AKP Asırlık Gece’de neyi kararttı?-Mehmet Ali Güller (Cumhuriyet)
“TRT, Asırlık Gece isimli bir belgesel dizi hazırladı. Amaç 15 Temmuz darbe girişimini tarihe not etmek.
Amaç güzel ama ilk dört bölümde sergilenenler, belgeselin FETÖ’nün iç ve dış işbirliklerini aklamayı hedeflediğini ortaya koyuyor. Ne ABD’nin rolü var ne de AKP’nin FETÖ’ye “ne istediyse vermesi”…
Daha da ötesi, darbe girişimini getirip laikliğe bağladılar!
Asırlık Gece’nin dördüncü bölümünde konuşan Bilal Erdoğan şöyle diyor: “FETÖ’yü doğuran o katı laikliğin ta kendisi olmuştur.”
Bu büyük çarpıtmanın bir önceki versiyonu da şuydu: “FETÖ Kemalistlerin dindarlara baskısı nedeniyle ortaya çıktı.”
Evet, birkaç yıl önce kimi AKP’liler FETÖ’nün varlığını Kemalistlerin baskısına dayandırıyordu, şimdi de Bilal Erdoğan ebe olarak laikliği işaret etti.
Oysa gerçek tersidir.
FETÖ’nün anası NATO, babası ABD emperyalizmidir; ebesi de CIA-Gladyo’dur.
Bu gerçeği atlayan her analiz hem ABD’nin 15 Temmuz’daki rolünü perdelemiş olur hem de FETÖ ve benzeri örgütlerin NATO-Gladyo ilişkisini karartmış olur.
AKP, 15 Temmuz’dan sonra Fethullah Gülen’in CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’le ilişkisini öne çıkarıp suçu CHP’ye atarak FETÖ’nün “paralel devlet” olmasındaki kendi rolünü gizlemeye çalışıyor.
Fethullah Gülen’in Kasım Gülek ilişkisi, FETÖ’nün Kemalistlerle ilişkisine işaret etmez, ABD’yle ilişkisine işaret eder.
FETÖ, iktidar sözcülerinin iddia ettiği gibi Kemalistlerin dindarlara baskısı nedeniyle ya da laiklik nedeniyle oluşmadı; ABD tarafından komünizme, sola, sol Kemalizme karşı kullanılmak için oluşturuldu!
Gülen’in Komünizmle Mücadele Dernekleri’ne uzanan sicili de Kasım Gülek’le ilişkisi de (Alparslan Türkeş aracılığıyla CIA şeflerinden Ruzi Nazar’la tanışan ve o ilişkiler üzerinden MİT’in başına geçen) Fuat Doğu’yla irtibatı da o irtibatta görev yapan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagür’le bağı da tek bir şeye işaret eder: Gladyo’ya!”
Osmanlı’da “Selçukluların torunuyuz” diyen var mıydı?-Can Ataklı (Nefes)
“Sürekli “biz Osmanlı torunuyuz” diyenlere çok şaşırıyorum.
Alakayı çözebilen var mı?
Adam Cumhuriyet düşmanı olduğunu söyleyemiyor, o kadarına cesareti yok belli ki “Osmanlı torunuyuz” diyor.
Osmanlı’dan kastı ne, belli değil.
Bildiği padişahlar Fatih, Kanuni ve Abdülhamit.
Ertuğrul bile demezdi bunlar, imdatlarına TRT yetişti, Kuruluş Ertuğrul diye bir dizi çektiler de bunların aklına Şeyh Edebali falan geldi.
“Osmanlı torunuyuz” diyenlerin bazılarına sorun bakalım “Deli İbrahim’in de torunu musun, Abdülaziz kim biliyor musun?” diye, bakalım ne cevap verecekler…
Osmanlı’nın torunuyum diyenler en çok Abdülhamit’i sever, 4’üncü Murat’tan hiç haz etmez, çünkü bu padişah çok içki içerdi.
Ama cehalet parayla olmadığı için Abdülhamit’in bira fabrikası kurduğunu, içki içtiğini, kurduğu hükümetin üçte ikisinin gayrı Müslimlerden oluştuğunu bilmezler bile.
Osmanlı torunu olduklarını söylerler ama nedense hiç Türklükten söz etmezler.
Bunların biri bile “Göktürklerin torunuyuz” demez mesela.
Merak ediyorum, Osmanlı döneminde de var mıydı bu garip ruh hali.
Osmanlıya tabii vatandaşlardan “Ben Selçuklu torunuyum” diyen olmuş mudur acaba?”
“Figüran” haberi böyle yalanlanamaz-Faruk Bildirici (BirGün)
“BirGün’ün, “Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı” haberi, doğrudan muhabir Ebru Çelik’in gözlemlerine dayanıyordu.
Yazdığına göre, Ebru Çelik, bir ajansın CHP’nin üye katılım törenine katılacak insanlar topladığını duyunca kendi adını da yazdırmış, 950 lira için “figüranlık” yapmayı kabul edenlerin taşındığı minibüslerle gitmişti törene.
aberin yayımlanmasının ardından dijital mecralarda büyük gürültü koptu, haber hızla yayıldı medyaya. Önce CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, sonra da CHP Sözcüsü Müslim Sarı tepki gösterdi. “Siz kimin figüranısınız?” diyen Tekin, “halkı yanıltıcı bilgi” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Sarı da “iftira” atmak ve “tetikçilik” ile suçladı. Tekin, basın toplantısında da suçlayan, hakaret eden aynı üslubu sürdürdü.
Halbuki bir haber böyle yalanlanmaz. “Tetikçilik”, “figüranlık” ve “kirli medya” gibi hakaretamiz dil, yanıt olmadığı gibi, suç duyurusu ve savcılıklarla cezalandırmaya kalkmak, basın ve ifade özgürlüğünü savunan bir partinin temsilcilerine yakışmaz.
Gazetecinin, ajansın mesajı ve görüntülerle desteklediği haberine karşı açıklama yapıyorsanız, somut kanıtlar gerekir. Örneğin, o törende partiye katılan üyelerin listesi, töreni izleyenlerin nerelerden geldikleri gibi tereddüde yer bırakmayacak yeni bazı bilgiler…
Üstelik BirGün ve Ebru Çelik, bu tepkilerin ardından haberlerini savundu. Hem de haberi destekleyen yeni görüntü ve bilgiler çıktı ortaya. Sözcü TV muhabiri Nedim Bayhan da bir oyuncu ajansının bin lira ödeme vaadiyle kendilerini törene getirdiğini söyleyen bir kişinin görüntüsünü yayınladı. Ardından Halk TV muhabiri Umut Taştan da söz konusu ajansın paylaştığı farklı görüntüleri buldu; ajans yetkililerinin konuşmak istemediğini yazdı.
Sahada muhabirlik, medyamızda son zamanlarda ihmal edilen bir yöntem. BirGün’ün haberi, olayları yerinden izlemenin önemini anımsatması bakımından çok değerli. Nitekim Sözcü TV de haberi kıyısından yakalamış ama üzerine gidip, olgunlaştıramamış.
BirGün’ün muhabiri Ebru Çelik ise ilk andan itibaren olayı kavrayıp üzerine gitmiş. Bu açıdan başarılı. Ancak haberin eksiklerinden söz edilebilir. Ebru Çelik, olup biteni izleyip, para dağıtma görüntüsünü de aldıktan sonra kimliğini açıklayarak, ajans ve CHP yetkilileri ile konuşup, bazı “figüran”lar ile de söyleşi yaparak haberdeki boşlukları örtebilirdi.
Hem böylece gazetecinin kimliğini gizlemesiyle ilgili etik sorun da ortadan kaldırılmış olurdu. Malum, gazetecilik şeffaf bir iştir; gazeteci, sadece başka türlü izlenmesi mümkün olmayan ve geniş kamu yararı olan konularda kimliğini gizleyebilir. Bu olayda da kamu yararı olduğu bariz.”
Hazine borçta ‘net ödeyici’-Naki Bakır (Dünya)
“Hazine, 63 ay sonra ilk kez hazirandaki toplam borç yönetiminde net ödeyici konumuna geldi. Haziranda net iç borçlanmasını 99,1 milyar TL ile geçen yılkinin üçte biri düzeyine çeken Hazine, dış borçta ise net bazda 108,6 milyar TL geri ödedi, toplam borçlanmada 9,6 milyar lira ile net ödeyici oldu.
Hazine, haziran ayında özellikle rekor faiz dışı fazla sayesinde hem iç piyasadaki net borçlanmasını ciddi oranda azaltarak hem de dış piyasaya yüklü miktarda net geri ödeme yaparak, aylık borç yönetiminde 63 ay sonra ilk kez net ödeyici pozisyonuna geldi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın haziran ayı bütçe finansman verileri, kamu borç yönetiminde pozitif bir tablo ortaya koydu. Jeopolitik riskler ve belirsizlikle artan küresel maliyetlerin baskısına karşılık, bütçede giderek artan faiz dışı fazla, Hazineyi kamu borç yönetiminde stratejik bir yönelime itti. Hazine, haziranda uluslararası piyasalardan sadece 17,4 milyar TL’lik yeni dış kaynak (kullanım) sağlarken, vadesi gelen tam 126 milyar TL tutarında eski dış borcun geri ödemesini gerçekleştirdi. Böylece dış borçlanmada 108,6 milyar TL’lik net ödeme yapılarak kamunun döviz cinsinden yükümlülükleri hafifletildi.
Hazine’nin iç borçlanmada net borçlanıcı olmaya devam etmekle birlikte, net tutar geçen yılın aynı ayına göre sert bir düşüş kaydetti. Vadesi gelen eski iç borçlanmaları dolayısıyla haziranda 364 milyar liralık itfa gerçekleştiren Hazine, 463 milyar liralık da yeni borçlanmaya gitti. Böylece Hazine’nin Haziran 2025’te 296,1 milyar TL olan net iç borçlanması, bu yıl aynı ayda 99,1 milyar TL ile bunun üçte biri düzeyinde kaldı. Bu veri; ekonomi yönetiminin dış borçlarını kapamak için iç piyasadan yeni bir borç sarmalına girmediğini, aksine iç borçlanma ihtiyacını da yüzde 66,5 oranında azalttığını gösteriyor.”
Enflasyon tahminleri hedefin hâlâ çok üstünde-Alaattin Aktaş (ekonomim.com)
“Merkez Bankası’nın sektörel enflasyon beklentileri kapsamında derlediği veriler, çalışmaya dahil edilen üç kesimde de enflasyon tahmininin gerilediğini gösteriyor. Bu elbette iyi bir gelişme. Ancak gerileme çok yavaş ve tahminler resmi enflasyon hedeflerinin çok uzağında.
Açıklanan son veri temmuz ayına ait. Buna göre bir yıl sonrası için, yani Temmuz 2027 için piyasa katılımcıları yıllık bazda yüzde 23,95, reel sektör yüzde 32,50, hanehalkı ise yüzde 44,94 enflasyon tahmin ediyor.
Lütfen dikkat, bu oranlar bu yıl sonuna ilişkin değil, bir yıl sonrasının tahmini.
Bu yılın enflasyon hedefi yüzde 24 ama bunun gerçekleşmeyeceği belli. Varsayalım yüzde 30 civarında bir gerçekleşme oldu.
2027 yılının resmi hedefi mevcut durumda yüzde 15. Bu yıl yüzde 30 ile kapatılır, 2027 hedefi ise yüzde 15’te tutulursa 2027’nin temmuzunda yüzde 20’lere doğru inen bir oran görmek gerekir ki yıl sonu yüzde 15 olabilsin.
Yani bir anlamda yüzde 20 dolayında enflasyon hedeflenen Temmuz 2027 için dile getirilen oranlara bakıyoruz; piyasa katılımcılarını ayrı düşünürsek çok yüksek bir tahmin söz konusu.
2022 yılının ocak ayından bu yılın temmuz ayına kadar yapılan tahminler, üç kesimin tahmin ortalamasının reel sektörün dile getirdiği oranla neredeyse örtüştüğünü gösteriyor. Dolayısıyla hangi tahminin daha gerçekçi olduğu sorusunun yanıtı belli; reel sektörün.
Ama tüm tahminleri kapsamak adına üç tahminin ortalaması da alınabilir; nitekim grafikler için öyle bir yöntem izledim.
Sektörel enflasyon beklentileri (ya da tahminleri) genellikle tahminin yapıldığı dönemdeki enflasyonla kıyaslanıyor. Enflasyon hangi düzeyde, tahmin hangi düzeyde, buna bakılıyor.
Tahminin ne ölçüde tuttuğunu görebilmek için asıl bakılması gereken tahminle hedef alınan tarihteki, yani bir yıl sonraki gerçekleşmenin ne olduğu. Yani tahmin-gerçekleşme dengesi.
Örneğin açıklanan en son enflasyon bu yılın haziranına ait. Acaba bir yıl önce bu haziran için hangi düzeyde tahmin yapılmıştı?
2025’in haziranında 2026’nın haziranı için piyasa katılımcıları yüzde 24,56, reel sektör yüzde 39,80, hanehalkı yüzde 52,99 düzeyinde enflasyon tahmin etmişti. Bu haziran itibarıyla gerçekleşen yıllık artış yüzde 32,11.
Tüm kesimler yanılmış ama en yakın tahmin yine de reel sektörün.”
Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
