Cuma, 25 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
*Serbest Kürsü

Mora katliamının 205. yılı…

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 25 Eylül 2026 16:21
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülme dönemi, yalnızca toprakların kaybedildiği yıllar değildir.

Aynı zamanda insanların evlerini, köylerini, şehirlerini, yakınlarını ve yüzyıllardır yaşadıkları toprakları kaybettikleri büyük bir insani dram dönemidir. “Tarihten ders almayı bilmek” başlıklı geçen ay bu köşede yayınlanan yazımızda belirttiğimiz üzere 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarında Balkanlar’da, Kafkasya’da ve Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerinde çok sayıda Türk ve Müslüman öldürüldü, sürüldü veya göçe zorlandı.

Bu acı tarihin en çarpıcı örneklerinden biri, 1821’de Mora Yarımadası’nda yaşandı.

Osmanlı Devleti’ne karşı başlayan Mora İsyanı, kısa sürede bölgede yaşayan Müslüman nüfusu da hedef alan ağır şiddet olaylarına sahne oldu. Mora’daki Osmanlı yönetiminin önemli merkezlerinden Tripoliçe, aylar süren kuşatmanın ardından 23 Eylül 1821’de Yunan isyancıların eline geçti. Şehrin ele geçirilmesinin ardından büyük çaplı öldürme, yağma ve talan yaşandı. Kadın, çocuk ve yaşlıların da aralarında bulunduğu çok sayıda Müslüman sivil hayatını kaybetti.

Tripoliçe’de yaşananlar, Yunan İsyanı’nın en kanlı safhalarından biri olarak tarih araştırmalarında yer almaktadır. Katliamda hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin kaynaklarda farklı rakamlar verilmekle birlikte, olayın büyüklüğü ve sivillerin kitlesel biçimde öldürüldüğü konusunda tarihî kaynaklarda geniş ölçüde kayıt bulunmaktadır.

Türk Tarih Kurumunun çalışmalarında, 1821 İsyanı sırasında Mora Yarımadası genelinde yaklaşık 40 bin Müslüman Türk’ün öldürüldüğü ifade edilmektedir. Tripoliçe ise bu sürecin sembol şehirlerinden biri olmuştur.

Yaşananlar yalnızca insanların öldürülmesiyle de sınırlı kalmadı. Mora’daki Müslüman varlığının ortadan kalkması sürecinde ibadet yerleri, medreseler, mezarlıklar ve Osmanlı döneminden kalan çeşitli kültürel miras unsurları da büyük ölçüde tahrip edildi. Böylece yüzyıllardır bölgede yaşayan bir toplum, sadece nüfus olarak değil, bıraktığı tarihî ve kültürel izlerle birlikte büyük ölçüde ortadan kalktı.

Tripoliçe’nin düşüşü bu nedenle yalnızca askerî veya siyasi bir gelişme olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda Mora’nın demografik yapısının köklü biçimde değiştiği tarihsel sürecin önemli dönüm noktalarından biridir.

Aradan 205 yıl geçti.

Ancak Tripoliçe’de yaşananlar, savaşların ve milliyetçi çatışmaların en ağır bedelini çoğu zaman sivillerin ödediğini gösteren tarihî örneklerden biri olmayı sürdürüyor. Bu olayları hatırlamak, bugünün toplumları arasında yeni düşmanlıklar yaratmak için değil, geçmişte yaşanan insanlık dramlarının unutulmaması ve benzer acıların tekrarlanmaması için önemlidir.

Tarih yalnızca zaferleri, devletlerin kuruluşlarını ve savaş meydanlarını anlatmaz. Tarih aynı zamanda evlerini kaybedenlerin, göçe zorlananların ve hayatını kaybeden sivillerin de hikâyesidir.

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü, Akademisyen, Tarihçi Erhan Afyoncu, sosyal medyada bu konuda yaptığı bir paylaşımda şunları söyledi:

“Bu katliamlar 1821’den 1974’e kadar farklı coğrafyalarda devam etmiştir. Yunanistan’ın tarih boyunca katlettiği Türkler ve akraba topluluklar için ülkemizin en fazla ziyaret edilen yerlerine  vakit kaybetmeden Yunan katliam ve mezalim anıtları dikmeliyiz. Mora Türkleri Katliamı, Teselya Türkleri Katliamı, Adalar Denizi (Ege) Türkleri Katliamı, Girit Türkleri Katliamı, Balkan Savaşları Katliamı, Batı Trakya Türkleri Katliamı, Trakya İşgali Katliamı, Anadolu İşgali Katliamı anıtlarının önemli sanatkârlarımıza yaptırılıp, bir an önce dikilmesi katledilen onbinlerce masum Müslüman’ın anısını yaşatacaktır.”

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada da, 1821-1830  yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahalinin sistematik olarak katledildiği anımsatıldı. Bu  imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribatın eşlik ettiği vurgulandı. Tripoliçe katliamının 205. yıl dönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıldı. Tripoliçe’de 205 yıl önce hayatını kaybeden Müslüman Türk sivilleri biz de rahmetle anıyoruz.

Onların yaşadıkları da ortak tarihimizin ve tarihsel hafızamızın unutulmaması gereken bir parçasıdır.

Fotoğraf: Wikimedia

İlgili yazı:

Tarihten ders almayı bilmek…

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale Önce usul, sonra esas, sonra hayat

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Önce usul, sonra esas, sonra hayat

Dr. Nil Gönce
25 Eylül 2026
ManşetSerbest Kürsü

Dijital kalabalıklar yalnız ruhlar

Adil Gürkan
25 Eylül 2026
*Köşe Yazıları

Yatırımcılar neden “göremedi?..”

Metin Duyar
25 Eylül 2026
*Köşe Yazıları

New York’ta büyük sözler küçük ihtimaller

Aydın Sezer
23 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?