Cumartesi, 26 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

Türkçenin bayram günü

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 26 Eylül 2026 16:58
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

“Dil Bayramı” olarak kutlanan 26 Eylül’ün hikâyesi bundan tam 94 yıl önce, İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda başladı.

Takvimler 26 Eylül 1932’yi gösteriyordu. Türkiye Cumhuriyeti henüz dokuz yaşındaydı. Cumhuriyetin siyasi ve toplumsal yapısı kadar kültür hayatında da büyük bir dönüşüm yaşanıyordu.

O gün Dolmabahçe Sarayı’nın büyük salonunda, Türkçenin geleceğini konuşmak üzere önemli bir toplantı başladı: Birinci Türk Dili Kurultayı.

Ve birkaç gün sonra, 26 Eylül’ün her yıl “Dil Bayramı” olarak kutlanmasına karar verilecekti.

Hikâyenin başlangıcı aslında 26 Eylül’den biraz daha eski.

Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kuruldu. Kurucuları Sâmih Rif’at, Ruşen Eşref, Celâl Sâhir ve Yakup Kadri’ydi.

Cemiyetin amacı oldukça açık biçimde ortaya konmuştu: Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini ortaya çıkarmak ve onu dünya dilleri arasında değerine yaraşır bir yere taşımak.

Bugünkü Türk Dil Kurumunun temeli de işte bu cemiyete dayanıyor.

Kuruluşundan yalnızca iki buçuk ay sonra ise ilk büyük toplantısını yapmaya hazırlanıyordu.

26 Eylül 1932’de Birinci Türk Dili Kurultayı başladı.

Kurultaya bilim insanları, edebiyatçılar, gazeteciler, şairler ve farklı alanlardan çok sayıda kişi katıldı. Yurt dışından dil bilimciler de toplantıya davet edilmişti.

Atatürk de dokuz gün süren kurultayın bütün oturumlarını izledi, bildirileri dinledi ve dil bilimcilerle görüştü. Kurultayı yaklaşık 3 bin kişinin takip ettiği belirtiliyor.

Bugünden bakınca belki sıradan bir bilim toplantısı gibi düşünülebilir.

Ama o dönemde mesele yalnızca dil bilimcilerin kendi aralarında konuştuğu akademik bir konu değildi.

Türkçenin araştırılması, sözlüğünün hazırlanması, Anadolu ve Rumeli ağızlarından kelimelerin derlenmesi, dil bilgisi çalışmalarının yapılması ve Türkçenin bilim ve kültür dili olarak geliştirilmesi hedefleniyordu.

Kurultayın son günlerinden birinde şair ve yazar Halit Fahri Ozansoy, başkanlığa bir dilekçe verdi.

Önerisi oldukça basitti:

Kurultayın başladığı 26 Eylül günü Dil Bayramı olarak kutlansın.

Kurultay üyeleri öneriyi oy birliğiyle kabul etti.

Böylece 26 Eylül, Türkçeyle ilgili bilimsel çalışmaların yanı sıra, Türk diline verilen önemin simge günü hâline geldi.

İşte bugün kutladığımız Dil Bayramı’nın başlangıcı bu.

Türk Dil Kurumu’nun adı da değişti

1932’de kurulan kurumun adı o tarihte Türk Dil Kurumu değildi.

İlk adı Türk Dili Tetkik Cemiyeti idi.

1934’te yapılan kurultayda adı Türk Dili Araştırma Kurumu olarak değiştirildi.

1936’daki kurultayda ise bugünkü adı olan Türk Dil Kurumu benimsendi.

Bu yıllarda Türkçeyle ilgili çalışmalar da hızlandı.

Sözlükler hazırlanıyor, Anadolu’nun farklı bölgelerinden kelimeler derleniyor, bilim ve eğitim alanlarında kullanılabilecek Türkçe terimler üzerinde çalışılıyordu.

Atatürk de bu çalışmaları yakından takip ediyordu.

Fakat Türkçenin sadeleştirilmesi süreci her zaman tartışmasız ilerlemedi.

1930’lu yıllarda yabancı kökenli kelimelerin yerine Türkçe karşılıklar bulunması konusunda oldukça hızlı bir çalışma yürütüldü. TDK’nin kendi tarihçesinde de bu dönemde “çok hızlı bir arılaştırma akımı” başladığı ve Atatürk’ün öncülük ettiği bu hareketin 1935 sonbaharına kadar sürdüğü belirtiliyor.

Daha sonra halkın diline yerleşmiş bazı kelimelerin çıkarılmasından vazgeçildi.

Yani bugün kullandığımız Türkçenin şekillenmesi, bir gecede gerçekleşen bir değişim değildi.

Denemeler, tartışmalar, yeni kelimeler, sözlük çalışmaları ve zaman içinde benimsenen ya da unutulan karşılıklarla ilerleyen uzun bir süreçti.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram 

EtiketlendiTürkçe
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Burgazada’nın “aykırı” kadını

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Burgazada’nın “aykırı” kadını

Medya Günlüğü
26 Eylül 2026
GünlükManşet

Viyana neden “düşmedi?”

Medya Günlüğü
26 Eylül 2026
GünlükManşet

“Batmayan güneş” Zeki Müren

Medya Günlüğü
26 Eylül 2026
GünlükManşet

Norveç’te bir tatlı huzur

Medya Günlüğü
26 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?