Fonlar bir bir çökerken kimler çıkış yaptı?-Murat Ağırel (Cumhuriyet)
“Türkiye yine tarihe geçecek bir skandalla karşı karşıya.
Yıllarca uzmanların uyarıları göz ardı edildi. Denetlemekle ve önlem almakla görevli kurumlar görmezden geldi ve nihayetinde 20 milyar dolarlık bir krizle yoğruluyoruz.
Fon krizinde kimler kimlerle beraber sorusunun cevapları ortaya çıkmaya başladı.
Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın adı, fon krizinin ortasında Özata Denizcilik hisseleriyle ilgili bir iddiayla gündeme geldi.
163 milyon liralık Özata hissesi aldılar, 2 milyar 170 milyon lira ile hisselerden çıktılar.
Fatma Betül Sayan Kaya tartışmaların odağındaki bir isim. İBB’den aldığı burs ile eğitim hayatını sürdürmesi, akrabalarının kamu kurumlarında yer alması, yaptığı açıklamalar devamlı eleştiri konusu oldu.Fatma Hanım’ın PUSULA Holding’e ait uçak ile umreye gittiği de iddialar arasında.
Peki, soruşturma kapsamına alındığına dair bir tespit bulunmayan, buna karşılık fon yoğunlaşması ve fiyat hareketiyle dikkat çeken diğer şirketlerde tablo ne?
Kiler Holding’in KAP’ta görünen ortaklık yapısı şöyle: Nahit, Ümit ve Vahit Kiler’in her birinin sermaye payı yüzde 26.69. Tacirler Portföy KG Serbest Özel Fon’un payı yüzde 6.31, Bulls Portföy Algoritmik Hisse Senedi Serbest Fonu’nunki yüzde 4. Üç kardeşin oy hakkı ayrı ayrı yüzde 30.31 olarak bildiriliyor.
Ancak Hedef Holding zirve değeri 1.2 trilyon TL iken bugün değeri 34.3 milyar TL’ye düştü. Değişim yüzde 3 bin 362, kayıp yüzde 97.1. Kiler Holding de 1.1 trilyon zirve değer görmüşken bugün 40.7 milyar TL’ye gerilemiş durumda. Değer farkı yüzde 2 bin 654, kayıp yüzde 96.4. Destek zirve değeri 1.3 trilyon TL iken şu anda 391.3 milyar TL. Değer farkı yüzde 237, kayıp yüzde 70.4…
Peki, kim Kiler’in sahibi?
Vahit Kiler, eski AK Parti Bitlis milletvekili; bugün holdingin yönetim kurulu başkanvekili ve büyük ortaklarından biri. Holdingin yönetim kurulunda ayrıca eski AK Parti milletvekili, eski Milli Savunma ve Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz bağımsız üye olarak yer alıyor. Bu zirve ve düşüş sebebi sanırım kurumlar kontrol edeceklerdir.
Holdingin 2026 ilk yarı bilançosunda 1.71 milyar lira konsolide net zarar var. KAP’ta 16 Eylül işlemi için Ümit ve Vahit Kiler adına yayımlanan iki ayrı ekte, 52.25 liradan 5.8 milyon adet alış ve küsurat dışında aynı önceki ve sonraki pay bakiyeleri görünüyor. Bu yüzden iki belgeyi toplayarak 11.6 milyon adet alış yapıldığını ileri sürmüyorum. Aynı işlem ve bakiyeler neden iki kişinin adına bildirildi? Şirketten ve Merkez Kayıt Kuruluşu’ndan (MKK) beklenen açıklama budur.”
Ankara fon kriziyle kaynıyor!-Deniz Zeyrek (Nefes)
“Fon krizinin detaylarını konuşmaya devam ediyoruz. O kadar çok bilgi yağıyor ki konu bugünden yarına bitecek gibi değil. Hükümetin dörtlü bir çabası var:
1) Krizin büyüklüğünü saklayıp piyasalarda panik yaşanmasının önüne geçmek:
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in ağız birliği etmişçesine yaptığı açıklamalara bakarsanız sorun “sınırlı bir alanda ve fonda” ve “geçici”. Ayrıca finansal sisteme yönelik bir risk söz konusu değil.
2) Krizin yarattığı mağdurların taleplerini karşılayacak bir çıkış bulmak:
İktidar “sınırlı” dese de krizden etkilenen 455 bin 758 mağdur var. Üstelik söz konusu fonların büyüklüğü 18 milyar dolara yakın. Bir de borsadaki değer kaybı var ki dünkü endeks, 9 ayın en düşük rakamı olarak kayıtlara geçti.
Şu anda fon bakiyesinde bu kadar para var mı bilinmiyor. Dolayısıyla mağdurların yatırdıkları paraları kurtarıp kurtaramayacakları çok net değil. Son yapılan açıklamalar, elde ne kadar bakiye varsa mağdurlara o kadar para dağıtılacağını gösteriyor.
3) Fon krizinin boyutlarını çözmek:
İşleme kapatılan 7 büyük fon var. Bir de tasfiye edilen 131 fon.
Yüz binlerce mağdur varken bu fonlara zamanında para yatırıp zamanında çıkarak paralarını binlerce kata çıkaranlar var. Fatma Betül Sayan Kaya (FBS Kaya) gibi isimlerin “insider trading” (içeriden bilgi sızdırma) yapanlarla birlikte hareket ettikleri de su götürmez bir gerçek.
4) Fon krizinin iktidarla bağlantısının teşhir edilmesinin önüne geçmek:
İktidarın en başarılı olduğu alan bu…
Milyarları götüren isimler ellerini kollarını sallayarak gezerken, fonlar sayesinde 2 milyarlık servet yapan FBS Kaya “bilgisine başvurulacak kişi” olarak lanse edilirken iktidar; Uğur Gürses, Veysel Ulusoy, Prof. Bilge Yılmaz, İnan Mutlu gibi saygın ekonomistlerin ve gazetecilerin de aralarında bulunduğu 194 kişinin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirdi.”
Fon skandalının toplumsal boyutları-Hayri Kozanoğlu (BirGün)
“Günlerdir fon skandalını konuşuyoruz. Aslında gündelik yaşamda kredi kartları, ihtiyaç kredileri, fonlar, döviz, borsa derken, finans toplumun tüm dokularına nüfuz etmiş durumda. Finansal kapitalizmle birlikte, “Emekçiler kazandığını yer” ilkesi de geride kaldı. Geniş toplum kesimlerine kredi kartları, tüketici kredileriyle gelirlerinin ötesinde harcama yapma, dolayısıyla ekonomide etkin talebi artırma yolu açıldı. Ama iş geri ödemeye gelince metroda, kahvede, işyerinde bu borçların nasıl geri ödeneceğine, üç kuruşluk tasarrufların nasıl değerlendirileceğine ilişkin muhabbetler baş gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Bir ekonomide sınıfsal pozisyonlarına göre bireylerin yatırımcı mı yoksa borçlu mu olduğunu ayırt etmenin de iyice güçleştiği çok karmaşık bir kompozisyon söz konusu. Bir emekli oğlunu evlendirmek için ihtiyaç kredisi kullanırken diğer bir emekli temel harcamalarına bile yetmeyen maaşını, sınırlı birikimleriyle mevduata veya fonlara koyarak destekleme gayreti içine girebiliyor. Tuzu kuru kesimler 2023 seçimleri öncesinde gözlemlendiği gibi, düşük faiz ortamından yararlanıp kredi kartı limitlerini zorlayarak borçlanıp borsaya yatırabiliyor. Faizden uzak durmaya çalışan muhafazakar kesimler bir eve bir arabaya sahip olabilme özlemlerini son yıllarda yaygınlaşan tasarruf finansman şirketleriyle gidermeye çalışabiliyor.
Nitekim son fon skandalında 25 bin yatırımcının para koyduğu tasfiye konusu bir fonun kişi başı ortalama portföyünün 100 bin liranın altında bulunduğu ortaya çıktı. 48 bin yatırımcı barındıran bir diğer fondaki ortalama yatırım miktarı da 110 bin lira. Buradan kolaylıkla 40-50 bin lira civarında mütevazi bir tasarrufa sahip çok sayıda küçük yatırımcıdan söz edilebileceği sonucunu çıkarmak zor değil. Buna karşın istisnalar dışında, manipülasyona başvuran, içeriden bilgi edinen, fiyatlar zirve noktalara ulaştığında çıkışa geçmeyi başaranlar da ne tesadüftür ki hep büyük oyuncular arasından çıkmış.
Burada unutulmaması gereken bir konu da şu: Doğrudur, fonlardan çıkışlarda danışıklı dövüşler, küçük yatırımcıyı yanıltacak sahte sinyaller, çıkışın zamanlamasının optimum noktada gerçekleşmesini sağlayacak tertipler devreye girmiş olabilir. Ancak 28 Ağustos’ta yayımlanan Yatırım Fonlarına İlişkin Rehberi’nin, bir fonda tek bir hissenin ağırlığına, fiili dolaşım oranına göre ayarlanacak ağırlığına, aynı yöneticinin yönetebileceği fonların sayısına ilişkin getirdiği düzenlemeler zaten mevcut fonların eski bileşimiyle devam edemeyeceğine işaret ediyor, hatta büyük olasılıkla bir çöküş yaşanmasını kaçınılmaz hale getiriyordu. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 18 Eylül 2026 tarihli basın açıklaması; Borsa İstanbul, Takasbank, Sermaye Piyasaları Birliği, Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun yanısıra ilgili kamu kurum ve kuruluşları özel sektör temsilcileri ile iletişim halinde bulunulduğunu, yerli ve yabancı yatırımcıların görüş ve değerlendirmelerine başvurulduğunu söylüyor. Dolayısıyla piyasa profesyonelleri Rehber’de neler bulunduğunu ayrıntılarına kadar biliyorlardı ve bu “tatlı hayat” döneminin sonuna yaklaşıldığını anlayarak tüm önlemlerini ona göre almışlardı.”
Yabancı tahvile koştu, borsaya mesafeli kaldı-Naki Bakır (Dünya)
“Yabancıların Türk menkul kıymetleri portföyünün 2025 sonunda 52,2 milyar dolar olan piyasa değeri, 18 Eylül haftasında 60,9 milyar dolara ulaştı. Yılbaşından bu yana taze sermaye girişini gösteren, fiyat ve kur hareketlerinden arındırılmış kümülatif net artış 7,5 milyar dolar.
Küresel piyasalarda dalgalanmalar ve bölge coğrafyasında tırmanan jeopolitik risklerin gölgesinde geçen 2026’nın ilk dokuz ayında BIST’e ilgisi azalan yabancı yatırımcıların, özellikle Özel Sektör tahvilleri olmak üzere Türk menkul kıymetlerine ilgisi ezber bozdu.
Yılbaşından bu yana geçen süreçte, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin tırmanması ve küresel risk iştahındaki ani değişimler piyasalarda zaman zaman sert rüzgarlar estirirken, bu zorlu konjonktüre rağmen, yabancı sıcak para akışı canlılığını korudu. Merkez Bankası’nın fiyat ve kur hareketlerinden arındırılmış haftalık verilerinden yapılan hesaplamalara göre; yabancı sıcak para bu yıl hisse senedi piyasasında oldukça sığ kalırken, yüksek getiri ve öngörülebilirlik sunan tahvil piyasasına adeta çıkarma yaptı.
Yabancıların 2025 yıl sonunda 52 milyar 167,7 milyon dolar olan Türk menkul kıymetlerindeki portföyünün toplam piyasa değeri, 18 Eylül 2026 haftası itibarıyla 60 milyar 874,6 milyon dolar olarak gerçekleşti. Buna göre yabancının elindeki toplam stok, yılbaşından bu yana 8 milyar 706,9 milyon dolar büyüdü. Bu büyümenin arkasındaki asıl taze sermaye girişini gösteren, fiyat ve kur hareketlerinden arındırılmış kümülatif net değişim ise 7 milyar 521,5 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Aradaki yaklaşık 1,2 dolarlık fark ise yabancının elinde tuttuğu varlıkların iç piyasadaki değer kazancından (fiyat ve parite illüzyonundan) kaynaklandı.
Yıl genelinde kümülatif yön yukarı olsa da aylık ve dönemsel bazda adeta bir “hız treni” (roller coaster) performansı izlendi. 2026 yılına yabancı yatırımcılar oldukça agresif bir girişle başladı. Sadece ocak ayında 6 milyar 631,9 milyon dolarlık rekor bir taze sermaye girişi yaşanırken, şubat ayında da 1 milyar 674,8 milyon dolarla pozitif seyir sürdü.
ABD/İsrail ile İran arasında sıcak savaşın yaşandığı mart ise büyük çözülme ayı oldu. İlk iki ayın toplam sermaye girişi, mart ayındaki yaşanan 7 milyar 200 milyon dolarlık tarihi net çıkışla bir anda silindi. Küresel risk iştahındaki bozulma ve içerideki likidite adımlarıyla tetiklenen bu şok dalgasında, yabancılar sadece devlet tahvillerinden (DİBS) tek ayda 6 milyar 103 milyon dolar çekti. Nisan ayındaki 664,2 milyon dolarlık kısıtlı girişin ardından mayıs ayında 701,4 milyon dolarlık bir kâr realizasyonu yaşandı. Haziran ayı ile birlikte yaz döneminde taze para girişi yeniden ivmelendi; anılan ay 1 milyar 232 milyon dolar ve özellikle temmuz ayında tahvil piyasasına gelen güçlü taleple 4 milyar 376,5 milyon dolarlık taze girişler kaydedildi. Ağustos ayındaki 1 milyar 493,8 milyon dolarlık girişin ardından, eylül ayının ortasında kâr realizasyonları yeniden baş gösterdi. 1-18 Eylül döneminde toplamda 650,1 milyon dolarlık net çıkış yaşandı ve yıl içinde zirve seviyesi olarak şubatta 66,9 milyar doları görmüş olan portföy 60,8 milyar dolara geriledi.”
Fon hengâmesinde benzine 12,47 motorine 3,60 lira zam-Alaattin Aktaş (ekonomim.com)
“✓ Akaryakıt zamları eylül enflasyonunu doğrudan 0,35-0,40 puan etkileyecek.
✓ Akaryakıtta 1 Ekim’de oluşan fiyatlar ay boyunca sabit kalırsa bu fiyatlar da ekim enflasyonuna yine doğrudan olmak kaydıyla 0,30-0,35 puan etki yapacak.
Fon krizi ekonomideki tüm gelişmeleri adeta gölgeledi. Aslında yalnızca ekonomideki mi, her konudaki gelişmeler ya da olumsuzluklar gölgelendi. Ama fon krizi de konuşulmayacak gibi değil; göz göre göre, davulla zurnayla Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunlarından biri gerçekleştirildi. Doğrudan yarım milyona yakın, aile fertleriyle birkaç milyon kişi bu soygundan etkilendi. Dahası, bu soygun yüzünden sermaye piyasalarına olan güven ciddi ölçüde sarsıldı.
Fon krizinin gölgelediği ekonomik gerçekler arasında 1 Ekim’den geçerli olmak üzere akaryakıta gelecek vergi zamları en başta bulunuyor.
Motorinle ilgili vergi takvimi zaten çok önce açıklanmıştı. Buna göre motorine her ay 3 lira ÖTV zammı gelecek. ÖTV üzerinden de yüzde 20 oranında, yani 60 kuruş KDV alınacak ve toplam zam 3,60 lira olacak. 1 Ekim’deki motorin zammı bu düzeyde. Zam her ay bu şekilde devam edecek.
Akaryakıtta asıl zam benzine gelecek. Mevcut durumda benzindeki ÖTV 4,44 lira. Temmuz başında alınan karar uyarınca 1 Ekim’den itibaren eşel mobil uygulamasına tümüyle son verileceği için benzinin ÖTV’si maktu vergi tutarı olan 14,83 liraya yükseltilecek. Yani benzinin ÖTV’si maktu tutarla şu an alınanın farkı olarak 10,39 lira artacak. Vergiye vergi uygulamamak tabii ki olmaz! 10,39 liralık ÖTV’den yüzde 20 oranında 2,08 lira KDV alınacak ve böylece toplam zam 12,47 lirayı bulacak.
Tek seferde böylesine yüklü bir zam gelmesini önlemek için benzinde de motorinde olduğu gibi kademeli geçiş olanağı tabii ki var. Bunun için bir karar alınması gerekiyor. Şu satırların yazıldığı dün akşam üzerine kadar bu yönde bir karar söz konusu değildi. Zaten kademeli geçiş yönünde bir düşünce olmadığı da biliniyor.”
Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
