Pazartesi, 1 Haz 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Demokrasiye sahip çıkılmalı

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 1 Haziran 2026 19:29
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

Bu köşede yayımlanan “CHP nasıl bir strateji izlemeli?” başlıklı yazımın geçen hafta Medya Günlüğü’nde en çok okunan yazı olduğunu öğrendim. Doğrusu bundan memnuniyet duydum.

Ancak bir yandan da, keşke yazıda dile getirdiğim görüşlerin en azından bir kısmı dikkate alınabilseydi diye düşünmeden edemedim. Çünkü neyi önerdiysem, tam tersi yaşandı.

Yazımın sonunda, “Kimse, ‘kendi sorunlarını diyalogla çözemeyen bu parti mi Türkiye’nin sorunlarını çözecek’ dememeli” demiştim. Ne yazık ki bugün CHP’nin kamuoyundaki görüntüsü tam da bu soruyu akıllara getiriyor.

Pek çok sağduyulu insan gibi ben de parti bütünlüğünün korunabilmesi için olağanüstü kurultayın bir an önce yapılması konusunda ortak bir mutabakata varılmasının önemine dikkat çekmiştim. Özgür Özel cephesi de bu görüşü savunuyor. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konuda net bir takvim açıklamaktan kaçındığı ve süreci ağırdan aldığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Yargı kararını eleştirmeyen neredeyse yok. Ancak bu tartışmalar sürerken ülkenin gerçek gündeminin geri plana itildiği de görülüyor. Ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı, eğitim, adalet ve yoksulluk gibi toplumun doğrudan yaşadığı sorunlar yeterince konuşulmuyor. CHP’de yaşanan kriz, adeta ekonomideki krizin önüne geçmiş durumda.

Bir önceki yazımda, “Belediye başkanlarına açık güvence verilmelidir” demiştim. Oysa son günlerde yapılan bazı açıklamalara bakıldığında, henüz herhangi bir yargı kararı bulunmaksızın bazı belediye başkanları ve parti mensupları hakkında peşin hükümlü değerlendirmeler yapıldığı görülüyor. Özellikle bir dönem “Adalet” yürüyüşünün öncülüğünü yapan Kılıçdaroğlu’nun, yargı süreci tamamlanmadan bu tür değerlendirmelerde bulunması ister istemez dikkat çekiyor.

Yine aynı yazıda, iç hesaplaşmalardan ve tasfiye girişimlerinden uzak durulması gerektiğini vurgulamıştım. Kişisel husumetlere dayalı söylemlerin önüne geçilmesini, parti içinde çift başlı bir görüntü oluşmasına izin verilmemesini önermiştim.

Çünkü siyasi hareketlerin en büyük gücü birlik görüntüsüdür. Buna karşılık en büyük zaafları ise kendi içlerinde bölünmüş bir görüntü vermeleridir.

Ne yazık ki bayram süresince yaşanan gelişmeler, karşılıklı sert açıklamalar ve sosyal medyada giderek artan kutuplaşma, bu kaygıları haklı çıkarır nitelikte oldu. Tarafların birbirlerini “hain” ilan edecek noktaya sürüklenmesi, CHP’ye zarar vermekten başka bir sonuç doğurmaz.

Bayram öncesinde, “Öfkelenmeyi ve hamasi nutukları bir kenara bırakıp, bayramın ruhuna uygun biçimde suhuletle hareket etmenin yolları aranmalıdır” demiştim. Ancak görünen o ki bu çağrı da karşılık bulmadı. Bayramın birleştirici iklimi yerine gerilim ve çatışma öne çıktı.

Bayram sonrasında umut verici gelişmeler yaşanır mı? Açıkçası çok iyimser değilim. Taraflar arasındaki bilek güreşinin bir süre daha devam edeceği anlaşılıyor. 30 Mayıs’ta Ankara’da yaşananlardan kimlerin hangi dersleri çıkaracağı ise zamanla görülecek.

Yazım üzerine değerlendirmede bulunan bir dostumun sözleri ise ayrıca düşündürücüydü:

“Sen hâlâ sorunların diyalog yoluyla çözülebileceğine inanıyorsun. Oysa asıl mesele muhalefetin ve dolayısıyla demokrasinin geleceğidir. Demokratik hukuk devletinin korunması bugün her zamankinden daha büyük önem taşıyor.”

Bu görüş üzerinde düşünmeye değer.

Son günlerde Ankara siyaset kulislerinde çok farklı senaryolar konuşuluyor. CHP’de yaşanan gelişmelerin iktidar cephesinde nasıl değerlendirildiği, önümüzdeki dönemde Türkiye siyasetinin nasıl şekilleneceği konusunda çeşitli yorumlar yapılıyor.

CHP’deki çekişmeleri iktidar çevrelerinin memnuniyetle izlediği yönünde değerlendirmeler mevcut. Ancak Ankara kulislerinde konuşulanlara bakılırsa, siyasetteki belirsizlik yalnızca CHP ile sınırlı değil. AK Parti içinde de geleceğe ilişkin çeşitli değerlendirmelerin yapıldığı, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrasına ilişkin farklı görüşlerin bulunduğu ileri sürülüyor.

Kulislerde zaman zaman, anayasal değişiklikler yoluyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi liderliğinin uzun yıllar devam etmesini arzulayan çevrelerin bulunduğu yönünde yorumlar yapılıyor. Bunun yanında, Erdoğan sonrası dönemde partinin nasıl bir yol izleyeceği, liderliğin kim tarafından üstlenileceği konusunda farklı görüşlerin dile getirildiği de söyleniyor.

Kimi değerlendirmelerde Bilal Erdoğan’ın adının öne çıktığı, kimilerinde ise dış politika ve devlet yönetiminde önemli görevler üstlenen isimlerin alternatif olarak görüldüğü ifade ediliyor. Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi AK Parti’nin kuruluş döneminde etkili olmuş, partideki gelişmeleri yakından izleyen  isimlerin bu çerçevede farklı yaklaşımlara sahip oldukları yönünde yorumlar yapılıyor.

Bütün bunlar siyasi kulislerde konuşulan iddialar. Ne kadarının gerçeği yansıttığını bugün kesin olarak bilmek mümkün değil. Ancak böylesi söylentilerin yaygınlaşması bile, Türkiye’de siyasetin geleceğine ilişkin belirsizliklerin ve kaygıların toplumun farklı kesimlerinde hissedildiğini göstermekte.

Yerel seçimlerin ardından CHP’de yaşanan gelişmeler ve siyaset kurumuna yönelik müdahale tartışmaları da bu çerçevede değerlendirildiğinde, demokratik hukuk devletinin korunmasının neden bu kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

Gerçek olan bir şey var:

Türkiye’de demokratik hukuk devletinin korunması, hangi siyasi görüşten olursa olsun herkesin ortak sorumluluğudur.

AK Parti de, CHP de, diğer siyasi partiler de, kendi iç meselelerini tartışırken demokratik hukuk devleti ilkelerini göz ardı etmemelidir. Demokrasiye zarar verecek yöntemlerden kaçınılmalı, siyasal rekabet meşru zeminlerde sürdürülmelidir.

Bu çerçevede, hukuk devleti ilkesini, milli iradenin üstünlüğünü ve demokratik siyasetin meşruiyetini tartışmalı hale getiren “mutlak butlan” kararının sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir. Siyasi partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu unutulmamalıdır. Yargının siyaseti şekillendiren bir araç haline gelmesi de, siyasetin yargıyı baskı altına alması da demokratik düzen açısından sakıncalıdır.

Miting fotoğrafı: Özgür Özer İletişim X hesabı

İlgili yazı:

CHP nasıl bir strateji izlemeli?…

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale Tarihten iki güçlü mesaj
Sonraki Makale “Mutlak butlan”ın şifreleri ve Erdoğan’ın yeni senaryosu…

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Tarihten iki güçlü mesaj

Alper Eliçin
1 Haziran 2026
Köşe YazılarıManşet

Şiirin “mücevher ustası” Ahmed Arif

Orhan Alpdündar
1 Haziran 2026
GünlükManşet

Orta Doğu’da “Sünni elmas”

Medya Günlüğü
1 Haziran 2026
GünlükManşet

Musk’tan “baba” proje

Medya Günlüğü
1 Haziran 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?