Pazar, 19 Tem 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Evrensel Temel Gelir

Yıldırım Aktuğan
Son güncelleme: 10 Temmuz 2026 19:45
Yıldırım Aktuğan
Paylaş
Paylaş

İnsanlık tarihi, bir yönüyle insanın kendini tanımlama araçlarının tarihidir. İnsanlık tarihi büyük ölçüde “ne ürettiğimizle” şekillendi.

Kendimizi toprağı işleyen çiftçi, demire şekil veren usta, kod yazan mühendis ya da hastayı iyileştiren doktor olarak tanımladık. Günlük hayatta yeni tanıştığımız birine sorduğumuz o sıradan “Ne iş yapıyorsunuz?” sorusu, aslında üstü kapalı bir varoluş sorgulamasıdır: “Sen bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorsun ve kimsin?”

Ancak bugün, insanı binlerce yıldır tanımlayan bu temel dayanak noktası sarsılıyor. Önümüzdeki yapay zekâ ve otomasyon dalgası, geçmiş sanayi devrimlerinden çok farklı. Buhar gücü kaslarımızı, elektrik fabrikalarımızı ikame etmişti; yapay zekâ ise doğrudan insanı “insan” yapan bilişsel yetenekleri, analitik düşünceyi, mantığı ve veri işleme gücünü devralıyor.

Bu durum bizi sarsıcı bir paradoksla baş başa bırakıyor: Eğer gelecekte akıllı makineler üretimin tamamını yapar ve teorik olarak herkesin maddi ihtiyaçlarını kusursuzca karşılarsa, insan en temel psikolojik ihtiyacı olan “anlam” arayışını nasıl doyuracak?

Kültür tarihçisi Yuval Noah Harari’nin yapay zekâ çağına dair ortaya attığı en karanlık kavramlardan biri “Yararsız Sınıf” kavramıdır. İnsanlık tarihi büyük sömürülerle doludur; köleler, işçiler veya serfler her zaman sistem tarafından suistimal edilmiştir. Ancak bu kitlelerin tarihsel bir gücü vardı: Sistem onların emeğine, kasına veya zihnine muhtaçtı. Grev yapabilir, isyan edebilir ve üretimi durdurabilirlerdi.

Yapay zekâ çağının getirdiği asıl tehlike ise önemsizleşmektir. Bir algoritmanın sizden daha hızlı teşhis koyduğu, daha hatasız hukuki metin hazırladığı, daha yaratıcı reklam senaryosu yazdığı bir dünyada, sistemin insana ihtiyacı kalmaz. Bir insan için ekonomik olarak sömürülmek ağırdır; ancak hayata, üretime ve topluma hiçbir katma değer sağlayamadığını, tamamen “ikame edilebilir” olduğunu hissetmek çok daha yıkıcı bir psikolojik faturadır. İnsanlık, önümüzdeki dönemde ekonomik yoksulluktan daha derin bir “anlam yoksulluğu” riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

Silikon Vadisi elitlerinin ve fütürist ekonomistlerin bu “önemsizleşme” krizine karşı sunduğu en popüler reçete ise Evrensel Temel Gelir (ETG) çözümü. Yani devletlerin, otomasyondan elde edilen devasa kârları vergilendirerek, çalışsın ya da çalışmasın her vatandaşa düzenli bir maaş bağlaması.

Analitik bir süzgeçten geçirildiğinde ETG, harika bir ekonomik sakinleştirici gibi görünüyor. İnsanların aç kalmasını önler, barınma ihtiyacını çözebilir. Ancak bu formül, insanın biyolojik bir robottan fazlası olduğunu gözden kaçırır. ETG insanın karnını doyurabilir ama ruhunu tatmin edemez.

Çalışmadan, üretmeden ve çaba sarf etmeden alınan bir pay, insanı sistemin saygın bir üyesi yapmaz. Aksine onu algoritmaların yönettiği dijital bir çiftlikte pasif birer “tüketiciye” dönüştürür. Anlam, emeksiz refahın içinde yeşermez; anlam, zorluklarla mücadele ederken ve bir şeyi dönüştürürken inşa edilir.

Sanayi çağının ve vahşi kapitalizmin bize öğrettiği en büyük ezber şuydu: Verimli olduğun sürece değerlisin. CV’lerimiz, bitirdiğimiz okullar, mesai saatlerimiz ve ürettiğimiz projeler bizim değer karnemizdi. Ancak verimlilik, hız ve hatasızlık yarışında hiçbir insanın bir algoritmayı yenme şansı yok.

Makinelerin taklit edemediği yegâne alan bilincin kendisi, duygularımız, acıyı paylaşabilen derin empati ve rasyonel bir fayda gözetmeksizin sadece bağ kurabilme becerisidir. Gelecekte insan, üretici bir makine olmaktan çıkıp, dünyayı anlamlandıran bir “gözlemci ve hissedici” olmak zorunda kalacaktır.

İnsanlık bugüne kadar kıtlıkla, salgın hastalıklarla, doğanın sert koşullarıyla ve savaşlarla sınandı. Yapay zekâ çağında ise insanlık, tarihin en zorlu düşmanıyla karşılaşacak: Kronik can sıkıntısı ve anlamsızlık.

Algoritmaların her şeyi bizim yerimize optimize ettiği, riskleri yok ettiği ve konforu maksimize ettiği bir dünyada, insan kalmanın önemi her zamankinden daha yüksek olacak. Geleceğin kazananları sadece en iyi kodu yazanlar değil, kendi yaşam anlamını tamamen kendi iç dünyasında, sanatta, felsefede ve insani bağlarda yeniden keşfedebilenler olacak.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEkonomi
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanYıldırım Aktuğan
Takip et:
1958 yılında İzmir’de doğan Yıldırım Aktuğan, 1982 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünü tamamlamasının ardından iş hayatına 1984 yılında Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda başlamıştır. 1989 yılında Müsteşarlık bursu ile Boston Üniversitesinde Finans alanında yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra Müsteşarlıkta çeşitli kademelerde yönetici olarak görev yapmıştır. Yurtdışında Şikago ve Tokyo’da ekonomi müşaviri olarak görev yapan Aktuğan, ayrıca Eti Bor A.Ş.de Yönetim Kurulu üyeliği ve Halk Bankası’nda Denetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Müsteşarlıktan ayrıldıktan sonra bir süre Çeşme Belediye Başkan Yardımcılığı ve Çeştur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yapan Aktuğan halen Çeşme ilçesinde Kurumsal Yönetim Danışmanı olarak görev yapmaktadır.
Önceki Makale Hollywood’un “iyi adamı”
Sonraki Makale “ABD Türkiye’yi test etti”

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Çocuğa alan açmak gerek

Olga Ocaklı
19 Temmuz 2026
ManşetSerbest Kürsü

“Timsah Celil”in ihaneti

Tijen Zeybek
19 Temmuz 2026
ManşetSerbest Kürsü

Savaş artık asla savaş değil

Adil Gürkan
18 Temmuz 2026
Serbest Kürsü

Buenos Aires notları

Alper Eliçin
18 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?