BBC muhabiri Lyse Doucet’in, ABD-İsrail’in İran’a saldırısıyla ilgili analizi:
Bu, İran İslam Cumhuriyeti için belirleyici bir an.
Cumartesi sabahından bu yana, dini liderin akıbetine ilişkin çok sayıda farklı haber gündeme geldi. Sabah saatlerinde konutunun ilk saldırı dalgasında hedef alındığının anlaşılmasıyla birlikte bu haberler yoğunlaştı.
Uydu görüntüleri, yerleşkesinde ciddi hasar oluştuğunu gösterdi.
İran’dan ilk açıklama, liderin güvenli bir yere götürüldüğü yönündeydi.
Ardından 86 yaşındaki din adamının devlet televizyonunda konuşma yapacağı haberi geldi, ancak bu gerçekleşmedi.
Akşamın erken saatlerinde, Binyamin Netanyahu televizyon konuşmasında, dini liderin “artık hayatta olmadığına dair birçok işaret bulunduğunu” söyledi.
İsrail ve ABD medyasında, adı açıklanmayan yetkililere dayandırılan bir dizi haberde, öldüğüne dair güçlü kanıtlar bulunduğu ifade edildi.
Bu sırada İranlı yetkililer iddiaları reddetmeyi sürdürdü.
Ancak saatler sonra, Donald Trump sosyal medya platformundan haberi duyurduktan sonra, İran devlet televizyonunda bir sunucu gözyaşları içinde “İslami velayetin dimdik dağı” olarak nitelendirdiği liderin “şehadetin tatlı ve arı kadehini içtiğini” belirterek ölümünü açıkladı.
Kırk günlük yas ilan edildi. Savaşın ikinci günü başlarken, hükümet yanlısı etkinlikler liderin ölümü nedeniyle düzenlenmeye başladı.
Ancak gece boyunca İran’ın bazı şehirlerinde kutlama görüntülerinin hızla yayıldığı da görüldü. Yurt dışındaki İranlı topluluklarda da, onun sert yönetiminin sona ermesini memnuniyetle karşılayan ve bunun İslam rejiminin sonu olabileceğini umut eden sevinç gösterileri kaydedildi.
Bu gelişmeler, İran İslam Cumhuriyeti’nin çalkantılı tarihindeki en kritik anlardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak ülkenin en güçlü din adamları ve komutanlarının bu ihtimale uzun süredir hazırlandığı belirtiliyor.
Geçen yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaş sırasında bu konuya özel önem verildi. Savaşın ilk gecesinde, ilk saldırı dalgasında İsrail dokuz nükleer bilim insanını ve çok sayıda güvenlik yetkilisini öldürdü. Sonraki günlerde ise daha fazla üst düzey bilim insanı ve en az 30 üst düzey komutan hayatını kaybetti.
Bu gelişmeler, Ayetullah’ın da hedef alınabileceğini açıkça ortaya koydu.
Söz konusu dönemde, savaş boyunca özel sığınağında bulunan Ali Hamaney’in, üst düzey yönetimde boşluk oluşmaması için görev alabilecek güvenlik yetkililerinin listesini hazırladığı bildirildi.
Hatta geçen yılki çatışmalardan önce de Hamaney’in, yeni dini lideri seçmekle görevli yaklaşık 88 üst düzey din adamından oluşan Uzmanlar Meclisi’ne her ihtimale karşı hazır olmaları talimatını verdiği öne sürüldü.
İlk gün düzenlenen hava saldırıları ve nokta operasyonlarda yalnızca dini lider hayatını kaybetmedi. Görevde kalan ya da daha üst pozisyonlara geçen isimlerin, dünyaya kontrolün ellerinde olduğu ve geçiş sürecinin sorunsuz ilerleyeceği mesajını vermek isteyeceği değerlendiriliyor.
Ancak Ayetullah’ın 36 yıllık yönetiminin sona ermesi, özellikle ona yakın isimler ve onu korumakla görevli seçkin Devrim Muhafızları için sarsıcı bir gelişme olarak görülüyor.
Öte yandan BBC, Tahran ve Karaj sokaklarında bazı grupların ölüm haberlerini kutladığını gösteren görüntüleri doğruladı.
Batı’ya, özellikle ABD’ye karşı derin bir güvensizlik besleyen ve İsrail’e karşı sert tutumuyla bilinen Hamaney, yönetimi boyunca reform çağrılarını ve protesto dalgalarını bastırdı.
Son yıllarda İsrail ve ABD ile yaşanan doğrudan askeri gerilimler ve ülke içindeki değişim taleplerinin artması, onun karşılaştığı en büyük sınamalar arasında yer aldı.
Bu ayın başında Tahran’da bulunulduğunda, ülkenin farklı bir ruh halinde olduğu gözlendi. Tarihinin en sert güvenlik müdahalelerinde binlerce kişinin hayatını kaybetmesinin yarattığı acı ve öfke hâlâ tazeydi.
Hamaney’in liderliğinin ani şekilde sona ermesiyle gözler değişimin 47 yıllık İslam Cumhuriyeti’nin yönünde bir değişime yol açıp açmayacağına çevrildi. Ancak kim göreve gelirse gelsin, temel hedefin değişmeyeceği belirtiliyor: Din adamlarını ve güçlü güvenlik yapısını iktidarda tutan düzenin devamı.
Henüz sona ermekten uzak olan savaş ise, öngörülemez ve tehlikeli biçimde ilerlemeyi sürdürüyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
