Amasya’nın Merzifon ve Gümüşhacıköy ilçelerinde 30 Eylül’de düzenlenen bir operasyon sosyal medyada ekranıma düşünce beni bir kez daha hayretler içerisinde bıraktı.
Önce inanamadım ve sonrasında açık kaynaklarda araştırdığımda, Suluova Yeni Haber gazetesi ve Anadolu Ajansı muhabiri Murat Arslan’ın haberinin doğru olduğunu öğrendim. Bu olay taşrada bir ilimizde yalnızca bir “av bayisi baskını” olarak geçiştirilemez. 58 bin 372 tabanca fişeği, 19 ruhsatsız tüfek, 4 ruhsatsız tabanca ve yüzlerce kuru sıkı silah… Bunlar, “av malzemesi satıyoruz” tabelası asılı dükkânlardan çıkanlar. Üstelik polisin üç ay süren fiziki ve teknik takip sonucunda.
Asıl soru şudur: Ruhsatlı bir silah ve av malzemesi dükkânında ruhsatsız silah, ruhsatsız mermi ve ruhsatsız tüfek nasıl bulunur?
Daha da önemlisi, bu malzemeler kimlere satılıyor?
Türkiye’de silah ruhsatı almak ciddi prosedürlere bağlıdır. Sağlık raporu, adli sicil belgesi, ikamet şartı, eğitim, iş durumu, işveren olarak çalıştırılan sayısı, vergi ya da cirosal büyüklük, can güvenliği tehlikesi…
Peki ruhsatlı malzeme satış izni olan dükkânlar bu prosedürlerin olduğunu bilerek kanun ve yönetmeliklerin dışına çıkıp, ruhsatı olmayan kişilere mermi ve silah satabiliyorsa, sistemin neresinde delik var?
Suç istatistiklerinde sıkça duyduğumuz cümle şudur: “Eylemde kullanılan silahın nereden temin edildiği araştırılıyor.” Araştırmanın sonu çoğu zaman “kayıt dışı” ya da “bilinmeyen kaynak” ile biter. Oysa kaynak bazen en görünür yerdedir: Ruhsatlı görünen, denetimden geçmiş, yasal ticaret yaptığı varsayılan dükkânlar.
Av bayileri, avcılık kültürünün meşru bir parçasıdır. Ancak bazılarının, ruhsat kontrolü yapmadan mermi satması, ruhsatsız silah ve yedek parça temin etmesi, bu meşruiyeti çürütür. Bir dükkân hem yasal hem yasa dışı ticareti farklı raflarda ve tezgah altında aynı işletme içinde yürütebiliyorsa, denetim mekanizması ya yetersizdir ya da delik deşiktir.
Bu operasyon, yalnızca Amasya’daki birkaç kişiyle sınırlı bir olay değildir. Benzer yapıların başka illerde de var olup olmadığını sormak zorundayız. Çünkü sokakta, cinayette, gaspta, terör eyleminde kullanılan silahların bir kısmı, “nereden çıktı?” sorusuna cevap bulamıyor. Cevap bazen, “ruhsatlı dükkândan” çıkıyor olabilir.
Güvenlik politikası sadece operasyon yapmakla sınırlı kalmamalı. Ruhsatlı iş yerlerinin periyodik ve gerçek denetimi, stok, kayıt uyumsuzluklarının anında tespiti, mermi satışının ruhsatlı alıcıya sıkı bağlanması şarttır. Aksi takdirde, “ruhsatlı” ibaresi, yasa dışı ticaret için bir kalkan haline gelir.
Silahın kaynağı bilinmezse, suçun kaynağı da bilinmez.
Ruhsatlı dükkânlarda ruhsatsız silah satılıyorsa, “nereden çıktı bu silahlar?” sorusu artık samimiyetsizdir.
Kaynak belli.
Soru da belli.
Cevap ise, denetimin ciddiyetinde saklı.
Not: Görsel yapay zekâ ürünüdür.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
