Cumartesi, 24 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Davos’ta neler yaşandı?

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 24 Ocak 2026 00:26
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 56. Yıllık Toplantısı  19-23 Ocak’ta İsviçre’nin Davos kasabasıda yapıldı.

Türkiye’nin resmi düzeyde yer almadığı zirveye 65’i devlet veya hükümet başkanı olmak üzere 400’ü aşkın üst düzey siyasetçi ve yetkili katıldı. 130 ülkeden yaklaşık 3 bin kişin davet edildiği zirveye katılanlar arasında Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, IMF ve NATO gibi kurumların üst düzey yöneticileri ile dünya çapında 850’den fazla şirketin CEO’su da vardı.Türkiye’den önde gelen bazı şirketlerin temsilcileri de Davos’ta boy gösterdi.

ABD Başkanı Donald Trump, Kanada Başbakanı Mark Carney, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez,  Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Belçika Başbakanı Bart De Wever, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Ukrayna Devlet Başkanı Vlodomir Zelenski zirveye katılan liderler arasındaydı.

“Diyalog Ruhu” temasıyla düzenlenen toplantılarda, küresel görünümü yeniden şekillendiren ekonomik, jeopolitik ve teknolojik gelişmeler 200’ün üzerinde oturumda masaya yatırıldı.

Zirvenin gündeminde ekonomik istikrar, teknolojik dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma gibi konular öne çıktı. Yapay zeka da tartışılan en önemli başlıklardan biri oldu. Öne çıkan konular arasında küresel ekonomi, iklim değişikliği, enerji dönüşümü ve bölgeler arası çatışmalar da yer aldı.

Liderler zirvede dikkat çekici mesajlar verdi. ABD ile ticari gerilimi azaltma mesajı veren Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in, “Ticaret kavgası istemiyoruz. Ancak uygun olmadığını hissettiğimiz gümrük vergileriyle karşı karşıya kalırsak, karşılık vermek durumdayız” ifadesi dikkat çekiciydi. 

Benzer şekilde Almanya Maliye Bakanı Lars Klingbeil de, “Biz, Almanya ve Fransa, şantaja boyun eğmeyeceğimiz konusunda hemfikiriz” sözleriyle Avrupa’nın ortak tutumuna vurgu yaptı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergisi tehditleri karşısında Avrupa Birliği’nin (AB) “Zorlama Karşıtı Aracı”nı devreye koyabileceğini dile getirerek, “Çıkarlarımızı ve üreticilerimizi koruyacağız” dedi.

Zirvenin dördüncü gününde konuşan ABD Başkanı Trump ise, 1 Şubat itibarıyla devreye girmesi beklenen gümrük tarifesi konusunda NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştüğünü ve meseleyi “hallettiğini” ifade etti.

Trump’ın yüksek perdeden konuştuğu Grönland üzerinde de çerçeve anlaşmasına varıldığı anlaşılıyor. Geçen haftalarda Trump İran’a askeri harekat yapılması konusunda da başlangıçta yüksek perdeden konuşmuş, bu konuşmalara da güvenen insanlar İran’da sokaklara dökülmüştü. Ancak Türkiye dahil bölge ülkelerlerinin askeri harekatın yol açabileceği istikrarsızlıklar hususunda ABD nezdinde yaptıkları yoğun girişimler sonucu, Trump askeri hareket konusunu askıya almıştı. Bu gelişmeler, onca atıp tutmasına karşın, Trump’ın güçlü bir şekilde ikna edilebilmesi halinde “U dönüşü” yapabilen, uzlaşmaya açık liderlerden biri olduğunu gösteriyor. 

Öte yandan, zirvenin en ağır topu Trump ise de, yıldızı Kanada Başbakanı Mark Carney’di. Carney konuşmasında, “Uluslararası hukukun, sanığın ve mağdurun kimliğine göre farklı bir titizlikle uygulandığını biliyorduk. Bu kurgu faydalıydı. Çünkü Amerikan hegemonyasının sağladığı bazı ‘nimetler’ vardı. Bu yüzden vitrine tabelayı koyduk. Tabelayı indiriyoruz. Eski düzen gelmeyecek. Daha güçlü, daha adil bir şey inşa edebiliriz” dedi. 

Carey “kurallara dayalı uluslararası düzen” anlatısının sonuna gelindiğini  ilan ederek “Uluslararası hukukta suçlanan ve mağdurun kimliğine göre farklı sertliklerde uygulandığının farkındaydık” diye konuştu. Geçiş döneminde değil, kopuşun ortasında olduklarını belirten Carney “ABD’nin ekonomik entegrasyonu bir silah olarak kullanmaya başladığını” belirtti. 

“Güçlülerin istediklerini yaptıkları, zayıfların ise katlanmak zorunda kaldığı bir güç rekabeti yaşandığını” vurgulayan Carney, “uyum  sağlamanın, sorun çıkarmamanın itaatin güvenlik satın almayacağını” söyledi.

Kanada Başbakanı’nın büyük ilgi uyandıran konuşması üzerinde uzun uzadıya düşünmek, değerlendirme yapmak gerek. Konuşma uluslararası hukuk ve politika üzerinde çalışanlar için de değerli bir referans belgesi.  

Gazze Barış Kurulu oluştu

Zirvede dikkat çekici ve önemli bir gelişme yaşandı. ABD Başkanı Trump tarafından Gazze için oluşturulan Barış Kurulu’nun imza töreni gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı temsilen toplantıya katılarak, Gazze Barış Kurulu Şartı’nı Türkiye adına imzaladı. Törene Avrupa Birliği ülkelerinden Bulgaristan ve Macaristan dışında katılım olmadı. İngiltere de katılmadı. 59 ülkenin yer aldığı söylenen Barış Kurulu’nun imza törenine 19 ülke katıldı. Türkiye, Mısır, Azerbaycan, Pakistan, Suudi Arabistan, Katar ve İsrail bu 19 ülke arasındaydı.

 Barış Kurulu Şartı hakkında “harika bir iş çıkardık” diye konuşan Trump, Barış Kurulu’nu “dünyanın daha önce hiç görmediği bir şey ve çok özel” olarak nitelendirdi.

Washington yönetiminin, Gazze’deki ateşkes ve yeniden inşa sürecini merkeze alan kurulun, zamanla Birleşmiş Milletler’in yanı sıra küresel çatışmaların çözümünde yeni bir model olmasını hedeflediği görülüyor. Uluslararası sisteme “kendine has” açılımlar getirmeye çalışan Trump’ın Barış Kurulu oluşturma hamlesi bu çerçevede değerlendiriliyor. Trump’ın, kurulun “BM ile birlikte”  çalışacağı söylemi “Barış Kurulu’yla BM ile eş değer bir organizasyon kurulmak isteniyor” yorumlarını güçlendirdi.

ABD, Barış Kurulu’nun bir “eylem kurulu” olduğu görüşünde. Öncelikli odak noktası da “Gazze’deki barış anlaşmasının kalıcı olmasını sağlamak.” Sorunun çözüme kavuşması için gerekli zaman ve çabayı göstereceğine inanılıyor. Bunun şu anda çözülmesi imkansız gibi görünen diğer bölge ve çatışmalar için örnek teşkil edebileceği düşünülüyor.

Barış Kurulu’nun misyonu “çatışma bölgelerinde kalıcı istikrar” olarak ifade ediliyor. Üye devletlerin kurulda devlet ve hükümet başkanı düzeyinde temsil edileceği, üyelik süresinin en fazla üç yıl olacağı, ancak ilk yıl içinde kurula 1 milyar doların üzerinde mali katkı sağlayan devletlerin bu süre sınırlamasından muaf tutulacağı belirtiliyor. Trump’ın kurulun ilk başkanı ve ABD’nin temsilcisi olması bekleniyor. Kurul üyeliğinin de Trump tarafından davet gönderilen devletlerle sınırlı olduğu ifade ediliyor.

Barış Kurulu’nun vizyonunu hazırlamaktan sorumlu olacak bir Yürütme Kurulu oluşturuluyor. Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın Orta Doğu temsilcisi Steve Witkoff dahil Trump’a yakın bazı isimler Yürütme Kurulu üyeleri arasında..

Barış Kurulu bünyesinde çalışacak bir diğer yapı “Gazze Yürütme Kurulu”. Bu kurul Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Miadenov’un ofisini ve Gazze’deki geçici teknokrat yönetimini destekleyecek. Bu kurul içinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yer alıyor.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi altındaki teknokrat yönetim ise Başkan Ali Şaas’ın liderliğinde Filistinlilerden oluşacak.

Barış Kurulu’nun imzacıları arasında yer alan Türkiye, Gazze’deki trajedinin ve katliamın sona ermesi için yoğun biçimde çaba harcadı. Bu çerçevede ABD’nin Barış Kurulu oluşturulmasına yönelik çabalarına da destek verdi. Trump’ın temsilcisi Witkoff’un imza töreni sonunda yaptığı konuşmada Türkiye, Katar, Mısır ve İsrail’e Gazze’de varılan ateşkes  katkılarından ötürü teşekkür etmesi dikkat çekti.

Dışişleri Bakanı Fidan’ın da Davos’ta ifade ettiği gibi, Barış Kurulu birçok ülkenin bir araya gelerek farklı görüşlerini uyumlaştırmaya çalıştığı bir yer. Bu uyumlaştırma kolay bir iş değil. Çok ciddi bir diplomatik müzakereyi ve mücadeleyi beraberinde getiriyor. Kavga artık müzakere masasına taşınıyor. Barış Kurulu’yla atılması gereken çok adım var. Davos’taki toplantı ilk adım. Gazze’ye insani yardımların girmesi için atılması gereken adımlar da var. Bu adımlar atıldıkça, somut konular hayata geçtikçe, gerek insani yardımlar konusunda gerek diğer hususlarda Barış Kurulu daha kıymetli bir hal alabilir.

Barış Kurulu çalışmalarında şu hususu da göz ardı etmemeli:

Filistin meselesi bölgesel istikrarın ve adil bir barışın temel dayanaklarından biridir. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün tek devlet olarak egemen ve bağımsız birleşmesi Filistin halkının en önemli hedefidir. Birleşmiş Milletler’in yaklaşık 160 üyesi Filistin Devleti’ni tanımakta. Gazze meselesi yalnızca insani yardımlardan ibaret  değildir. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün tek devlet olarak egemen ve bağımsız birleşmesi nihai hedeftir.

Fotoğraf: weforum.org

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiDiplomasiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale Rusya Kamışlı’yı kaybedebilir
Sonraki Makale Anadolu’da doğan “ızgara” kentler

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

“Bir gün mezarlarımızda güller açacak…”

Medya Günlüğü
24 Ocak 2026
ManşetSerbest Kürsü

Anadolu’da doğan “ızgara” kentler

Halil Ocaklı
24 Ocak 2026
ManşetMG Özel

Rusya Kamışlı’yı kaybedebilir

Fuad Safarov
24 Ocak 2026
Beyaz ÖnlükManşet

Bir çay içsek…

Osman Akdemir
24 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?