Pazar, 11 Eki 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe YazılarıManşet

Betelerin öz evladı Bouabre

Dr. Nevin Sütlaş
Son güncelleme: 11 Ekim 2026 05:21
Dr. Nevin Sütlaş
Paylaş
Paylaş

“Büyük aileler halinde yaşarlar. Hürmet ettikleri yaşlılarının sözleri sülalenin alacağı kararlarda kanun gibidir. Çocuklar ana babasından çok el birliğiyle, gelenek ve adetlere saygı göstermesi öğretilerek büyütülür. Geleneksel dans ve müziklerine çok düşkünler. Düğünleri olduğu kadar cenazeleri de görkemlidir” desem aklınıza kimler gelir?

Ancak yanıldınız. Afrika’nın Fildişi Sahilleri diye bilinen güney batı kıyılarının yerlilerinden olan “Bete” halkından söz ediyorum çünkü. Tarım ve avcılıkla geçinen, biraz da balıkçılık yapan bu halk, turistlerin görmeye can attığı davullu maskeli dansların göstericileri. “Tamtam çalan vahşiler” diye ezberletilenlerden yani.

Fransızların sömürgeleştirerek kakao ve kahve yetiştiriciliğini dayattığı, bunu yapabilmek için de Hristiyanlaştırdığı, 1970’lerde Müslüman misyonerliğine de uğramış olan bu toplum özünde hayvanların kutsallığına inandığı için dini ve diğer törenlerinde hayvan görüntüsüne bürünüyor hala.

Dünyanın sivri akıllıları Mars’a taşınmanın peşindeyken, Bete halkının hâlâ içme suyu, okul ve hastane gibi temel ihtiyaçları karşılanamamış durumda. “Maske takıp tepinerek tapınmaktan vaz geçsinler, uygarlaşıp (!) dua etmeyi öğrensinler” diye uğraşanların ellerine tutuşturdukları İncilleri ve Kuranları var ama yazılı bir dilleri bile yok Betelerin. Okulu bırak, bakkala gidecek doğru dürüst yolları da yok köylerinde hâlâ.

Afrika’nın o bölgesine Fildişi sahilleri denmesi rastlantı değil. Fransız sömürgenler, Afrika’nın azman yerlisi olan fillerin söktükleri dişlerini gemilerine oralardan yükledikleri için adı Fildişi sahilleri (Ivory Coasts).

Beteler, Fildişi sahillerinin Kızılderilileri olan Kru halkının bir kabilesi. 93 büyük sülaleleri var. Fransız sömürgecilere direnmiyor da değiller, aslen kıyı insanı da değiller. 17. yüzyıla kadar Afrika çöllerinde yaşarken yurt bildikleri yerlerden sürüle sürüle güney batı kıyılarına erişmişler. Hiçbir zaman kendilerine ait bir devletleri olamadıysa da bir ara toparlanıp resmen bir başkan da seçmişler. O hapse atılınca başkasını seçmişler. Ha bire isyan edip durmuşlar. Ancak nafile. Nihayet 1970’de bir hükümet kurup bağımsızlıklarını bile ilan etmişler. Sonucu tahmin edebilirsiniz: Soykırıma uğramışlar (Guébié genocide).

Halen Fildişi sahillerindeki köylerde yaşayan Beteler ataerkil bir düzen sürdürüyorlar. Erkekleri çok eşli. Gerçi bölgede hüküm süren hükümet çok eşliliği yasaklamış ama hâlâ kadınların yarısı kumalarıyla yaşamayı sürdürmek zorunda.

Betelerin azı Müslüman çoğu Katolik ya da Protestan ama hâlâ maskeli ayinleri sürdürüyorlar. Maske Betelerin sanatsal yaratıcılıklarının doruğu. Her biri ayrı güzel ve özel. Her köyün bir tane asıl maskesi var. Bu büyük ve tek maske köyü koruyan ilahi güçleri temsil ediyor. İkinci tip maskeleri ise ayin ve eğlencelerinde dans ederken takıyorlar. Üçüncü tip maskeleri ise oğlan çocukları maskeli dansları öğrenirken takıyor. İşin ilginci maske takan dansçıların erkek ama maskelerin çoğunun kadın suratı şeklinde oluşu.

Maskeli dansların birkaç farklı amacı var. Birincisi köylerini korumak ve kötü ruhlardan temizlemek. Diğeri ölmüşlerini yolculamak ve atalarını anmak. Bir diğer maskeli dans nedeni de konuklarını ağırlamak. Zaman değiştikçe bu danslara yüklenen anlamlarda da değişiklikler olmuş. Şimdilerde sadece eğlenmek için yapıldığı gibi tuttukları yas bittiğinde de maskeli danslar yapılıyormuş örneğin.

Maskeden başka tahta oyma heykeller de yapıyorlar. Törenlerinde kadın atalarını anmak için kullandıkları bu heykeller maskelerin tersine pek de incelikli yapılmıyor. Daha çok soyut ve kaba şekilliler. Kadın ve erkek heykellerinde cinsel organlar oldukça abartılı. Üremeye dolayısıyla hayatın devamlılığına vurgu için.

Bete dili, Kru dil ailesinden. Beteli sanatçı Frédéric Bruly Bouabre 1950’lerde bir alfabe geliştiriyor yazılı bir dilleri olsun diye. Başka alfabelere pek de benzemeyen, tanıdık objelerin şekillerinden oluşan bu alfabe sayesinde artık kısmen de olsa yazabiliyorlar.

Frédéric Bruly Bouabre olmasa benim de Bete diye bir halktan haberim olmayacaktı. 1923’de Fildişi sahillerinde doğup 2014 yılında yine orada ölen bu sanatçı, eline geçen kartpostal boyutundaki karton parçalarına çiziktirdikleriyle kendini ifade ettiğini fark etmiş. 1948’de ülkesinin sömürgecileri onu fark ettikten sonra da bulduğu eski Fransız LP’lerin karton kılıflarının boş iç yüzüne resim yapmaya başlamış. Onca yoklukta şövaleye yerleştireceği kanvasa yapacak değil ya. Bilgisini görgüsünü, hissini düşüncesini, halkının ve kendisinin gündelik hayatını bulduğu mecraya resmetmekle geçmiş ömrü. Bete alfabesini de resim yeteneği sayesinde oluşturmuş.

Bouabre, 1989 yılında Paris’te açılan bir sergi sayesinde dünya çapında tanınmış. Ölümünden çok sonra 2022 yılında ilk kez Amerika’da New York’taki Modern Sanat Müzesinde eserleri sergilenmiş. Bu yıl da Florida’nın Boca Raton Sanat müzesinde Amerika’daki ikinci sergisi açılmış.

Yaşadığım mahallenin müzesinde, adını hiç duymadığım bir ressamın primitif resimlerinden bir şey anlamaya çalışırken öğrendim içinden çıktığı halkı da kendisini de. Bete halkını öğrenince anladım Bouabre’nin resimlerinde cinsel organları niye öyle abartılı çizdiğini. Bir de sürekli mum çizmesinin nedenini. Karanlıktaysan aydınlığın peşine düşüyorsun doğal olarak…

Hayatta kalabilmek her insanın olduğu gibi her halkın da hakkı. Yerinden yurdundan edilmeden yaşayabilmek de hakkı. Yurduna göz dikenleri de düpedüz işgal edenleri de kovmak da hakkı. Sömürüye direnmek de insanlık hakkı. Ancak başarı herkese nasip olmuyor işte…

Hiç umudum yok ama gün gelip de bir gün, kendi yurtlarında sömürmeden ve sömürülmeden yaşayabilirse eğer insanlar, işte o gün tamtamlar eşliğinde topluca dans etmek gerekecek. Aydınlığa ulaşan merdiven basamaklarını döşeyen maskeli ya da maskesiz bütün sanatçıları kutlamak için.

Not. Buraya kadar okuduğunuza göre Bete halkının öz evladı Bouabre’nin resimlerine de göz atıverin bence.

Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanDr. Nevin Sütlaş
Takip et:
1959 yılında Adapazarı’nda doğdu, İstanbul Üniversitesinde Tıp doktoru, Bakırköy Akıl Hastanesinde Nöroloji Uzmanı oldu ve aynı hastanede 30 yıl eğitim görevlisi hekim olarak çalıştı. Beynin damar ve enfeksiyon hastalıkları, yoğun bakım, hasta beslenmesi, açlık grevi/ ölüm orucu ve Multipl Skleroz konularında çalıştı. Sağlık sisteminin özelleştirilmesi sürecinde uğradığı mobing yüzünden 2016 yılında aktif meslek yaşamını sonlandırdı. Beyin ile ilgili bilimsel bilgiler temelinde topluma yönelik kitaplar yazmayı sürdürüyor. Florida'da yaşıyor. Web sayfası: http://www.nevinsutlas.net/index.html Elektronik posta: calisal01@yahoo.com
Önceki Makale 16. yüzyıl tekrar mı ediyor?
Sonraki Makale Ruslardan Türk futboluna “fantastik” yorum

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Ruslardan Türk futboluna “fantastik” yorum

Medya Günlüğü
11 Ekim 2026
ManşetSerbest Kürsü

16. yüzyıl tekrar mı ediyor?

Metin Gülbay
11 Ekim 2026
ManşetSerbest Kürsü

Psikolojik “bubi tuzakları”

İrfan Muhtar
11 Ekim 2026
ManşetSerbest Kürsü

Ortak belleğin bilimi

Aleks Saro Bağdikyan
11 Ekim 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?