Bakmayın şimdi “akıllı ol” diye mafyatik bir söylemin revaçta olmasına, eskiler “Allah akıl versin” derdi, aklın olmayışından hareketle
Herkesin aklı kendine yeter denirse de, sadece bu deyiş bile, akıl meselesinin bir sorunsal olarak, devasa bir sorunsal olarak yıllardır yüzyıllardır, binyıllardır insanlığın önünde dağ gibi durduğunu ve fakat insanlığın aklı baliğ olmadığı (ermediği) için bu dağı görmeyip paranın peşinde koştuğunu görüyorum.
Bir akılsızlık değil midir nükleer bomba yapımına girişmek ve daha da beter bir akılsızlık değil midir küçük çaplı iki tanesi bile Japonya’nın iki şehrini Hiroşima ile Nagazaki’yi sadece bir saate yer ile yeksan eden? Ölümcül etkisini on yıllarca sürdürdüğü görülen nükleer bombaları Japonya’ya atılanlardan bin kat daha öldürücü, yok edici olarak imal etmek ve yine de doymayıp binlerce nükleer başlığı üretmeye devam etmek?
Yazının burasında ben,m akılsızlık dediğime “Hayır bayım, bu aklın vardığı doruklardan birisidir” diyenler okumayı bırakıp TV’den seçim propagandalarına kulak kesilebilirler. Herkesin akılsızlığı da kendine.
Akıl, en ender bulunan madenlerden bile daha az bulunan bir şey.
Zerre aklı olan insanlar dünyayı cehenneme çeviren irili ufaklı George Bushları Trumpları ve benzerlerini, Demir Leydi’yi, eksantrik bir örnek olarak iki sene önce bir hakemi soyunma odasına hapsedip de, artık ne yaptıysa yapan birini Türkiye Futbol Federasyonu başkanı seçer mi?
Gündelik akıllara ne demeli?
Maç seyretsin diye Digitürk abonesi olup dev ekranlı televizyon alan yığınla fanatik Göçmenköy’den, Girne’den, Mağusa’dan ve başka yerlerden kalkıp da deniz ve iki dağ silsilesi aşıp İstanbul stadlarına ana avrat dümdüz girer mi, kendisine girilmesine kendi aklı ile sebep olur, yol açar mı?
Akılsızlık işte.
Neymiş efendim yerin altından elmas çıkaracaklarmış ya da kömür veya altın, binlerce, yüz binlerce ağacı, yerin altında durduğu sürece kimseye zararı olmayan ve fakat yerin üstüne çıkarılmaya azmedildiği andan başlayarak bütün insanlık için bir tehdit olan altın, kömür, elmas, zirkonyum ya da her ne haspaysa onlara sahip olmak için dünyayı ve hayatı katletmek akılsızlık ve hatta manyaklık değil de nedir?
Akıl ve akıllı olmak üzerine yeniden yeniden düşünmeliyiz, evladımızın hep on almasını istemek mi bir anne bir baba olarak akıllı olduğumuzu gösterecek, yoksa evladın arkadaş çevresi olan, paylaşmayı dostluğu bilen, seven, sevilen güler yüzlü bir çocuk olmasını istemek mi?
Aklın ne olduğuna eğer karar verebilirsek, KKTC gibi su sıkıntısı çeken bir ülke ve devlette bunca yüzme havuzu, hem de pek çoğu denize sıfır villalarda olmasının, 82 çim saha olmasının ve fakat okul çeşmelerinden içilebilir kalite su akmamasının ancak ve yalnız topyekûn akılsız olduğumuzun kanıtı değil midir?
Zerre aklı olan bu şeyi şey eder miydi?
Ettiler ve edecekler…
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
