Pazartesi, 9 Şub 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

AB’de Grönland alarmı

Deniz Yaşayan
Son güncelleme: 21 Ocak 2026 19:39
Deniz Yaşayan
Paylaş
Paylaş

Grönland, son haftalarda Washington ve Avrupa Birliği (AB) arasında sıradan bir diplomatik tartışmanın ötesine geçerek egemenlik, güvenlik ve ittifak ilişkilerini doğrudan ilgilendiren bir kriz başlığına dönüştü.

ABD Başkanı Donald Trump, adanın ABD’nin ulusal güvenliği açısından vazgeçilmez olduğunu iddia ederek Grönland’ın mevcut statüsünün değişebileceğini açıkça ilan etti. Trump’ın açıklamaları yalnızca siyasi bir görüş beyanı olarak kalmadı, Washington’un bu hedefi gerçekleştirmek için zorlayıcı araçlara da başvurabileceği mesajı verildi. Bu söylem, Danimarka’nın egemenliği altındaki bir toprağın geleceğinin ABD tarafından tartışmaya açılması anlamına gelirken AB başkentlerinde transatlantik ittifakın temel ilkelerinin sorgulandığı bir alarm hâli yarattı.

Gerilimin derinleşmesinde belirleyici olan, Trump yönetiminin bu söylemi somut baskı adımlarıyla desteklemesi oldu. Grönland’ın “o ya da bu şekilde” ilhak edileceğini duyurulması, taleplerinin karşılık bulmaması halinde AB ülkelerine yönelik ekonomik yaptırımların devreye alınması, krizi diplomatik düzlemden çıkararak siyasi ve güvenlik boyutuna taşıdı. Durumu yalnızca Danimarka’nın sorunu olarak ele almak yerine, kolektif bir sınama olarak değerlendirmeye başlayan başta Fransa ve Almanya olmak üzere birçok AB üyesi ülke, Grönland’ın statüsünün uluslararası hukukla güvence altında olduğunu vurgularken buna karşı atılacak askeri bir adımın NATO’yu çökerteceği uyarısını yaptı. Ada hükümeti de ABD’yi değil Danimarka’yı seçtiklerini, Washington’un ada üzerindeki kontrolünü asla kabul etmeyeceklerini deklare etti.

Gerilim derinleşirken, taraflar arasında kısa vadede bir uzlaşma ihtimali belirmiş değil. Washington’dan gelen mesajların tonu yumuşamazken, Avrupa cephesinde de geri adım atılmayacağı yönündeki sinyaller güçleniyor. Grönland üzerinden şekillenen bu kriz, Atlantik ittifakında kalıcı etki yaratabilecek bir dönemece işaret ediyor. 

Yaşanan son gelişmeleri Dresden Teknik Üniversitesi Uluslararası Siyaset Kürsüsü Öğretim Görevlisi Jochen Kleinschmidt’e sorduk.

“Maliyet ve kamuoyu tepkisi büyük olur”

-Trump’ın tehditlerinin somut bir eyleme dönüşebileceğini düşünüyor musunuz? Askerî bir seçenek gerçekten masada mı?

-Söylemleri, geçmiş davranış kalıpları ve destekçilerinin siyasi, hukuki ve mali kurumların istikrarsızlaştırılmasına yönelik çıkarları dikkate alındığında, Grönland üzerinden askerî bir eylem ihtimalini tamamen dışlamam. Venezuela ya da İran örneklerinde olduğu gibi, önceki silahlı müdahaleleri can kaybı, maliyet ve kamuoyu tepkisi açısından çok pahalı olmamıştı. Ancak Grönland’ın işgali söz konusu olursa, en azından bu son iki başlık açısından durum değişir.

Jochen Kleinschmidt

-AB şu ana kadar böyle bir senaryoya karşı gereken caydırıcılığı sağlayabildi mi? Daha fazlasını yapabilir mi? 

-AB, ekonomik konularda birleşik karar alma imkânı sağlaması açısından önemli bir faktör. Kesinlikle daha fazlasını yapabilir, örneğin bir işgale verilecek olası tepkileri önceden ortaya koyabilir. Bu tepkiler arasında ABD’li yazılım ve platform şirketlerine karşı can yakıcı önlemler ve belirli ABD ihracat ürünlerine yönelik hedefli yaptırımlar yer alabilir. Elbette bir başka sorun da, AB karar alma süreçlerinin Trump’a ideolojik olarak yakın siyasetçiler tarafından bloke edilmesi, örneğin Macaristan’daki Viktor Orbán hükümeti gibi.

–Almanya asker göndermeye karar verdi ve sosyal medyada, tarihsel geçmişi ve askerî tecrübesi nedeniyle böyle bir krizde AB’yi yalnızca Almanya’nın “kurtarabileceği” yönünde bir algı var. Bu bağlamda Almanya’nın konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Almanya etkileyici sanayi kapasitesine sahip ve askerî yeteneklerini ciddi biçimde geliştirme kararı aldı. Ancak şu ana kadar bu kapasite artışları büyük ölçüde kâğıt üzerinde. Her hâlükârda, planlanan güçlendirmeler ABD ordusunu caydıracak nitelikte olamaz, bunun için farklı türde kuvvetlere ihtiyaç var. Böyle bir gereklilik doğarsa, klasik deniz güçleri olan Fransa ya da Birleşik Krallık -ki her ikisi de aynı zamanda nükleer güç- daha avantajlı bir konumda olur. Ayrıca, AB hem Rusya’yı hem de ABD’yi caydırmak istiyorsa, mevcut askerî harcama ve personel düzeyleri yetersiz. Bir başka sorun daha var: Almanya’da ve diğer bazı AB ülkelerinde Trump’a ideolojik olarak yakın çok sayıda siyasi lider bulunuyor. Bunlar, ABD talepleriyle bir uzlaşma yoluna gitmeye, hatta yeni-feodal bir düzende Trump’ın bir tür vasalı olmayı umut ederek buna zorlamaya meyledebilirler. Bunların çoğu aşırı sağda yer alıyor ancak iktidar partileri içinde de bazı örnekler mevcut.

“Rusya komşularıyla çatışma arıyor”

-“NATO fiilen çökerse Rusya, Avrupa’yı işgal eder” argümanına katılıyor musunuz? Grönland’daki gerilim ittifakı zedelerse bu ihtimal gerçekleşir mi?

-Rusya’yla askerî bir çatışma gerçek bir ihtimal. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana Rusya, komşularıyla askerî çatışma arıyor. Önce Moldova ve Gürcistan gibi daha küçük ülkelerle, şimdi ise Ukrayna’yla. Bu çatışmalar yalnızca Rusya’nın stratejik hedefleri açısından değil, içerdeki iktidar konsolidasyonu açısından da önemli. Dış bir düşman, elitler arasında iç dayanışmayı güçlendirir. Rus saldırganlığının hedeflerinin zamanla büyüdüğünü de not etmek gerekir. Rusya Ukrayna’da kazanabilirse -ki bu hâlâ kesin değil- daha büyük hedeflere, örneğin Avrupalı NATO ülkelerine saldırmanın bölgesel hegemonyasını sağlamaya yardımcı olabileceği sonucuna varabilir. 

Ancak ikinci bir ihtimal daha var. Eğer Rusya, Ukrayna’daki savaşı durdurmak zorunda kalırsa, Putin iç politik nedenlerle Batı ülkelerine karşı saldırganlığa yönelme gereği hissedebilir. Ukrayna’ya karşı savaşı kesin bir zaferle sonuçlandıramamak, onun güçlü imajına son derece zarar verici ve dolayısıyla tehlikeli olur. Bu nedenle, muhtemelen daha büyük bir çatışmaya yol açmayacak sınırlı bir eylemle bir NATO ülkesine saldırmayı ve ardından NATO’nun çıkmaza girdiğini iddia etmeyi tercih edebilir. Bu yolla mevcut sorunlu durumundan çıkmayı umabilir. Ayrıca NATO, AB’nin aksine nükleer silahlara sahip Birleşik Krallık’ı ve büyük, savaş tecrübesi olan bir orduya sahip Türkiye’yi içerdiği için, ABD’nin ittifaka olan bağlılığı güvenilmez hâle gelse bile Avrupa’nın savunmasında temel örgüt olmayı sürdürür.

AB fotoğrafı: ecfr.eu

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanDeniz Yaşayan
Takip et:
Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun oldu. Pek çok gazete ve haber sitesinde dış haber muhabirliği ve editörlüğü yaptı. Şu an aynı üniversitenin Siyaset Bilimi ve UIuslararası İlişkiler programında yüksek lisans yapıyor. İstanbul’da yaşıyor.
Önceki Makale Mehmet Şüküroğlu çiziyor
Sonraki Makale Dilimizdeki yabancı kelimeler

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe Yazıları

D. Akdeniz’de Chevron hamlesi ve Türkiye’yi bekleyen riskler

Aydın Sezer
9 Şubat 2026
Köşe YazılarıManşet

Sürekli güvenlik hâli

Metin Duyar
9 Şubat 2026
Köşe Yazıları

İran’a sığınan Polonyalılar

Dr. Nevin Sütlaş
8 Şubat 2026
Köşe Yazıları

Zamanın aynasında kuşaklar

İsmail Boy
7 Şubat 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?