Neler yapıyoruz çocuklara biz büyükler? Nasıl kötülükler ki şeytanın aklına gelmez.
Aile içi taciz/tecavüz, aile meclisi kararıyla ölüme mahkûm etme ve öldürme, Epstein dosyasından önümüze saçılan akla hayale gelmez zulümler… İkinci Dünya Savaşı’ndan beridir cephe savaşı yok, bütün savaşlar füzelerle, çok etkili, uzun mesafe bombalarla, düğmelerle yapılıyor. Ve hep sıradan insanlar ve çocuklar ölüyor.
Şu an süren savaşa bakın. Okullar, hastaneler, evler bombalanıyor İran’da. “Medeniler” tarafından buralar hedef seçiliyor. Bir de tarihi yerler çünkü açıkla söyledikleri gibi İran’ı yeryüzünden silmek istiyorlar. İran bunu yapmıyor, sadece kendini savunmaya çalışıyor ve daha çok petrol rafinerilerini vb. yerleri hedef alıyor.
Filistin’e, Gazze’ye yaptıklarını yapmak istiyorlar. Gazze’nin çocuklarının oyunları değişmiş. Cenazecilik oynuyorlarmış. Uzun bir tahta bulup, üzerine oyuncak bebeklerini, ayıcıklarını vb. koyup altına giriyorlar, omuzlarına alıyorlar. Sonra feryat figan götürüp gömüyorlar. Videoyu izlerken dehşete kapıldım. Çocuklara biçilen rol işkence nesnesi, kölelik, seks objesi, gençlik aşısı olmaları. Organlarından yararlanmak. Aç uyumak. Ölmek. Neredeyse ölenler daha şanslı böyle coğrafyalarda diyeceğim ki kendi ağzıma vurasım geliyor. Bu ne menem bir cümle, bu ne menem bir hayat ki bana bunu söyletiyor. Başka ne biçiliyor çocuklara; geleceksizlik, öksüzlük, yetimlik, kimsesizlik. Evsizlik. Yurtsuzluk. Başka? Uyuşturucu, zehir.
ABD savaş makinesinin Epstein çetesinden biri dememiş miydi “Ölmeleri daha iyi oldu çocukların, yaşasalar başlarını örteceklerdi” diye. “Kimsiniz siz” diyen çıktı mı? “Ne oluyoruz? Size mi kalmış insanlara ölüm biçmek” diyen çıktı mı? Bu ahlaksız, vicdansız, bu dünyanın başına bela kesilen insanlık müsveddelerine dur deme makamında olup da demeyenler de en az onlar kadar suçludur. Bu ahlaksız takımıyla iş birliği yapan, onların katliamlarını kolaylaştıran, onlarla el sıkışıp yan yana duran herkes suçludur. Herkes günahkardır.
Çocuklar… Gıdası sevgi, korunma, esirgenme olan çocuklar. Oyunlarını, oyunlarıyla birlikte neşelerini ve sağlıklı bir şekilde büyüme haklarını kaybettiler. Kim gasp ediyor bu hakları? Biz. Şu lanet olası kapitalist düzende büyük olanlar. Şu lanet olası düzene hâlâ sıkı sıkı tutunanlar. Ama en çok da dünyanın neresinde olursa olsun milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı olanlar. En çok da Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Afganistan’ı, Afrika’yı Gazze’yi, Bosna katliamını, Kıbrıs’ı izledikleri gibi şimdi de İran’ı izleyen ve koltuklarında oturmaya devam eden yöneticiler. Bölgeliler. Kendine dindar diyenler. Kesesini dolduran her ülkenin yüzde onuna tekabül eden sermayedarlar.
Hepiniz en az Trump kadar, Netanyahu kadar suçlusunuz, günahkârsınız…
Görsel: AA
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
