Pazartesi, 17 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

Ekrana bakarak yemek

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 15 Ağustos 2026 00:00
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Bilimsel çalışmalar, yemek sırasında dikkatin farklı bir yöne kaymasının yalnızca yeme deneyimini değil, ne kadar besin tükettiğimizi de etkileyebileceğini gösteriyor.

Ekran karşısında yemek yemek, dikkatimizi yemekten uzaklaştırarak ne kadar tükettiğimizi fark etmemizi güçleştirebiliyor. Güncel araştırmalar, yemek sırasında dikkat dağınıklığının özellikle sonraki öğünde enerji alımını artırabileceğini, aynı öğündeki etkinin ise dikkat dağıtıcının türüne göre değişebildiğini gösteriyor.

Çoğu zaman tokluğu yalnızca midenin dolmasıyla ilişkilendiriyoruz. Oysa yemek yemek; beynimiz, sindirim sistemimiz ve hormonlarımız arasında gerçekleşen karmaşık bir iletişim sürecidir.

Yemek yemeye başladığımızda mide gerilmeye başlar, bağırsaklardan salgılanan kolesistokinin (CCK), glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) ve peptid YY (PYY) gibi hormonlar beyne öğünün devam ettiğini ve doyma sürecinin başladığını bildiren sinyaller gönderir. Buna karşılık büyük ölçüde mideden salgılanan ghrelin hormonu açlık hissinin oluşmasına katkı sağlarken yağ dokusundan salgılanan leptin hormonu ise vücudun enerji depoları hakkında beyne uzun vadeli bilgi ileterek iştahın düzenlenmesinde rol oynar.

Ancak bu fizyolojik sinyallerin iştah düzenlenmesini etkileyebilmesi için beynimizin onları algılaması ve yorumlaması gerekir. İşte bu noktada karşımıza bir başka kavram çıkıyor: interosepsiyon. Bedenimizden gelen açlık, tokluk, susuzluk veya kalp atışı gibi içsel sinyalleri algılama becerisi interosepsiyon olarak adlandırılır. Dikkatimiz sürekli dış uyaranlara yöneldiğinde bedenimizden gelen açlık ve tokluk sinyallerini fark etmek zorlaşabilir. Bu durum, yeme davranışının, bedenin ihtiyaçlarından çok çevresel uyaranlar tarafından yönlendirilmesine katkıda bulunabilir. Dikkatimizin yemekten uzaklaşması ne kadar hızlı yediğimizi veya tabağımızın ne kadar çabuk boşaldığını fark etmemizi de güçleştirebilir. Üstelik yemeğin kokusu, dokusu ve lezzeti de arka planda kalabilir. Sonuç olarak hem yeme deneyimi daha yüzeysel hâle gelebilir hem de ne kadar tükettiğimizi fark etmek zorlaşabilir.

İştah düzenlenmesinde yalnızca hormonlar değil, hafıza da önemli bir rol oynuyor. Bilim uzun yıllardır beynimizin önceki öğünü ne kadar iyi hatırladığının sonraki öğündeki besin tüketimini nasıl etkileyebileceğini araştırıyor. Bu kavram literatürde “öğün hafızası” (meal memory) olarak adlandırılıyor.

Araştırmalar, yemek sırasında dikkatin dağılmasının beynin yeme deneyimini daha zayıf kaydetmesine neden olabileceğini gösteriyor. Bunun sonucunda kişi, sonraki öğünde aslında yeterli miktarda yemiş olmasına rağmen kendini daha aç hissedebiliyor. Bu konuyla ilgili yapılan ilk çalışmalar, dikkat dağınıklığının hem aynı öğünde hem de sonraki öğünde enerji alımını artırabileceğini öne sürüyor. Ancak daha güncel sistematik derleme ve meta-analizler, bu etkinin özellikle sonraki öğünde daha tutarlı olduğunu, aynı öğündeki etkinin ise dikkat dağıtıcının türüne göre değişebildiğini bize gösteriyor.

Bir başka ifadeyle beynimiz yalnızca “Midem dolu mu?” sorusuna değil, “Biraz önce gerçekten yemek yediğimi hatırlıyor muyum?” sorusuna da yanıt arıyor. Bu nedenle ekran karşısında tüketilen bir öğün yalnızca o anı değil, günün geri kalanındaki yeme davranışını da etkileyebiliyor.

İşte tam da bu noktada yeme farkındalığı (mindful eating) kavramı devreye giriyor. Yeme farkındalığı, katı kurallar koyan bir diyet yöntemi ya da kalori saymaya dayalı bir yaklaşım değildir. Temel amacı, yemek yeme deneyimine bilinçli ve yargılamadan dikkat vermek, açlık ve tokluk sinyallerini daha iyi fark ederek bedenle yeniden bağ kurabilmektir.

Sistematik derlemeler ve meta-analizler, yeme farkındalığını geliştirmeye yönelik uygulamaların duygusal yeme davranışını ve aşırı yeme eğilimini azaltabildiğini, bireyin açlık ve tokluk sinyallerini daha iyi fark etmesine katkı sağlayabildiğini gösteriyor. Bunun nedeni yalnızca daha yavaş yemek yemek değil aynı zamanda dikkatimizi yeniden bedenimize ve yeme deneyimine yöneltmeyi öğrenmemizle de ilgilidir.

Teknoloji artık yaşamımızın ayrılmaz bir parçası. Ancak sofralar, gün içinde dikkatimizi kısa süreliğine ekrandan uzaklaştırıp yeme deneyimine yöneltebileceğimiz özel anlardan biri olabilir. Bunun için tüm öğünleri değiştirmek yerine günde yalnızca bir öğünü daha farkında tüketmeyi deneyerek başlayabilirsiniz.

Yeme farkındalığını desteklemek için şu küçük adımlar yardımcı olabilir:

  • Yemek sırasında telefonu sessize alıp mümkünse görüş alanının dışına koymak.
  • Yemeği aceleye getirmemek ve öğünü, dikkatinizi yemeğe verebileceğiniz yeterli bir zaman diliminde tüketmek.
  • Lokmaları acele etmeden çiğnemek: özellikle ilk birkaç lokmada yemeğin tadına, kokusuna, dokusuna ve görünümüne bilinçli olarak odaklanmak.
  • Öğün sırasında zaman zaman durup “Şu anda gerçekten hâlâ aç mıyım yoksa alışkanlıkla mı yemeye devam ediyorum?” sorusunu kendinize yöneltmek.
  • Mümkün olduğunca telefon, televizyon veya diğer dikkat dağıtıcı uyaranları azaltarak yeme deneyimine odaklanabileceğiniz bir ortam oluşturmak.

Bu öneriler aslında katı kurallardan oluşmuyor. Amaç, mükemmel bir şekilde yemek yemek değil, bedenin açlık ve tokluk sinyallerini fark etmeyi kolaylaştıracak küçük alışkanlıklar geliştirmektir. Bedenimizin bize gönderdiği sinyalleri yeniden duyabilmek için yemek sırasında dikkatimizi ekrandan tabağımıza çevirmek iyi bir başlangıç olabilir. Çünkü nasıl yediğimiz de en az ne yediğimiz kadar önemlidir.

(Fatma Gönen, bilimgenc.tubitak.gov.tr)

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Moskova’dan Hakan Fidan’a yanıt geldi
Sonraki Makale Rusya’nın bitmeyen kâbusu

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
17 Ağustos 2026
EditörGünlük

Bitmeyen 45 saniye

Medya Günlüğü
17 Ağustos 2026
EditörGünlük

Dünya medyasında Türkiye

Medya Günlüğü
17 Ağustos 2026
EditörGünlük

Gazeteci Taylan Erten hayatını kaybetti

Medya Günlüğü
17 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?