Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında başörtüsü yasaklarını eleştirmesinin hemen ardından, müttefik Azerbaycan’ın yeni okul üniforması politikasının uygulanması sırasında kimi okul yöneticilerinin bu politikayı “başörtüsü yasağı” olarak yorumlamasıyla iki ülke ilişkileri bazı sorunlarla karşı karşıya kaldı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de tam bu sırada, iktidar partisinin kongresinde yaptığı konuşmada adını vermediği bazı devletleri ülkesinin içişlerine müdahale ettikleri gerekçesiye eleştirdi. Bu gelişmeler, sosyal medyada Türk kullanıcıların Azerbaycan’ı söz konusu yasak nedeniyle eleştirmeye başlamasıyla aynı döneme denk geldi.
O tarihten bu yana Azerbaycan’da başörtüsü yanlısı bazı protestolar düzenlendi. Bu sırada yetkililerin, söz konusu eylemlerin örgütlenmesi için kullanılabilecek bazı sosyal medya platformlarını yasakladığı yönünde haberler yayımlandı. Azerbaycan nüfusunun çoğunluğu Şii Müslümanlardan oluşan, tarihsel olarak laik bir toplum. Müttefiki Türkiye ise nüfusunun çoğunluğu Sünni Müslümanlardan oluşan, giderek daha İslamcı hale gelen bir toplum. Her iki ülkenin de adını taşıyan halkları Türk kökenli. İki ülkenin liderleri, onlarca yıldır ikili ilişkileri “bir millet, iki devlet” sözleriyle tanımlıyor.
Buna rağmen Azerbaycan’daki başörtüsü yanlısı protestolar, Azerbaycan-Türkiye kardeşliğini sınıyor. Bunun nedeni, bazı Türklerin protestoların örgütlenmesinde rol oynadığı iddiaları. Bu kişilerin bağımsız eylemciler mi olduğu, yoksa bir şekilde devletle bağlantılı mı bulunduğu konusunda spekülasyonlar var. Adil olmak gerekirse, olaylarda İran’ın rol oynadığı yönündeki iddialar hakkında da benzer şüpheler dile getiriliyor. Ancak önemli olan, bazı Azerbaycanlıların artık Türk kardeşlerinin kendilerini arkadan bıçaklayıp bıçaklamadığını sorgulaması.
İran’ın Azerbaycan’ın İsrail’le yakın ilişkilerinden duyduğu rahatsızlık iyi biliniyor. Ancak Ankara, müttefikinin Tel Aviv’le ilişkileri konusunda endişelenmeye, Türkiye ile İsrail’in Gazze nedeniyle karşı karşıya gelmesinden sonra başladı. Foreign Policy dergisi 2012’de İsrail’in Azerbaycan’ı İran’a karşı gizli bir askerî üs ve harekât alanı olarak kullanmayı planladığını bildirmişti. İran’ın devlet yayın kuruluşu da 2025 yazında, sınır yakınında yaşayan ve 12 Gün Savaşı sırasında İsrail savaş uçaklarıyla insansız hava araçlarının Azerbaycan üzerinden İran’a geçtiğini gördüklerini söyleyen halkın ifadelerini yayımladı.
Daha yakın zamanda CNN, Üçüncü Körfez Savaşı sırasında Azerbaycan’ın güneyinde bulunan İsrailli komandoların İran’a karşı “istihbarat toplama görevleri ve insansız hava aracı operasyonları yürüttüğünü” bildirdi. Ancak Azerbaycan bu iddiayı reddetti. CNN haberi geri çekmeyi reddedince Azerbaycan’ın kanala dava açtığı bildirildi. Her şeye rağmen İsrail, Azerbaycan’ın başlıca askerî ortaklarından biri. Aliyev de kısa süre önce Azerbaycan’daki ilk İsrail silah fabrikasının açılış törenine katıldı. Bütün bunlar, İsrail’le yeni bir rekabet içine giren Türkiye’yi kuşkusuz rahatsız ediyor.
Bu nedenle, gerçekten bağımsız hareket ediyor olsalar da, bir şekilde devletle bağlantılı bulunsalar da bazı Türklerin, Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerine misilleme olarak ülkedeki başörtüsü yanlısı protestoların örgütlenmesinde rol oynaması ihtimal dahilinde. Yine de kesin bir sonuca varmak için henüz erken. Ancak Aliyev olayların bu şekilde geliştiğini düşünürse, Ağustos 2025’te gündeme gelen “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası”nın, Rusya’nın bütün güney çevresi boyunca uzanan Türkiye öncülüğünde NATO’nun askerî lojistik koridoru olarak kullanılmasına izin verme kararını yeniden değerlendirebilir.
Aliyev, Erdoğan’ın hegemonya kurma hedefleri olduğundan şüphelenirse Azerbaycan’ın Rusya’yla ilişkilerini kayda değer ölçüde geliştirmesi ve Türkiye’yi dengelemek amacıyla İsrail’le askerî ilişkilerini daha da güçlendirmesi mümkün. Böyle bir senaryoda Azerbaycan’ın, Erdoğan’a tepki göstermek amacıyla geçen yıl Kazakistan’ın yaptığı gibi, sembolik olarak İbrahim Anlaşmaları’na katılması ihtimali de göz ardı edilemez. Aliyev ayrıca diğer Orta Asyalı mevkidaşlarını da aynı yönde hareket etmeye teşvik edebilir.
Böylece Azerbaycan için İsrail, Rusya karşısında denge kurma çabalarında Türkiye’nin yerini alabilir ve Kremlin buna itiraz etmeyebilir.
Not yazımın İngilizce orijinalini okumak için tıklayın
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
