Cuma, 23 Eki 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

İki ülke İki muhalefet bir soru

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 23 Ekim 2026 19:48
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Türkiye ile Rusya, özellikle son yıllarda siyasi sistemleriyle sık sık birbirlerine benzetilen ülkeler.

Zaman zaman Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında da hem yönetim tarzları hem de kişilikleri açısından paralellikler kurulur.

Pek konuşulmayan ise Türkiye’deki ve Rusya’daki muhalefetin de ortak yönlerinin bulunması. Tabii “Rus muhalefeti” derken iki ayrı olgudan söz ediyoruz. Birincisi, parlamentodaki muhalefet; yani Komünist Parti başta, ara sıra bağırır çağırır görünmek dışında kurallarını iktidarın belirlediği oyunu en küçük bir yüksünme olmadan oynayan “resmî” muhalefet. Diğeri ise, Kremlin’in çizdiği sınırların dışına çıkan, bu nedenle seçimlere katılması büyük ölçüde engellenen, gerçek anlamda rejim değişikliği hedefleyen ancak bir türlü büyük kitlelere ulaşamayan marjinelleştirilmiş muhalifler.

Türkiye’de şu anda ana muhalefet konumunda bulunan YENİ Parti bir yandan ne tam olarak Rusya’da birinci gruba ne de ikinci gruba benziyor ama diğer yandan ikisiyle de bazı ortak yönler taşıyor.

Rusya’daki parlamento muhalefeti iktidarın çizdiği sınırlar içinde kaldığı için üzerinde herhangi baskıdan söz edilemez. Buna karşılık YENİ Parti, özellikle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklandığı 23 Mart 2025 tarihinden bu yana zor ve sıkıntılı bir sürecin içinde bulunuyor.

Rusya’daki parlamento muhalefetinin iktidara gelme arzusu sadece kağıt üzerinde. Buna karşılık YENİ Parti her fırsatta ilk seçimde iktidara geleceği iddiasında. Ancak parti bazı muhalif çevrelerde iktidarı sıkıştırmaktan kaçındığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Rusya’daki sistem dışı muhalefetle Türkiye’deki sistem içi muhaliflerin yanıt bulmaları gereken ortak bir soru var:

İktidara karşı çıkmak, iktidara alternatif olmak için yeterli mi?

İktidarın politikalarını eleştirmek, siyasi mücadelenin önemli bir parçası ama seçmene neyin değişeceğini, değişimin nasıl gerçekleştirileceğini ve yeni yönetimin nasıl işleyeceğini somut olarak anlatmak da gerekiyor.

Eski Rus diplomat Boris Bondarev geçenlerde The Moscow Times’ta yayımlanan yazısında, sistem dışına itilen aşırı marjinal muhalefetin yıllardır izlediği protesto oyu stratejisini eleştiriyor. 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından görevinden istifa eden tek bürokrat olan Bondarev’e göre, seçimlerin iktidarın kontrolünde olduğu bir ortamda sandıkta sembolik bir tercih yapmak, tek başına siyasi değişim sağlayamaz.

Bondarev, örnek olarak 2024 başkanlık seçimlerini gösteriyor. O seçim öncesi muhalefetin bir bölümü, savaş karşıtı aday olarak görülen Vladislav Davankov’a protesto oyu verilmesi çağrısında bulundu. Resmî sonuçlara göre Davankov yüzde 3,85, Kremlin’in adayı Vladimir Putin ise yüzde 87 oy aldı. Bondarev, bu sonuçların iktidar karşıtı gerçek eğilimleri ne ölçüde yansıttığının belirlenemediğini savunuyor. Eski diplomata göre asıl sorun, protesto oyunun ardında ne yapılacağına ilişkin somut bir planın bulunmaması. Bondarev, eylemler için bir strateji geliştirilmediği sürece sandıktaki sembolik tercihlerin kalıcı bir siyasi harekete dönüşmesinin zor olduğu görüşünde.

Bondarev’in eleştirisinin özü şu: Rus muhalefeti demokrasi, bağımsız yargı, insan hakları ve adil seçimler gibi ilkeleri savunmasına rağmen bunları somut bir siyasi programa dönüştürmekte yetersiz kalıyor.

Bondarev bu konuda tek değil, sistem dışı Rus muhalefetine yöneltilen bazı temel eleştiriler var. Bunlardan bazıları Rusya’ya özgü konular olsa da, Türkiye’de benzer eleştiriler YENİ Parti’ye de yöneltiliyor.

Rusya’daki eleştiriler şu dört başlık altında toplanıyor:

Bölünmüşlük ve liderlik kavgası

Sürgündeki ve yeraltındaki Rus muhalif gruplar, derin bir iç çekişme ve klikleşme içinde. Şimdiye kadar Putin’e yönelik tek gerçek muhalefet haraketinde önderlik eden Aleksey Navalnı’nın cezaevinde ölmesinin ardından ortaya çıkan liderlik boşluğunda eşi Yuliya Navalnaya, Rusya’dan kaçmak zorunda kalan oligak Mihail Hodorkovski, ünlü satranççı Garri Kasparov ve İlya Yaşin gibi isimler ortak bir cephe kurmak yerine sürekli birbirlerini suçluyor. Bu da tabanda büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor.

Halkın gerçekliklerinden kopuk olma

Muhalefetin lider kadrosunun büyük ölçüde Avrupa’da yaşaması, Rus halkının günlük ekonomik ve sosyal sorunlarından kopmalarına neden oluyor. Kremlin de bu kişileri “Batı güdümlü, Rus halkının çıkarlarını umursamayan elitler” diye propaganda unsuru olarak kullanıyor. Siyasi gözlemciler, muhalefetin Rusya’daki geniş taşra nüfusuna ve işçi sınıfına hitap edecek somut bir sosyoekonomik program sunamadığı görüşünde.

Savaş konusundaki muğlak tutum

Ukrayna ve Doğu Avrupa ülkeleri, Rus sistem dışı muhalefetine karşı büyük bir güvensizlik besliyor. Bunun en büyük sebebi, bazı muhalif liderlerin geçmişte Kırım’ın ilhakı veya Rusya’nın emperyal arzuları konusunda net bir pozisyon almaktan kaçınmış olması. Hatta Ukraynalı analistler, Rus muhalefetinin önceliğinin Ukrayna’nın zaferi değil, sadece Putin’in gitmesi olduğunu savunarak onları “gizli emperyalist” olmakla eleştiriyor.

Alternatif proje sunamamak

Muhalefetin sadece “Putin karşıtlığı” ve “yolsuzluk ifşaları” üzerine sıkıştığı, Putin sonrası Rusya için somut, kurumsal ve takvimli bir geçiş planı sunamadığı savunuluyor. Muhalifler, “Putin gidince ne olacak?” sorusuna ordunun, oligarkların, nükleer silahların ve genel olarak ülkenin nasıl yönetileceğine dair gerçekçi anayasal ve ekonomik reform projeleriyle cevap verememekle eleştiriliyorlar. Kısacası muhalefete yöneltilen en önemli eleştiri “gündemsizlik.”

Türkiye’de durum

Türkiye’de son dönemde muhalefetin yapısı önemli ölçüde değişti. Özgür Özel ve beraberindeki 90 milletvekilinin CHP’den ayrılmasıyla 24 Temmuz 2026’da kurulan YENİ Parti, TBMM’nin ana muhalefet partisi konumuna geçti. Bu gelişme, yalnızca Meclis’teki sandalye dağılımını değil, muhalefetin nasıl örgütleneceği ve iktidara nasıl alternatif oluşturacağı tartışmasını da yeni bir aşamaya taşıdı.

YENİ Parti açısından temel mesele, yeni bir siyasi isim ve örgüt kurmanın ötesine geçerek farklı seçmen kesimlerini ortak bir yönetim programında buluşturmak. Partinin açıkladığı programda parlamenter sistem, kuvvetler ayrılığı, sosyal devlet ve eşit vatandaşlık gibi başlıklar yer alıyor. Ancak programdaki hedeflerin nasıl uygulanacağı, ekonomik vaatlerin hangi kaynaklarla karşılanacağı ve kamu yönetiminde nasıl bir dönüşüm gerçekleştirileceği seçmene somut biçimde anlatılmak zorunda.

Örneğin, hayat pahalılığı ve gelir kaybı karşısında hangi ekonomik adımların atılacağı, emekli ve çalışanların alım gücünün nasıl artırılacağı, kamu kaynaklarının nasıl denetleneceği ve eğitim ile sağlık hizmetlerinin nasıl iyileştirileceği gibi soruların açık yanıtları gerekiyor.

Bir başka mesele, farklı seçmen gruplarını ortak bir siyasi hedef etrafında buluşturmak. Muhafazakârlar, milliyetçiler, laik ve cumhuriyetçi seçmenler, Kürt seçmenler ve gençler her konuda aynı beklentilere sahip değil. Bu kesimleri mevcut iktidara karşı bir araya getirmekle iktidar sonrasında izlenecek politikalar üzerinde uzlaşmak farklı.

YENİ Parti’ye yöneltilen eleştiriler arasında sağcı isimleri bünyesine katmak, yeterince sert ve birleştirici bir muhalefet cephesi oluşturamamak ve toplumsal muhalefeti meydanlara sıkıştırmak da bulunuyor.

Sonuç olarak, Rusya’da ve Türkiye’de mesele aynı soruda düğümleniyor:

Muhalefet, iktidarın politikalarına tepki vermenin ötesinde kendi siyasi projesini ne ölçüde ortaya koyabiliyor?

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiPolitikaRusya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale 1. Twitter Savaşı
Sonraki Makale “Habere Özgürlük Yürüyüşü”

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Kentleşmek başka kentli olmak başka

İsmail Boy
23 Ekim 2026
ManşetSerbest Kürsü

Osmanlı’da “yandaş” düzen

Halil Ocaklı
23 Ekim 2026
ManşetSerbest Kürsü

Diploma mı algoritma mı? 

Nazife İdil Özkol
23 Ekim 2026
GünlükManşet

“Habere Özgürlük Yürüyüşü”

Medya Günlüğü
23 Ekim 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?