi uzun saçlı yeni arkadaşımız olmuştu. Kemal Bey yanıma gelince Erkan Yiğit’i kendisine tanıştırdım. Hayret ve şaşkınlığı geçtikten sonra kaşları çatıldı. Sonra, koluma girip kapının dışına çıkınca sert bir ifade ile;
“Bu adamı oturtma, hemen defet… Burası uzun saçlıların çalıştığı gazete değil. Bu tür adamlar gazetemizin imajını zedeler!…” deyiverdi.
Biraz sakinleştiğini farkettiğimde patron Kemal Ilıcak, şöyle dedim:
“-O genci gazeteye Oktay Verel getirdi… Benim de gözüm tuttu. Hele İngilizce lisanı olması, bu yönde ihtiyacımızı karşılar. Kendisini Beyoğlu muhabiri olarak değerlendirmeyi düşündüm. Saçları için de kendisiyle konuşurum!..”
Cevabı şu olmuştu:
“Ben tipini beğenmedim, bize yaramaz… Ama gene de sen kendin bilirsin. Karşıma çıkmasın, gözüme gözükmesin!.”
Genç Erkan Yiğit, inandığımdan ve tahminimden de daha yararlı oldu. Haberleri çoğu zaman gazetenin baş sayfasında yer alıyordu. Hatta bir röportajı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Birinci ilan edildi. Gazeteciler Bayramı’nda Tarabya Otelin terasında tertiplenen törende Erkan Yiğit ödülünü aldıktan sonra Kemal Ilıcak’ın masasına gittim ve kulağına eğilerek;
“-Gözünün tutmadığı,’Bir halt olamaz’dediğin Erkan Yiğit adam Yılın Gazetecisi oldu, sizi tebrik ederim!…” dediğimde, koltuğundan hışımla kalkar gibi yapıp beni alnımdan öptü..
Erkan Yiğit Tercüman’da çok durmadı, Milliyet gazetesinin İstihbarat Şefliği’nde uzun süre çalıştı, Ayşe ile evlenince, Kazablanka Gazinosu’nda düğünlerinin yapılmasında yardımcı oldum. Birbirine yakışan çift oldukları kadar uyumluluğu ile tanınan Ayşe-Erkan Yiğit için, birlikte görüldüğü yerde genellikle hanımların, “Maşallah!.” deyip baş parmaklarını tahtaya vurmadan edemezdi. Ancak, bütün bunlara rağmen sanki bu gözde çifte nazar değdi… Güzel Ayşe genç yaşta vefat edince, eşi Erkan Yiğit’in dünyası yıkıldı. Erkan, eşi Ayşe’nin vefatının ardından meslekten uzaklaştı, manevi dünyasına çekildi ve sakal bırakarak kendini tamamen dinine verdi…
Uzun süredir ortalıklarda görülmeyen Erkan Yiğit, geçen yılın 26 Ağustos ayında eşim Nedret’i kaybedince acımı paylaşmak için Şişli Camii’ndeki cenazeye geldi. Sarılıp hasret giderirken içimi sızlatan şu sözü söyledi:
“-Şemsi Abi, rahmetli eşim Ayşe’yi bir türlü unutamıyorum.. Sanırım sen de öylesin, hatta başın sağolsun demeyi bile içime sindiremiyorum. Rahmetli Nedret ablam ile Ayşe’nin birlikte ne güzel günleri olmuştu…”
Aradan geçen zamandan sonra şimdi Erkan’ı daha iyi anlıyorum. Bu vesile hem güzel Ayşe’ye hem eşim Nedret’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Nur içinde yatsınlar.”
Kimdir?
1946 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nden mezun oldu. Mesleğe 1969 yılında başladı. Tercüman, Yeni Haber ve Milliyet’te çalıştı. Haber ve röportaj dallarında, TGC’den birincilik ödülü ve mansiyon aldı.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. 2023 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü sahibiydi. Sürekli Basın Kartı taşıyordu. İngilizce biliyordu. İki çocuk babasıydı.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
