Pazar, 19 Tem 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Çocuk değil gelecek kaygısı

İsmail Boy
Son güncelleme: 5 Temmuz 2026 17:37
İsmail Boy
Paylaş
Paylaş

Kısa süre önce Diyanet’in talimatıyla okunan cuma hutbesinde, “İnancımızda rızkın Allah’a ait olduğu vurgulanmasına rağmen, gençler arasında çocuk sahibi olmanın hayatı zorlaştırdığı yönündeki söylemler giderek artmaktadır” denildi.

Bu sözler, son yıllarda düşen doğurganlık oranlarını ve gençlerin çocuk sahibi olma konusundaki isteksizliğini yeniden gündeme taşıyor.

Türkiye’de 18-33 yaş grubunda yapılan araştırmalara göre, gençlerin yaklaşık yüzde 20’si ya evlenmek istemiyor ya da evlense bile çocuk sahibi olmayı düşünmüyor. (MAK Danışmanlık, 2024)

Bu isteksizliği yalnızca ekonomik koşullarla açıklamak yeterli değil. Konunun güçlü sosyolojik boyutları da bulunuyor.

Eskiden çocuk büyütmek, geniş aile içinde paylaşılan doğal bir yaşam deneyimiydi. Bugün ise birçok genç bu sorumluluğu tek başına üstleniyor. “Çocuk sahibi olmak” artık hayatın olağan akışındaki bir aşama değil; sürekli sorgulanan, yüksek beklentiler yüklenen bir karar hâline geldi.

Bugünün gençleri; anne ve babalığı geçmiş kuşaklara göre çok daha ağır bir sorumluluk olarak görüyor. “İyi bir ebeveyn olabilecek miyim?”, “Çocuğuma istediği eğitimi verebilecek miyim?”, “Ona güvenli bir gelecek sunabilecek miyim?” sorularını daha sık soruyorlar. 

Mesele gençler için sadece çocuk sahibi olmak değil; “mükemmel ebeveyn” olma baskısıyla da baş etmek.

Bir başka etken ise özgürlük anlayışındaki değişim. 18-33 yaş arasındaki kuşak; seyahat etmeye, kendini geliştirmeye, kariyerine ve bireysel yaşamına önceki kuşaklardan daha fazla önem veriyor. Çocuk sahibi olmanın bu yaşam biçimini önemli ölçüde sınırlayacağını düşünüyor. 

Ancak en önemli neden “Gelecek” kaygısıdır. Ekonomi burada elbette önemli bir unsurdur; fakat mesele yalnızca maaş meselesi değildir. 

Siyasi iklim, toplumsal kutuplaşma, iş güvencesizliği ve hızla değişen dünya düzeni gençlerin zihninde tek bir soruyu büyütüyor:

“Nasıl bir dünyaya çocuk getireceğiz?”

Ülkenin geleceğine ilişkin belirsizlikler çocuk sahibi olma kararını doğrudan etkiliyor. Gençler daha özgür, daha öngörülebilir, hukukun güven verdiği ve nefes alabilecekleri bir toplumda yaşamak istiyor. 

Haklı olarak, bir gün çocuklarının “Ülkede bu kadar sorun varken beni neden dünyaya getirdiniz?” diye sormasından endişe duyuyor olabilirler.

Aslında bütün mesele umutla ilgili. İnsanlar gelecekten umut duyduklarında çocuk sahibi olmayı daha kolay hayal ederler; belirsizlik ve güvensizlik arttığında ise bu karar zorlaşır. Dolayısıyla çocuk sahibi olma eğilimi, toplumun geleceğe duyduğu güvenin de önemli göstergelerinden biridir.

Aynı araştırmada gençlerin yaklaşık yüzde 64-65’i fırsatını bulursa yurt dışına yerleşmek istediğini söylüyor. Bu veri yalnızca ekonomik bir tercih olarak okunamaz; gençlerin gelecek algısı, aidiyet duygusu ve umut düzeyi hakkında da önemli ipuçları veriyor.

“Ben bu ülkede uzun vadeli bir gelecek göremiyorum. Hatta fırsatını bulursam ben bile gitmek istiyorum. O hâlde neden bir çocuğu bu belirsizliğin içine getireyim?” düşüncesi birçok gençte karşılık buluyor. Çünkü çocuk sahibi olmayı yalnızca kendi mutlulukları açısından değil, dünyaya getirecekleri çocuğun yaşam kalitesi açısından da değerlendiriyorlar.

Aslında umut tek başına oluşan bir duygu değildir. Ekonomi, hukuk, eğitim, güvenlik, ifade özgürlüğü, liyakat ve toplumsal huzur gibi birçok unsurun birleşmesinden doğar. Bu alanlarda yaşanan zayıflama, çocuk sahibi olma kararını da dolaylı olarak etkiliyor.

Bu tablo, ekonomik sorunların ötesinde çağımızın en önemli sosyolojik değişimlerinden birini gösteriyor. İnsanlar artık ebeveyn olmayı bir zorunluluk değil, bilinçle verilmesi gereken büyük bir hayat kararı olarak görüyor. Bu nedenle karar süreci uzuyor; bazıları ise bu karardan tamamen vazgeçiyor.

Asıl mesele şudur: İnsanlar çocuklarının kendilerinden daha iyi bir geleceğe sahip olacağına inandıklarında ebeveyn olmayı daha kolay kabullenirler. Geleceğe duyulan güven azaldığında ise çocuk sahibi olma kararı da zorlaşır.

Belki de bugün Türkiye’nin önündeki en büyük mesele yalnızca doğurganlık oranlarının düşmesi değildir; gençlerin geleceğe duyduğu güvenin zayıflamasıdır. Çünkü insanlar önce kendi geleceklerine inanır, sonra çocuklarının geleceğini hayal etmeye başlar. O inanç sarsıldığında evlilik ve ebeveynlik kararları da doğal olarak erteleniyor ya da tamamen rafa kalkıyor.

Bir toplumda gençler çocuk sahibi olmaktan vazgeçmeye başladığında, mesele yalnızca ekonomik bir kriz değildir, muhtemelen altında daha derin bir umut krizi vardır

Doğurganlık oranlarını istatistikler gösterir ama umut düzeyini de gençlerin hayalleri belirler…

Unutulmasın ki; bir ülkenin geleceği yalnızca doğan çocuk sayısıyla değil, gençlerin o çocukları dünyaya getirmeye ne kadar güven ve umutla baktığıyla da ölçülür….

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Yazanİsmail Boy
Takip et:
İstanbul iktisadi ve Ticari ilimler Akademisi, Akşam bölümü mezunu, Koç Üniversitesi İşletme bölümünde Executive MBA, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Sosyoloji) bölümünde “Türkiye Üzerine Toplumsal İncelemeler” dallarında Master yaptı. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimini yeterlilik aşamasında bıraktı. İran ve Rusya’da "Expat" olarak çalıştı Özel sektörde dış ticaret konusunda yöneticilik yaptı. Evli, iki çocuk babası, İngilizce ve Rusça biliyor.
Önceki Makale Asya adının Anadolu kökleri
Sonraki Makale Halk neden aydınlara mesafeli?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

Ukrayna’da vitrin değişirken arka planda neler yaşandı?..

Aydın Sezer
19 Temmuz 2026
Köşe YazılarıManşet

Pelota: Bir oyundan fazlası

Emre Dilek
19 Temmuz 2026
Köşe YazılarıManşet

Yürü ya Britto!..

Dr. Nevin Sütlaş
19 Temmuz 2026
Köşe Yazıları

Hamasetin gölgesinde Türkiye’nin sınavı

Aydın Sezer
18 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?