Perşembe, 5 Kas 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
*Serbest Kürsü

AB ile gerginlik rapora yansıdı…

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 5 Kasım 2026 19:17
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

16 Ekim tarihinde bu köşede yayımlanan “Türkiye-AB ilişkileri nereye evriliyor?” başlıklı yazımızda, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin giderek gerildiğine dikkat çekmiş, bu durumun 2026 yılı AB Türkiye Raporu’na yansımasının şaşırtıcı olmayacağını belirtmiştik.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun 4 Kasım’da açıkladığı yıllık genişleme raporu, öngörümüzü doğrular nitelikte.

Raporda, Türkiye’nin AB üyeliği yönündeki siyasi irade beyanlarıyla üyelik için gerekli demokratik ve hukuki kriterler arasındaki uçurumun daha da genişlediği vurgulanıyor. İnsan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel özgürlükler alanlarında yaşanan gerilemelere ilişkin ciddi eleştiriler yöneltiliyor.

Komisyon, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin 2018 yılında fiilen durmasına neden olan temel sorunların hâlâ giderilemediği görüşünde.

Raporda özellikle muhalefet partileri, seçilmiş yöneticiler ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik yargısal süreçlerin demokratik ilkeleri zedelediği belirtiliyor. TBMM’nin denetim yetkilerinin sınırlı kaldığı, mevcut yönetim sisteminde etkili denge ve denetleme mekanizmalarının bulunmadığı ifade ediliyor.

Kamu yönetiminde siyasallaşmaya dikkat çekilerek, özellikle üst düzey atamalarda liyakat esasının gözetilmesi isteniyor.

Yargı bağımsızlığı konusunda ise yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin devam ettiği, yargısal uygulamalarda siyasi ayrımcılık yapıldığı ve bunun hukuk devletine duyulan güveni sarstığı ileri sürülüyor.

İfade ve basın özgürlüğü de raporun en fazla eleştiri içeren başlıkları arasında. Gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve yargılamaların bağımsız medya ortamını olumsuz etkilediği belirtilirken; terörle mücadele, ulusal güvenlik ve dezenformasyonla ilgili mevzuatın AB standartlarıyla uyumlu olmadığı kaydediliyor.

Dış politikada derin ayrışma

Raporun dikkat çekici bölümlerinden biri de Türkiye’nin dış politikasıyla ilgili değerlendirmeler.

Türkiye’nin AB ortak dış ve güvenlik politikasına uyum oranının yalnızca yüzde 4 seviyesinde kaldığı belirtiliyor. Komisyon, Ankara’nın stratejik özerklik arayışını sürdürdüğünü ve AB dış politikasıyla uyum konusunda ilerleme sağlamadığını ifade ediyor.

Bununla birlikte raporda, Türkiye’nin bölgesel ve küresel gelişmeler karşısında izlediği çok yönlü diplomasiye de dikkat çekiliyor. Ankara’nın önemli jeopolitik aktörlerle ilişkilerini dengelemeye çalıştığı, arabuluculuk girişimlerini sürdürdüğü ve değişen uluslararası dengelerde stratejik öneminin giderek arttığı kabul ediliyor.

Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarına ilişkin mutabakat da raporda eleştirilen konular arasında.

Komisyon, söz konusu anlaşmanın üçüncü ülkelerin egemenlik haklarıyla ve deniz hukukuyla bağdaşmadığını ileri sürerken; Türkiye’ye Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerini normalleştirme, iyi komşuluk ilişkilerine zarar verecek girişimlerden kaçınma ve AB üyesi ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterme çağrısında bulunuyor.

Dışişleri’nden sert tepki

AB Komisyonu’nun değerlendirmelerine Ankara’nın tepkisi gecikmedi.

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, raporun AB’nin Türkiye’ye yönelik önyargılı ve hakkaniyetten uzak yaklaşımını bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.

Siyasi kriterler, yargı ve temel haklar alanındaki eleştiriler mesnetsiz olarak nitelendirilirken, bunların bazı AB çevrelerinin çifte standartlı ve tutarsız yaklaşımını yansıttığı ifade edildi.

Özellikle Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularındaki değerlendirmelere sert tepki gösterildi. Raporda Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının maksimalist tezlerinin esas alındığı, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve çıkarlarının göz ardı edildiği vurgulandı.

Türkiye-Libya mutabakatına yönelik eleştirilerin hukuki bir değer taşımadığı da Bakanlığın açıklamasında yer aldı.

Açıklamanın sonunda ise Türkiye-AB ilişkilerinin dar siyasi hesaplar ve tek taraflı yaklaşımlar yerine karşılıklı güven, saygı, hakkaniyet ve ortak çıkarlar temelinde geliştirilmesi gerektiği belirtilerek, Avrupa Birliği’ne stratejik irade gösterme çağrısı yapıldı.

Çelişkilerde dolu ortaklık

Ortaya çıkan tablo, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin yıllardır içinde bulunduğu temel çelişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bir tarafta Türkiye’nin demokratik standartlarını ve hukuk devleti uygulamalarını eleştiren, üyelik müzakerelerini fiilen askıda tutan bir Avrupa Birliği; diğer tarafta güvenlik, göç, enerji, ticaret ve bölgesel istikrar konularında Türkiye ile iş birliğini vazgeçilmez gören aynı Avrupa.

Türkiye açısından da benzer bir çelişki söz konusu. Bir yandan AB üyeliği stratejik hedef olarak korunurken, diğer yandan Birliğin siyasi kriterleri ve ortak dış politikasıyla arasındaki mesafe giderek açılıyor.

Elbette Türkiye’nin demokrasi, hukuk ve temel özgürlükler alanındaki eksikliklerini yalnızca Avrupa Birliği’nin çifte standartlarıyla açıklamak mümkün değil. Hukuk güvenliğinin sağlanması, demokratik kurumların güçlendirilmesi ve yargı bağımsızlığının korunması, her şeyden önce ülkemizin kendi geleceği açısından önem taşıyor.

Ancak Avrupa Birliği’nin de Türkiye’yi yalnızca ihtiyaç duyduğu alanlarda stratejik ortak olarak görüp, tam üyelik konusunda belirsizliği sürdürmesi tutarlı bir yaklaşım değil.

1987 yılında yapılan tam üyelik başvurusundan bu yana geçen yaklaşık kırk yıl, Türkiye-AB ilişkilerinde karşılıklı güvenin ne ölçüde aşındığını gösteriyor.

Bugün gelinen noktada, tarafların birbirlerine yönelik eleştirilerini tekrarlamaktan öteye geçerek ilişkilerin geleceğine ilişkin gerçekçi ve samimi bir irade ortaya koymaları gerekiyor.

Sonuç olarak mesele, yalnızca Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne ne kadar ihtiyaç duyduğu değil, Avrupa’nın da Türkiye olmadan nasıl bir gelecek kurabileceğidir.

Değişen dünya dengelerinde bu sorunun cevabı her iki taraf için de giderek daha fazla önem kazanıyor.

İlgili yazı:

Türkiye-AB ilişkileri nereye evriliyor?

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiDiplomasiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale Bakü’de “Zafer Günü” zirvesi
Sonraki Makale Fenerbahçe gücünü kullanmalı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Paşinyan’ın “Kutup Yıldızı”

Özer Arslanpay
5 Kasım 2026
*MG Özel

‘Madem çok istiyorsun buyur gel’

Fuad Safarov
5 Kasım 2026
Serbest Kürsü

‘Rozet siyaseti’ ve hayatın gerçeği

Dr. Nil Gönce
4 Kasım 2026
EditörSerbest Kürsü

Devlet masasındaki “akıllı saat”

Mustafa Böğürcü
3 Kasım 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?