Fransa Kraliçesi Marie Antoinette bundan 233 yıl önce, 16 Ekim 1793’te Fransız Devrimi sırasında giyotinle idam edildiğinde sadece 37 yaşındaydı.
Lüks yaşamı, halktan kopukluğu ve Avusturya kökeni nedeniyle hedef haline gelen kraliçe, monarşinin çöküşünün en simgesel kurbanlarından biri oldu.
Marie Antoinette, 2 Kasım 1755’te Viyana’da dünyaya geldi. Avusturya hükümdarı Maria Theresa’nın kızıydı. Avrupa’nın iki büyük hanedanı arasındaki siyasi ittifakı güçlendirmek amacıyla henüz 14 yaşındayken, Fransa veliahtı Louis ile evlendirildi. Eşi, 1774’te Kral XVI. Louis olarak tahta çıktığında Marie Antoinette de Fransa kraliçesi oldu.
Ancak kraliçenin saraydaki gösterişli yaşamı, pahalı kıyafetleri ve eğlenceleri, ülkenin giderek ağırlaşan ekonomik sorunlarıyla keskin bir tezat oluşturuyordu. Fransa’da yoksulluk ve ekmek sıkıntısı büyürken kraliyet ailesinin harcamaları, halkın öfkesini artıran unsurlardan biri haline geldi. Avusturya kökenli olması da onu Fransa’da yabancı çıkarlarını temsil etmekle suçlayanların hedefi yaptı.
Marie Antoinette’le özdeşleşen “Ekmek yoksa pasta yesinler” sözü, kraliçenin halktan kopukluğunun simgesi olarak hafızalara yerleşti. Ancak bu sözün gerçekten ona ait olduğuna ilişkin güvenilir bir tarihsel kanıt bulunmuyor.
Jean-Jacques Rousseau, benzer bir sözü “İtiraflar” adlı eserinde, Marie Antoinette henüz çocukken kaleme almıştı. Sözün kraliçeye atfedildiği bilinen ilk basılı örnek ise ölümünden yaklaşık 50 yıl sonra, 1843’te ortaya çıktı. Dolayısıyla bu meşhur cümle, tarihsel bir alıntıdan çok, kraliçeye yönelik öfkeyi ve onun halkın sorunlarına duyarsız olduğu algısını yansıtan bir siyasi efsane kabul ediliyor..
Devrim ve kama girişimi
1789’da Fransız Devrimi başladığında kraliyet ailesinin konumu hızla sarsıldı. Aynı yıl Paris’teki halk hareketinin ardından aile, Versailles Sarayı’ndan Paris’e taşınmak zorunda kaldı.
Haziran 1791’de kraliyet ailesi ülkeden kaçmaya çalıştı. Ancak Varennes kasabasında yakalandılar ve Paris’e geri götürüldüler. Bu başarısız kaçış girişimi, kral ve kraliçeye duyulan güvensizliği daha da derinleştirdi.
Monarşi Ağustos 1792’de devrildi. XVI. Louis ve ailesi hapsedildi. Kral, vatana ihanet suçlamasıyla yargılandı ve 21 Ocak 1793’te giyotinle idam edildi.
Marie Antoinette ise önce ailesiyle birlikte tutulduğu Temple Hapishanesi’nden ayrılarak Conciergerie Hapishanesi’ne nakledildi. Ekim 1793’te Devrim Mahkemesi’nde yargılandı. Duruşmada yöneltilen suçlamalar arasında devrime karşı faaliyetlerde bulunmak ve düşmanlarla iş birliği yapmak da vardı.
Giyotine giden yol
Marie Antoinette, 16 Ekim 1793’te ölüm cezasına çarptırıldı ve Paris’teki Place de la Révolution’da, bugünkü adıyla Place de la Concorde’da giyotinle idam edildi. 37 yaşındaki eski kraliçenin ölümü, Fransız Devrimi’nin monarşiyle hesaplaşmasının en çarpıcı anlarından biri oldu.
Kraliyet ailesinin itibarını yeniden kazanması için yıllar geçmesi gerekecekti. Marie Antoinette’in ve XVI. Louis’nin naaşları, 1815’te Bourbon Restorasyonu döneminde Saint-Denis Bazilikası’na nakledildi.
Marie Antoinette, aradan geçen yüzyıllara rağmen tarihçilerin tartıştığı bir isim olmayı sürdürüyor. Kimileri onu savurganlığı ve siyasi duyarsızlığıyla devrimin sembollerinden biri olarak görüyor; kimileri ise hakkında üretilen söylentilerin ve propaganda kampanyalarının da iktidarda düşüşünde önemli rol oynadığını söylüyor.
Not: Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
