Diplomasideki resmi söylemlerle sahadaki gerçek adımlar arasındaki fark en çok Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde görülüyor.
Libya iç savaşının şekillendiği son on beş yıllık süreçte Doğu Libya’yı kontrol eden Halife Hafter yönetimi ile İsrail arasındaki temaslar her iki tarafça sürekli inkar ediliyor. Ancak istihbarat ve diplomasi koridorlarında bunun çok somut karşılıkları var. Bölgedeki enerji kaynakları ve jeopolitik çıkarlar bu gizli ilişkinin temelini oluşturuyor.
Kaddafi dönemi sonrasında parçalanan Libya’da doğu merkezli askeri yapının lideri Halife Hafter uluslararası destek arayışına girmişti. Sovyetlerde askeri akademiden mezun olan, uzun yıllar CIA için çalıştığı öne sürülen ve aynı zamanda ABD vatandaşı olan Hafter kendini Washington, Tel Aviv, Abu Dabi ve Kahire’ye radikal yapılara karşı istikrar garantörü olarak sundu. Bu aslında Türkiye’nin desteklediği gruplarla savaş anlamına geliyordu. İsrail için bu gayriresmi ilişki Doğu Akdeniz enerji hatlarının güvenliği ve Hamas gibi gruplara silah akışının engellenmesi açısından büyük önem taşıyordu.
İlişkinin geçmişinde ilginç bir çelişki yatıyor. Genç bir subayken 1973 savaşında İsrail’e karşı Mısır saflarında savaşan Hafter, 2014 yılında başlattığı operasyonla askeri pragmatizmi öne çıkardı. Müslüman Kardeşler ve diğer milislere karşı yürüttüğü savaş Tel Aviv’de hemen yankı buldu. İsrail resmi olarak taraf olmaktan kaçınsa da, Amman ve Kahire’deki gizli görüşmelerle Hafter güçlerine istihbarat ve özel askeri teçhizat sağladığı artık biliniyor.
Son yıllarda temasların merkezi yaşlanan Halife Hafter’den yavaş yavaş oğlu Saddam Hafter’e kaydı. İsrail güvenlik bürokrasisi Doğu Libya’da uzun süre iktidarda kalabilecek genç figürlerle çalışmayı tercih ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) aracılığıyla İsrailli bir halkla ilişkiler firmasıyla son anda gerçekleştirilemeyen seçim süreci için anlaşmalar yapıldı. Saddam Hafter özel jetiyle Tel Aviv’e inerek Mossad yetkilileriyle görüştü ve destek karşılığında olası bir başkanlıkta İsrail ile normalleşme sözü verdi. Ailenin özel uçaklarının Tel Aviv ziyaretleri defalarca doğrulandı.
Mayıs 2025’den itibaren Saddam Hafter, Washington hattında Ballard Partners şirketi ile çalışmaya başladı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Özel Temsilci Massad Boulos ile temas kurdu. Hatta, 28 Eylül 2026’da Abu Dabi’de Netanyahu ile yapılan gizli görüşme iddiaları da bu diplomatik atağın bir parçası olarak görülmektedir. Peşinen söyleyeyim, Suriye’den sonra Libya’da da İsrail ve ABD’nin isteği gerçekleşecek. İsrail ve ABD kökenli lobi şirketleriyle çalışan Hafter ailesinin şimdi arkasındaki en büyük destek Türkiye olacak. Zaten Libya’nın Tom Barrack’ı olan ABD’nin Libya temsilcisi Massad Boulos’un planında Saddam Hafter’in devlet başkanı olması öngörülüyor.
Yakın geçmişte Trablus Hükümeti Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, İsrail Dışişleri Bakanı ile görüşmesi basına yansıyınca ülkeden kaçmak zorunda kalmıştı. Bu olay Libya’da İsrail ile resmi normalleşmenin ne kadar riskli ve adeta siyasi bir intihar olduğunu gösterdi. Bu yüzden Hafter ailesi temaslarını tamamen BAE ve Mısır kalkanı altında gizlice yürütüyor. Kahire sık sık Mossad ve Hafter temsilcilerinin buluşma adresi oldu. BAE ise İsrail ile kurduğu stratejik ortaklık sayesinde Hafter ailesine finansal ve lojistik kalkan sağladı ve halen devam ediyor.
İsrail’in ilgisi sadece Libya’nın iç siyasetiyle sınırlı değil. Ankara’nın Trablus ile imzaladığı deniz yetki anlaşmasındaki ısrarını bir tehditten çok fırsat olarak gören İsrail adımlarını daha dikkatli atıyor. Asıl amacı gelecekteki olası iktidarda şimdiden yer tutmak olan İsrail bu yüzden Hafter’in Türkiye tarafından desteklenmesinin de önünü açtı. Türkiye ile imzalanan deniz yetki sınırlandırması anlaşmasının bizzat Hafter koordinasyonunda onaylandığı biliniyor.
Sonuç olarak Hafter ailesi ile İsrail arasındaki temaslar ideolojik bir yakınlıktan çok tamamen çıkara dayalı bir gerçek politik ilişkidir. Artık Hafter’in arkasındaki en büyük güç Batı Libya ile de stratejik ilişkileri bulunan Türkiye olacak. İsrail ise bu tabloda adeta bir taşla birkaç kuş vuruyor. Türkiye ile Avrupa ilişkileri ne kadar gerilerse İsrail bundan o kadar mutlu oluyor. İsrail aynı zamanda yaptığı resmi açıklamalarla Mısır ve Yunanistan’ın yanında yer alıp Türkiye karşıtı cephenin güçlenmesini de sağladı.
Libya halkındaki yoğun İsrail karşıtlığı nedeniyle bu karmaşık ilişkilerin uzun bir süre daha sadece kapalı kapılar ardında sürmesi bekleniyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
